Hilâl KAPLAN
Demokratik Gelişim Enstitüsü'nün düzenlediği ve İrlanda Dışişleri Bakanlığı'nın ev sahipliğini yaptığı, İrlanda barış süreci hakkında bilgilenmek için Türkiye'den kalabalık bir heyetin katıldığı toplantıdan sonra yurda döndük. Ak Parti, CHP ve BDP'den toplam sekiz milletvekiliyle Kürt meselesine kafa yoran gazeteci, akademisyen ve sivil toplumcuların bulunduğu bu gezi sanırım sadece benim için değil, tüm katılımcılar için de çok öğretici bir deneyim oldu. Üstelik yumrukların sıkıldığı ve safların sıklaştığı kritik bir dönemde barışı dert edinen böyle bir çabanın olması bile tek başına oldukça anlamlı.
Yarından itibaren gezideki toplantıların ayrıntılarını bu köşede ele almaya çalışacağım ancak İrlanda barış sürecine geçmeden önce barışla sonuçlanan çatışmanın tarihsel arka planını ve altında yatan sosyolojik dinamikleri irdelemek gerek.
İrlanda'da uzun yıllar Britanya hakimiyeti devam etmiş, bugün Kuzey İrlanda'da hâlen devam ediyor denebilir. İrlanda toplumunu ayıran temel siyasî tartışma, Britanya hakimiyetinin devamını isteyenler ile istemeyenler arasında sürüyor. Bu ayrılığın kökeniyse teorik olarak Hıristiyanlık içindeki Reformasyon dönemine, tarihsel kırılma noktası olaraksa 1690'de Katolik olan Kral James ile Protestan olan Kral William arasında gerçekleşen Boyne Savaşı'na kadar geri götürülebilir. Katolik olan Kral James, bu savaşta yenildiğinden İrlanda'da Protestan hakimiyeti uzun yıllar devam etmiş. Bu gün bile, 12 Temmuzlarda yapılan Boyne Savaşı anmalarında Kuzey İrlanda'daki Protestan İrlandalıların askerî yürüyüş yapıp Katolik mahallelerine yakın mekânlardan geçmeleri sorun yaratabiliyor.
Zamanına göre bile oldukça merkezî ve katı bir yönetim anlayışını benimseyen Britanya hakimiyetinden kaynaklanan bastırılmışlık, ara sıra ortaya çıkan küçük isyanlar istisna edilirse, uzun süre devam ediyor. 1916'da dört İrlandalı isyan lideri postaneyi basıp 800 yıllık Britanya hakimiyetine karşı bağımsızlık bildirisi yayınlıyorlar. Bildiri anında Dublin'de yayılıyor. Britanya ise tipik bir sömürgeci devletin yaptığını yapıp isyancıları yakalatarak kurşuna dizdiriyor. Halk ayaklanıyor. Sonunda kısa bir zaman içinde, Protestan nüfusun yoğun olduğu Kuzey İrlanda dışarıda bırakılarak, 1921'de İrlanda'nın bağımsızlığı kabul edilmek zorunda kalınıyor. (Postane bildirisi şu anda İrlanda Cumhuriyeti'nin parlamento binasının girişinde asılı...)
Kuzey İrlanda'da Protestanlar ve Katolikler hayatları boyunca nerdeyse diğer mezhepten kimseyle tanışmadan yaşıyorlar. İlkokuldan üniversiteye, oturulan mahallerden evlilik seçimlerine kadar iki mezhep mensuplarını tam ortadan ikiye ayıran bir hayat biçimi hüküm sürüyor. Güneyde yer alan İrlanda Cumhuriyeti'ndeyse siyasal hakimiyet tamamen İrlandalılara ait olduğundan ve Protestanların büyük çoğunluğu da zaten Kuzey İrlanda'da yaşadığından toplumsal açıdan büyük bir bölünmüşlük yok denebilir.
Toplumsal ayrışmanın bu kadar yoğun yaşandığı bir coğrafyada barış sürecinin taraflarıyla görüşürken "Türkiye'de neden olmasın?" sorusu ister istemez sık sık aklıma düşüyor. Sekiz yüz yıllık bir tarihi olan, son elli yılının otuz yılını iç savaşla geçirmiş, kadın-çocuk binlerce sivilin ölümüne sebep olan, tam ortasından bölünmüş bir toplum söz konusu olduğunda bile barış tesis edilebilmiş, IRA'nın silah bırakması sağlanabilmişse gerçekten "Türkiye'de neden olmasın?" Kürt meselesinin tarihi yüz yıldan bile daha azken, Kürtlerin büyük çoğunluğu kendisini "Türk devletinin sömürgesi" olarak görmüyorken, otuz yıldır süren savaş iç savaşa evrilmemişken, Türklerle Kürtler hayatın her alanında beraber var olabiliyorlarken Türkiye'de neden olmasın?
Yarın, İrlanda barış süreciyle Türkiye'deki süreci karşılaştırıp bu soruya cevap arayarak devam edeceğiz.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları














































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.06.2019
27.05.2019
6.05.2019
1.05.2019
29.04.2019
24.04.2019
16.04.2019
15.04.2019
12.04.2019
8.02.2019