İbrahim Karagül
Türkiye’nin hiçbir meselesi yerel değildir. Ekonomiden güvenliğe, iç iktidar yapısından bölgesel ve küresel gelişmelere kadar hiçbir mesele Türkiye ile başlayıp biten mesele değildir. Bazı gelişmelere takılıp içeride intikam peşinde olanların, o örneklerden kendilerine bir şey çıkarmaya çalışanların kesinlikle başka ajandaları vardır.
Brunson olayından Cemal Kaşıkçı meselesine, dolar saldırısından Münbiç’e ve Fırat’ın Doğu’suna, Türkiye ile ABD arasındaki çok boyutlu uzlaşmazlıklardan 15 Temmuz saldırısına, Türkiye-Suudi Arabistan geriliminden içeride bu gelişmelerden muhalefet ve müdahale alanları çıkarmaya çalışanlara kadar, her şey çok boyutlu, çok cepheli, çok denklemli, kesinlikle tamamen Türkiye’nin “zaafları”yla sınırlı olmayan meselelerdir.
Kimse bu olaylarda “içeriden müdahale” fırsatı aramasın!
Hiçbir düşmanlığın, hiçbir dostluğun kalıcı olmadığı bir dünya biçimleniyor. Hiçbir sorunun yerel olmadığı bir dünya şekilleniyor. Bu yüzden kimse ezberden konuşmasın. Her genelleme kısa bir süre sonra kendisiyle çelişecektir. Dünyada büyük ülke, büyük güç kalmamıştır. Her güç, etkin hareket edince, çok daha büyük güçleri hareketsiz hale getirebiliyor, kilitliyor, ayarını bozabiliyor.
Bu gerçekler ortada iken, kimse “içeriden operasyon”a girişip ucuz söylemler üzerinden siyasi hesaplar gütmesin, Türkiye kamuoyunun zihinlerini bulandırıp onları çokuluslu yeni müdahalelere açık hale getirmeye çalışmasın.
Kaşıkçı olayı sadece cinayet, sadece adam kaçırma değil..
Gazeteci Cemal Kaşıkçı olayı, işte bu çokuluslu paketlerden biridir. Asla sadece bir cinayet, sadece adam kaçırma, sadece bir muhalifi devre dışı bırakmayla sınırlı değildir. Asla sadece Türkiye ile, sadece Suudi Arabistan ile sınırlı değildir. Asla sadece Veliaht Selman’ın çılgınlıklarıyla, BAE Veliahtı Muhammed Bin Zaid’in kişisel hesaplarıyla sınırlı değildir.
ABD’den Avrupa’ya, Suudi iç iktidar yapısından Türkiye-S. Arabistan ayrışmasına, coğrafyanın yeniden dizaynından Suudi-İran savaşı senaryolarına, Katar-Türkiye yakınlığından Suriye savaşı sonrası açılması planlanan Basra Körfezi cephesinden ABD-İsrail-Mısır-Suud-BAE eksenine kadar çok boyutlu karanlık bir olaydır.
Kaşıkçı ve arkasındaki ‘karanlık senaryolar’ aydınlatılmazsa ne olur?
Bu yüzden, Kaşıkçı cinayeti bir an önce aydınlatılmalıdır. Ama Kaşıkçı meselesinin arkasındaki karanlık hesaplar da bir an önce aydınlatılmalıdır. Aydınlatılamazsa ne olur? Türkiye’de yeni müdahale hazırlıkları aydınlatılamamış olur. Türkiye ile Arap dünyasını birbirinden koparmaya dönük planlar aydınlatılamamış olur. Suriye’nin kuzeyindeki hesaplar, Mısır’daki Sisi darbesinin mahiyeti anlaşılamamış olur. Suriye sonrası nasıl bir çokuluslu proje hazırlandığı, bu projenin bütün bölgeyi nasıl sarsacağı öngörülememiş olur.
Ankara ve Riyad ABD’nin müdahale kapısını kapatsın
Türkiye ve S. Arabistan, Kaşıkçı olayının uluslararası müdahaleyi çağıran, iki ülkeyi de provoke etmeyi amaçlayan bütün kapılarını kapatmalı. ABD’nin olaya müdahalesi, Dışişleri Bakanı’nı göndermesi, “yoksa sizi cezalandırırız” söylemi, olayda Mısır istihbaratı ve BAE’nin rolü endişe vericidir ve çokuluslu müdahalenin ipuçlarını sunmaktadır.
Bölge ülkeleri arasındaki uyuşmazlıklara, gerilimlere, çatışmalara hatta farklı görüşlerin arasına “sızan” her Batılı müdahale, çok ağır bölgesel sorunlara yol açıyor. Bugüne kadar hep böyle olmuştur. Onların müdahil olduğu hiçbir sorun çözülememiş, karanlıkta kalmış, onlar da bunun üzerinden başka senaryolar uygulamıştır. Çünkü o oyunu büyük oranda onlar kurmuştur.
Türkiye ve S. Arabistan’ın ‘içeriden operasyon’cuları ve Rus uçağı meselesi…
Bölge ülkeleri kendi içyapılarına, söz konusu çokuluslu müdahaleler cephesinde hareket edenlere, “içeriden operasyoncular”a özellikle dikkat etmeli. Bugünlerde bu konu çok daha acil hale gelmiştir. Suriye savaşı başlarken Türkiye içinde başlatılan kamuoyu çalışması benzeri bir psikolojik operasyona müsaade edilmemelidir. Çünkü biz, Gezi olaylarından bu yana o çokuluslu senaryoların doğrudan tanığıyız, nasıl yapıldığını biliyoruz, bu yüzden alarm durumunda olmalıyız.
S. Arabistan açısından baktığımızda, bazı iktidar çevrelerinin ABD ve İsrail’le ortak iradelerinin hem S. Arabistan’a hem bölgeye nasıl ayrışmalar getirdiğini, nasıl yeni müdahale alanları açtığını da görüyoruz. Özellikle bu çevrelerin “İran’la savaş, Türkiye ile düşman ol” tezini nasıl işlediklerini, senaryonun aslında doğrudan S. Arabistan’ın imhasına dönük olduğunu da biliyoruz.
Türkiye’de Rus uçağının düşürülmesi “vatansever” bir savunma hareketi olarak pazarlanırken daha sonra Türkiye ile Rusya’yı karşı karşıya getirip Suriye’de iş bitirmeye, 15 Temmuz’a yol açmaya, Türkiye’yi yalnız ve savunmasız bırakmaya dönük senaryo olduğunu gördük.
Türkiye ile Arap dünyasını karşı karşıyla getirme planı
Türkiye ile Arap dünyasını karşı karşıya getirmeye dönük bir plan işletiliyor. Onlara “Osmanlı korkusu” pazarlanarak Arap sokaklarında “Türkiye düşmanlığı” tezi işleniyor. Bu plan, coğrafyamıza yönelik büyük bir yıkım projesidir.
Bin Zaid ve Bin Selman gibi yeni tür Arap lider profili oluşturularak, bu proje için dolduruşa getiriliyor. Yeni bir Arap milliyetçiliği dalgası inşa edilerek Arap dünyası Türkiye ve İran’a karşı savaşa sürülmek isteniyor.
Bu liderler, Türkiye ve Erdoğan’a karşı her alanda sahaya sürüldü. Teröre ve darbelere destek dâhil, şok edici senaryolara açık destek veriyorlar. Ama Türkiye, bunun Batılı büyük bir hesap olduğunu gördü. Hem Türkiye hem coğrafyanın tamamına yönelik Batılı istilânın parçası olduğunu gördü. Bu yüzden son derece dikkatli hareket ediyor, Arap dünyasının da görmesini bekliyor.
Uyanın, hepimiz aynı gemideyiz!
Irak işgali, Suriye savaşı, DEAŞ, PKK projesi, 15 Temmuz ve bu yeni “Arap dalgası” yüz yıl sonra coğrafyamıza yönelik büyük senaryonun, harita çalışmasının parçasıdır. Yüz yıl önceki cepheler kuruluyor. Oysa sanılanın aksine, hepimiz aynı gemideyiz.
Bu proje Irak ve Suriye’yi yuttu. Şimdi Türkiye, S. Arabistan, İran’a dayandı. Bu üç büyük ülke arasındaki çatışma ve cepheleşme planları başarıya ulaşırsa bütün coğrafya çökecek. Fırat’ın Doğu’sunda yürütülen harita çalışması bunun bir parçası. Türkiye-Arap dünyası arasında bir tampon bölge, duvar inşa ediliyor. S. Arabistan Türkiye ile birlikte bunu boşa çıkarmak için çalışmalı.
Arap-İran savaşının önüne geçilmeli, ‘İslâm iç savaşı’ planı boşa çıkarılmalı
Ama hem Arap dünyasında hem Türkiye içinde bu çerçevede gizli gündemi olanlar var. Açık ve örtülü bütün çalışmaları biliniyor. Türkiye içindeki yeni muhalefet ve müdahale oluşumu ile Türkiye karşıtı Arap dalgası bağlantılı.
İkisi de, Batılı istilânın, yeni bölge planlamalarının alt unsurları olarak planlandı ve uygulanıyor. Burada halklar arasında düşmanlık yok. Birileri bizi birbirimize kırdırmanın psikolojik altyapısını hazırlıyor, yeni oyunlar kuruyor.
Ankara-Riyad-Tahran arasında duvarlar inşa edilmesine izin verilmemeli. Bu, bizim kavgamız değil, onların kavgası. Başkalarının savaşı için ülkelerimizi imha etmeyelim. Yüz yıl önceki tuzaklara bir kez daha düşmeyelim.
Adamlar “İslâm iç savaşı” hazırlıkları yapıyor. Bu amaçla çok yakında Basra Körfezi’ni savaşa boğacaklar. Savaşı İslâm’ın kalbine yerleştirecekler. Tam bu dönemde Türkiye’yi hareket edemez hale getirmek istiyorlar.
Rus uçağı ve Suriye savaşı öncesi hazırlık çok önemli..
Kişisel olarak Türkiye ve coğrafya mücadelesinin üstünde bir duruşa inanmıyorum. Son birkaç yıldır, S. Suudi -İran-Türkiye eksenindeki “içeriden operasyon”ları izliyorum. Herkese anlatmaya çalıştım, başaramadım. Muhammed bin Zaid üzerinden servis ediliyor, Riyad yönetimi tuzağa düşürülüyordu.
Aklıma yeni bir Rus uçağı senaryosu olabilir mi, diye sorular geliyor. Bu konu önemli.. Suriye savaşının başlarında sahaya sürülen ve birçoklarını rehin alan senaryo geliyor. Birinde Türkiye-Rusya kapıştırılacaktı. Diğerinde Suriye bitti. Oyunu kim kurdu, nasıl oynuyor, bulmamız gereken bu.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları





































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.09.2021
26.07.2021
28.06.2021
17.06.2021
14.06.2021
10.06.2021
4.06.2021
31.05.2021
20.05.2021
17.05.2021