İbrahim Tenekeci
Geçtiğimiz cumartesi günkü yazımız biraz okunmuş görünüyor. Bazı boşlukları doldurmak isterim. İyi olur.
En küçük bir eleştiri karşısında bile şu yorum yapılabiliyor: “Gemiyi terk edecek galiba.” Yazmıştık, yine yazalım: Biz denizin kendisiyiz. Gemiler ve yolcular gelip gider, deniz yerinde kalır.
Türlü haksızlıklara maruz kalsak da küsmeyiz, gitmeyiz, siper değiştirmeyiz. Evet, ana gövde.
Halis niyetli uyarıların yapılması, eksiklerimizin söylenmesi, bizi zayıflatmaz, bilakis kuvvetlendirir. Yanlışları bile onaylayan, her şeyi tasdik eden insanlardan Allah’a sığınırız.
Otların şifalı olduğuna inanıyoruz da taşların şifa taşıdığına neden inanmıyoruz? Ara sıra o da lazım.
ESKİDEN BÖYLE DEĞİLDİ
Şairlerin dirisini değil, ölüsünü seven bir toplum olduğumuz söylenebilir.
Particilik dışındaki her şeyi “çiçek böcek edebiyatı” olarak adlandıran bir grup var. Eskiden böyle değildi. Tabiatı geçtim; inayet ve insaniyet gibi mühim konuları bile hafife alıyorlar. Elbette üzücü.
Köşemizde haber özetleri de çıkarıyor olabilirdik. Daha zahmetsiz. Yarım gün değil, bir saat sürüyor.
Camia diyoruz, parti anlayan oluyor. Hayata ve insan hallerine günlük siyasetin değil, hakikatin penceresinden bakmamız icap ediyor. Gönül almak ile gönül kırmak arasındaki farkın neye karşılık geldiğini en iyi müminlerin bilmesi gerekir.
HENÜZ BİTMEYEN…
Ülkemiz tehlikeli bir cendereden geçti, geçiyor. Henüz bitmedi.
Hendek meselesinden sınırlarımızdaki terör yapılanmasına, Gezi olaylarından iktisadi saldırılara, paralel ihanet şebekesinin kirli hamlelerinden darbe girişimine kadar bütün imtihanlarda, durmamız gereken yerde durduk. Bunu AK Partili olduğumuz veya Sayın Erdoğan’ı sevdiğimiz için yapmadık. Öyle yapmamız gerekiyordu ve yaptık. Hepsi bu.
15 Temmuz gecesi cumhurbaşkanımızın akıbeti belli değilken tavrımızı ortaya koyduk. Kendi özgür irademizle. Fıtratımızla.
Bunları söylüyor olmak, yanlış anlaşılmaya sebebiyet verebilir. Dememiz odur ki, parti bünyesinde olmadan yahut işaret gelmeden de doğru işler yapabiliriz.
YAKIN ŞAHİTLİK
Camiamız iki keskin ayrışma yaşadı. Her ikisine de içerden ve yakından şahit oldum. 2001 ile 2010. Yani bizzat yaşanmıştır.
Bir kıvılcımın nelere yol açtığını, emeklerin nasıl ziyan olduğunu, hayatların ne şekilde etkilendiğini, fitnenin nerelere kadar ulaşabildiğini yakinen gördüm. Bütün bu süreçlerde kardeşlik hukuku ve dostluk ahlâkı fazlasıyla zedelendi. Unutmak mümkün değil.
Birinci ayrışmada sosyal medya yoktu. İmkânlar kısıtlıydı. İkincisinde birçok şey farklıydı. Şimdi maalesef başka bir iklimdeyiz. İmkânın çokluğu ile sosyal medyanın yıkıcı rolü bir araya gelmiş görünüyor.
Mütedeyyin camiada yok sayamayacağımız bir kırgınlık, küskünlük ve şaşkınlık birikiyor. Gidişatın ayrışmaya dönüşmesini asla istemeyiz. Böyle bir şey sadece millete değil, ümmete de büyük zarar verir. Bunun önüne geçmek için candan adımlar atılmalıdır.
Geçen yazıda söylemeye çalıştığımız tam olarak buydu.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları

































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
29.06.2019
6.02.2019
26.01.2019
19.01.2019
5.02.2019
29.12.2018
26.12.2018
19.12.2018
28.11.2018
21.11.2018