İsmet Berkan
Yüksek faiz büyümeye engel mi değil mi?”
Soru üniversitede “iktisada giriş” dersi görmüş herkes için anlamsız bir soru. Elbette normal şartlar altında yüksek faiz ekonomik büyüme üzerinde bir fren işlevi görür.
Ama gelin görün ki, dün Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı veriler bize ülkemiz için şimdilik yüksek faizin tam da siyasetçinin seveceği türden bir büyümeyi desteklediğini söylüyor.
Dün TÜİK açıkladı; bu yılın ikinci çeyreğinde 2020 yılının ikinci çeyreğine göre TL bazında yüzde 21.7 sıçramış ekonomimiz. Ama buna “şahlanma” adını takmazdan önce bir dakika durun. TÜİK’e göre bu yılın ilk çeyreğiyle kıyaslayacak olursak ikinci çeyrek büyümemiz sadece yüzde 0.9 olarak gerçekleşmiş.
Geçen yılın ikinci çeyreğindeki olağanüstü ekonomik daralmadan (eksi yüzde 10.4) sonra bugünkü bu yükselmeye istatistikçiler “baz etkisiyle yükselme” diyorlar. Baz etkisi bizi yüzde 21.7’ye sıçratan.
Bu çeşit verilere çeyrek çeyrek bakmak da anlamlı elbette ama esas yıllık bakmalıyız. TÜİK dün ayrıca 2020 revize verilerini de açıkladı. Buna göre ülkemiz 2020’de yüzde 1.8 büyümüş.
TÜİK’in bu yılın ilk yarısı için açıkladığı rakamlara bakıp yılın geri kalanı hakkında bir tahmin yürütmek çok kolay değil ama bunu yapanlar var. Onlara bakacak olursak Türkiye bu yılın toplamında IMF’ye göre yüzde 5.8, Dünya Bankası’na göre yüzde 5 ve OECD’ye göre yüzde 5.7 büyüyecek.
Tabii bütün bunlar TL bazındaki gayrı safi milli hasıla büyüme tahminleri.
Bakın, size en hükümet yanlısı basında bile büyük ihtimal bulamayacağınız bir şey söyleyeyim: TL değil de dolar olarak bakacak olursanız, ilk çeyrek büyümemiz, 2020 ilk çeyreğine göre yüzde 7; ikinci çeyrek büyümemiz ise yine geçen yılın aynı dönemine kıyasla ve dolar bazında yüzde 23.6 olarak gerçekleşti.
Peki nasıl oldu bu mucizevi dolar bazında büyümeler?
Birinci sebep elbette salgının etkilerinin hafiflemesi, her şeye rağmen aşılamanın yaygınlaşması, sanayi çarklarının dönmesi. İkinci ve önemli sebep ise iki kelime: Naci Ağbal.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ağbal’ı faizi yüzde 19’a yükseltti diye işten attı, yerine de Şahap Kavcıoğlu’nu getirdi. Bu yapıldı diye Türk ekonomisi piyasalardan sıkı bir dayak yedi. Bu dayağın sonucu olarak da, aslen yüksek faiz karşıtı görüşlerin sahibi olan ve herhalde Merkez Bankası Başkanlığına da faizi indirsin diye getirilen Kavcıoğlu mecbur kaldı, aylardır faize dokunamıyor. Cumhurbaşkanı ise faiz düşsün diye sabırsızlanıyor.
Esasen faizin düşmeyi bırakın biraz daha artması da gerekirdi ama piyasa sanırım düşmemesine de razı. O yüzden TL’nin fiyatı, çok istenmeyen bir seviyede olsa da istikrar kazandı; hatta son haftalarda dolar düşüyor, TL yükseliyor.
Doların fiyatının aşırı oynamaması, milli gelirimize çok ender görülen biçimde doping etkisi yapıyor. Baksanıza 2. çeyrek büyümemiz TL bazında yüzde 21.7, dolar bazında yüzde 23.
Eğer ekonomi yılın ikinci yarısında da, ilk yarısındakine benzer bir performans gösterecekse ve bu arada doların fiyatını aşırı sıçratıcı saçma sapan şeyler yapılmayacaksa, milli gelirimiz bu yılın sonunda dolar bazında 2019 seviyesine, yani salgın öncesi seviyesine gelebilir, hatta geçebilir bile. Dolar bazında yüzde 6 büyüyebiliriz, belki daha bile fazla. Dediğim gibi, bu gelişmenin önünde tek engel kötü yönetim olabilir.
Fakat tabii “ekonomik büyüme” denen şey, eninde sonunda rakamlara yansısa da, sadece bu makro büyüklüklerden ibaret bir şey değil. Ekonomik büyümenin bize en önce salgın sırasında kaybettiğimiz 3.6 milyona yakın istihdamı geri vermesi, ardından da bu iki yılda nüfus artışıyla gelen 2 milyon kişinin en az yarısına iş bulması gerek. İstihdama yaramayan büyüme bize çok da faydalı değil.
Bizim sanayicimiz ve kısmen de hizmet sektörümüz, her ekonomik krizi “verimlilik artışı” fırsatı olarak da görür. Onların “verimlilik artışı”ndan kastı, aynı miktarda, hatta daha fazla üretimi daha az işçiyle gerçekleştirmektir. Nitekim milli gelirden ücretlerin aldığı payın iki yılda 4 puana yakın azalmasından anlıyoruz ki, hem daha az işçiyle çalışılmış hem de ücretler üzerinde ciddi bir baskı kurulmuş. İşletme karlarının milli gelirdeki payının yüzde 50’ye dayanması da, mevcut büyümenin kimi daha çok mutlu ettiğini açıkça gösteriyor zaten.
Türkiye, doların fiyatının artmasından da, düşmesinden de farklı farklı zararlar gören bir ülke. Ayrıca ülkemizde doların fiyatı sadece Merkez Bankası faizine bağımlı da değil. Bir de ağır bir siyasi riskimiz var.
Mesela bir gece ansızın Naci Ağbal’ı Merkez Bankası’ndan almak, bu siyasi riski çok tırmandıran bir şeydi. “İkinci parti S-400 almakta tereddütümüz yok” demek de öyle.
Faiz kadar siyasi riskleri de konuşabilmeliyiz aslında.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları







































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.02.2026
7.02.2026
5.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
19.01.2026
15.01.2026
9.01.2026
7.01.2026
5.01.2026