Kurtuluş TAYİZ
Üslûp farkı
16.11.2012
3963
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Financial Times’a verdiği mülakatta Başbakan Erdoğan ile arasındaki farklılığı “söylem ve üslûp” ile sınırlandırdı. Gül’ün yanıtı kuşkusuz centilmence ama kabul edelim ki, iki isim arasındaki fark o kadar da “küçük”, “basit”, “görünürde” ve “sıradan” değil. Gül’ün FT muhabiriDaniel Dombey’nin sorularına verdiği yanıtlar Türkiye’nin bugün şiddetle ihtiyaç duyduğu değişimi sağlamaya yeter bir bakış açısını yansıtıyor.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye’nin Avrupa yolunda kalmasını istiyor ve Ankara’nın —yani Başbakan’ın— Avrupa Birliği üyeliği yolunda gayretlerini arttırmasını istiyor.
Başbakan Erdoğan, AB’ye katılmanın önkoşullarından biri olan idamın geri getirilmesini savunuyor. Bunun için de ABD’nin idam uygulayan eyaletleriyle Rusya ve Çin’i Avrupa’ya örnek gösteriyor.
Abdullah Gül, başkanlık sistemine “birkaç kişinin” karar vermesine karşı çıkıyor.
Erdoğan, partisinin bile pek katılmadığı “Türk tipi başkanlık modeli” için Meclis’te teklif veriyor.
Cumhurbaşkanı, yeni anayasa konusunda en önemli şeyin Meclis’te konsensüs sağlamak olduğunu düşünüyor.
Başbakan ise yeni anayasa hazırlığını yapan komisyondan umudunu yitirdiğini, tek başına veya MHP ile birlikte yeni bir anayasa yapma planını gündeme getiriyor.
Suriye konusunda Cumhurbaşkanı dünyayla birlikte hareket etmeyi ve frene basmayı öneriyor.
Erdoğan, muhalif grupların en mezhepçi ve en radikal olanlarıyla birlikte tam gaz ilerliyor.
Cumhurbaşkanı Gül, hapishanelerdeki düşünce suçlularının sayısını işaret ederek ifade özgürlüğü üzerindeki baskıların Türkiye’nin demokratik imajına gölge düşürdüğünü savunuyor.
Erdoğan, içerideki gazetecilerin çoğunun “terör örgütü bağlantısı” olduğunu ileri sürüyor.
Abdullah Gül, halkın oylarıyla seçilmiş milletvekillerini dışlamaya karşı çıkarak kucaklaşmayı öneriyor.
Erdoğan, BDP’lilerle diyalog kapılarını kapatıp dokunulmazlıkları kaldırma tehdidinde bulunuyor.
Gül, hapishanelerdeki tutuklu ve hükümlülerin başlattığı açlık grevlerinin bitirilmesi için “yapıcı” bir üslûp kullanıyor.
Başbakan Erdoğan, “şov, blöf ve şantaj” diyerek açlık grevlerinin daha da yayılmasına (700 açlık grevcisinin sayısı bu açıklamalardan sonra 10 bine çıktı) yol açıyor.
Cumhurbaşkanı Gül, bu farkları “küçük” gördüğünü ifade etse de aslında iki isim arasında farklar büyük.Türkiye’nin en temel meselelerinde Köşk ile Başbakanlık arasında ciddi yaklaşım farklılıkları göze çarpıyor.
Burada şaşırtıcı olan iki ismin de farklı düşünmeleri değil; sorun Başbakan’ın söylem farkının nasıl büyük sorunlara yol açtığıdır.
Sadece bir üslûp farkı yok ortada; iki isim arasında zihniyet farkı var.
Başbakan bu kadar dar bir perspektiften ülke sorunlarına bakmasa, belki de bugün çıkmazda olan pek çok toplumsal sorun hâl yoluna kolaylıkla girebilecekti.
Durup dururken idamı gündeme getirmenin mesela Türkiye’ye nasıl bir katkısı olabilir?
Erdoğan’ın sadece gündem değiştirme kaygısıyla böyle davranmadığı ortada.
Popülist bir yanı var idam çıkışının. Erdoğan, güçlü görünme arzusuyla zaman zaman böyle mantıksız görünen sözler sarf edebiliyor. Bu da bir liderlik tarzı. Doğu’ya özgü. Toplumda bir karşılığı var. Halkın sert ve güçlü bir “baba” figürüne duyduğu ihtiyaca karşılık geliyor.
Fakat Erdoğan’ın otoritesi büyüdükçe etkisi de azalıyor; Başbakan ve etrafı bunun farkında mı emin değilim.
Kürtaja savaş açıp bir süre sonra sanki hiç böyle bir şey olmamış gibi Meclis’ten başka bir yasayı geçirmek; idamı geri getirmeyi savunup, iki gün sonra böyle konuşmamış gibi davranmak günlük, anlık heyecan yaratabilir. Muhafazakâr milliyetçi bir grubun hoşuna gidebilir. Erdoğan’ı daha da korkutucu kılabilir. Herkesin ayağını denk almasını da sağlayabilir. Peki, korkuyla beslenen bir otorite üzerine kalıcı bir iktidar kurulabilir mi?
Türkiye’nin böyle bir deli gömleğini bir daha sırtına geçirebileceğini hiç sanmıyorum.
Bir hafta içerisinde neredeyse hükümetin en önemli bakanları Başbakan Erdoğan’ı “düzeltme” ihtiyacı duydu.
Dışişleri Bakanı Davutoğlu, idamla ilgili çıkış için “Avrupa için söylemiştir” diyerek Erdoğan’ı düzeltti.
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, idam çalışması yapmadıklarını duyurdu.
Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış, idamın yararlı olduğunu düşünmediğini söyledi. Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu ve AKP Grup Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, partinin yetkili kurullarında idamla ilgili herhangi bir gündemi tartışmadıklarını açıklama ihtiyacı duydular.
Son olarak da Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç Erdoğan’ın “şov, blöf, şantaj” sözlerini, açlık grevinde olanlar için sarf etmediğini açıklama gereğini duydu.
Bir başbakan bu kadar çok düzeltilmeye başlandığında orada işler iyi gitmiyor demektir. Başbakan’ın görmesinde fayda var.
[email protected]
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları





































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
15.05.2019
10.05.2019
1.05.2019
22.04.2019
19.04.2019
17.04.2019
15.04.2019
12.04.2019
11.04.2019
8.02.2019