Kurtuluş TAYİZ
Aylardır televizyonlardan, gazetelerden, internet sitelerinden takip ediyoruz Sur’u. Öldürme haberinin gelmediği gün yok. Kâh bir pusuda, kâh bir bombalı tuzakta şehit düşüyor asker ve polislerimiz. Hayatını kaybedenler arasında çok sayıda sivil de var. Etkisiz hale getirilen PKK’lıların sayısı ise belirsiz.
PKK’nın hendek terörünü başlatmasının ardından en çok adından söz ettiren yer Diyarbakır’ın Sur İlçesi. Güvenlik sağlandıkça Sur’da yaşananlar da ortaya çıkmaya başladı. O cehennemin içinde hapsedilen Kürt vatandaşların isyanını,
Diyarbakırlı gazeteci Sidar Basut, dün kendi blog sayfasına taşıdı. Suriçi’nde yaşayan aileler, PKK’nın kendilerini canlı kalkan olarak kullandığını anlatıyorlar. İşte Suriçi’nin PKK’ya isyanı:
E.D: Bizim doğup büyüdüğümüz yer Suriçi'dir, orada gözümüzü açtık. Ben yeni evlendim, evlendiğim gibi yine Surçi'nde kiraya gittik. İşte Yoğurt Pazarı'nda tam hendeklerin kazıldığı sokakta oturuyorduk. Benim halılarımda hâlâ kurşun izi var. Her gün kapımızı çalıp "Hepiniz dışarı çıkın tencere tava çalın" diyorlardı. Kimseye rahatlık vermiyorlardı. Çıkmayanları zorla dışarı çıkarıyorlardı. ‘Ya ölürsek’ diyorduk, umursamıyorlardı; her sabah kapımızı çalıp bizi ölüme götürüyorlardı.
M.E: Sabah kalktık ki kapımızın önü kazılmış. Birkaç tane çocuk baktık kazı yapıyorlar, bir kapı komşum geldi bağırdı biraz, “ayıptır hastalarımız var” dedi. Onlardan biri de "Fazla konuşma, belediyenin malıdır sen karışamazsın, müdahale edemezsin" dedi. Ondan sonra baktık derinlere kadar kazmışlar, daha da bir şey yapamadık. Öncesinde de hazırlık vardı, ama kimse müdahale edemiyordu. Velhasıl geldiler silahlarını ellerine alıp hendeklerin arkasına oturdular. Birçoğunu ben tanımıyordum. Ondan sonra evimin bütün duvarlarını deldiler. Biri caminin avlusuna bakıyordu, diğeri de komşumun evine gidiyordu. Silahlılardı, çok korkuyorduk onlardan.
A.Ç: Kurşunlu Camii'nin yanında oturuyorduk. Doğma büyüme oralıyım, 50 yıldan fazladır orda oturuyorum. Bir sabah erken kalktım baktım, bir branda asmışlar pencereme. Kapının önünü hangi ara kazdılar öyle, bir baktık ki hendekler hazır. Kurşunlu Camii'yle aramızda 10 metre var. Camiye girdim baktım, içeriyi doldurmuşlar. Bir şey söyleyemedik, yapmayın etmeyin dediğimizde de "biz sizin için buradayız" diyorlardı. Ondan sonra kaldı öyle. 9-10 yaşındaki çocuklara bile hendek kazıttırıyorlardı. Okul çantası öyle duvarın dibinde, onlar da giriyordu o hendeklere. Aileler de çaresizdi, bir şey diyemiyorlardı, dedikleri zaman zaten kızıyorlardı. Bizi bir canlı kalkan gibi kullanmak istediler.
M.Y: Devletin gözünde biz Suriyeliler kadar olamadık; HDP, BDP, belediyelerin gözünde de Êzdîler kadar olamadık. Ben bunu vali yardımcısına da söyledim, HDP genel başkanına da.
R.Ç (Ev kadını): Bir sabah kalktık, camiinin önünün kazıldığını duyduk, ama çok dikkate almadık. Sonra küçük küçük çocuklar, mahallenin gençleri... Onları uyardılar mahalledekiler, ama birçoğu da destek verdi. Çoğunluk destek verince, azınlık bir şey yapamadı. Bizim milletvekillerimizin hiçbiri hendeklerin başında oturmuyor, hepsi lüks sitelerde oturuyor, çocuklarının konforu yerinde. Olan bizlere oldu.
E.K (Ev kadını): Ben de doğma büyüme Suriçi'ndenim. 10 çocuğum var. Evimizde kendi halimizde yaşıyorduk, geçiniyorduk. Hendekler ilk kazıldığında bizim evden uzaktı, sonra yavaş yavaş bizim eve doğru geldi. Engel olmaya çalıştılar ama kimse bir şey yapamadı. İnsanlar korktu da. Polisler de geldi, bir şey yapmadan geri döndüler. Bize dediler ki sizin kapınızın önünü kazacağız, biz de onun üzerine çıktık. Bir arabaya eşyalarımı yükledim ama bütün eşyaları geri indirttiler, çıkartamazsınız dediler. Sonra tek tek çocukları gönderdim, ben de hastaneye gittim. Kalp krizi geçirdim. Üzüntüden kaldıramadım, çok zoruma gitti. Kızıma hazırladığım çeyiz vardı, hiçbirini alamadım. Beyim de şimdi hastanede, o da kalp rahatsızlığı geçirdi.
M.Y: Önce hendekleri kazdılar, çatışmalar başladı insanlar çıkmak isteyince de izin vermediler. Çünkü insanları kendilerine siper etmek istediler, bir nevi canlı kalkan yapmak istediler. Devlet bazı şeyleri yapmasın diye bizi kullanmak istediler. Mesela şimdi bakın Cizre'de insanların çıkmasına izin vermediler, bir sürü sivil insan öldü. Bizi de oradakiler gibi canlı kalkan yapmak istediler.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları










































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
15.05.2019
10.05.2019
1.05.2019
22.04.2019
19.04.2019
17.04.2019
15.04.2019
12.04.2019
11.04.2019
8.02.2019