Markar ESAYAN
Herkes çok 'sıkı ve mükemmel' görünüyor. Hiç öyle olmadığı halde, annesinin karnından çıkıp üç metreden yere düştükten sonra hemen ayağa kalkan fil yavrusu gibi, sanki insan da doğar doğmaz bu hayatı dize getirdim tavırlarında. Her zaman sıkı, yenilmez, ihtiyaç hissetmez, sever ama sevilmeyi, sevilir ama sevmeyi önemsemez, ne bileyim, acıkmaz, susamaz, canı acımaz, gurbete tınmaz, ayrılığa aldırmaz haller.
Oysa insanın arzularına sırtını dönmüş bir hayata doğuyoruz. İstediklerimizle, gerçeklik arasındaki mesafe dramatik derecede uzak ve bunun çelişkisini yaşamayan insan yoktur kanımca.
İşte o makasın kapanması için insanın bizatihi bedel ödemesi gerekiyor. Makasın arasında kesilmek biçilmek uğruna uğraşmak. Kendi üzerine düşünmek, kendi ruhuyla boğuşmak ise çok meşakkatli bir iştir. Çürüyen bir dünyada çürüyen bedenlere doğuyoruz. Toprak cebelleşmeden ürün vermiyor, kadın acılar içinde doğuruyor, çocuk büyüyene kadar ana ve baba yaşlanıyor. Bu bir trajedi değil mi?
Evet, öyle, bu bir manevi bunalımdır. Bu bunalıma düşmek değil, onu yok sayan tavırlar yanlıştır.
Mutluluk, bu bunalımı uyuşturduğumuz o nadir anlarda görünür gibi oluyor. Kesin ve güvenilir bir şey değil. Çünkü o 'mutluluk' anları çoğunlukla dünya ile uzlaştığımız zamanlarda ruhumuz karşılığında bize verilen küçük rüşvetlerdir. Açlığı daha da büyüten…
Ama insan bu yaptığının tutarsız olduğunu, hayata gelme amacını ıskalayıp kendini uyuşturduğunu pekâlâ bilir. Kendi hayatı üzerine düşünmek ve evet soylu bir acı çekmek yerine, hayatın gerçekleri üzerine düşünür biteviye, gösterişli nutuklar atar, hep devrimcidir. Bu faydasız meşgale sayesinde tutarsızlığı ile uzlaşır. Geriye bunu diğer insanlara bir zafer olarak pazarlamak kalır.
O güçlüdür, ihtiyaçlarını giderecek irade ve acımasızlığa sahiptir, başarısız olduğunda, ihtiyaçlarını yok sayarak yenilgiden bir 'zafer' çıkaracak kadar da siniktir.
Peki, bizim yaratılış amacımız, dünyanın acı gerçekleri üzerine nutuklar atıp, faydacı gerçekliğe teslim olduğumuzu gizlemek için sinizme ve snopluğa mı sığınmaktır?
Yaşamanın anlamı üzerine kaç kişi düşünüyor bugünlerde? Yok, depremde, ay sonu kredi taksitini ödemekte zorlanıldığında veya ani bir ölümde değil.
Sıradan bir günde ve sık sık.
Bunu başardığımız o sıradan anda, aslında büyük anlatıların, büyük yargıçların kurguladığı matrisin içinde bir sayı olduğumuzu, kendimizi birey olarak hissetme durumumuzun da, tüketme ve uyuşma özgürlüğünden başka bir şey olmadığını anlarız.
Bu dünyada ve bu ülkede bu kadar çok klişe ile konuşan, boş boş homurdanan insanın olması doğal mı? Kendi düşüncesini geliştirmeyen, sinizme, faydacılığa kapılmış gitmiş, aklını devretmiş bireyin, Arthur Koestler'den ilhamla, yedi milyar insanın yedi milyara bölünmesiyle ortaya çıkan bir sayı olduğunu söylesem…
Kendi sorumluluğunu, kendi düşüncesini başkasına devreden insanlar, ülke ve dünya hakkında yapılması gerekenleri başkalarının sırtına yüklerken, sadece kendisi için değil, iyilik adına huzurunu gönüllü biçimde kaçırmış insanların çabalarına kibirle bakarlar. Onları Pollyannacılıkla suçlarlar: Dünya kötü bir yerdir ve bu değişmezdir. O zaman kendi faydamıza bakalım.
Bunu değiştirmeye kalkanlar, hele değiştirenler, onlar için birer ayna oldukları için paratoner gibi tüm nefreti de üzerlerine çekerler.
Bireyi, yedi milyar insanı yedi milyara bölerek bulamazsınız. Bulduğunuz şey bir projedir. Birey eşsizdir. Başkasıyla çarpılmaz, bölünmez, başkasının üzerine toplanmaz. Bunu anlamak için maneviyatın keşfedilmesi gerekir.
Ölüm, bu maddeci, faydacı dünyada metafiziği bir göktaşı gibi hayatımızın ortasına düşürür. Büyük projeler, şaşaalı iddialar çöker. Bu nedenle çoğunluk ölülerini değil, ölümü toprağa verme telaşındadır. Herkesin üzerinde anlaştığı şey, bir an evvel bu 'tatsız' olayı unutmaktır.
Evet, kendi üzerine, dünya ve hayat üzerine düşünen insanın huzuru kaçacak ve acı çekecektir. Bu hayırlı bir acıdır, çünkü insanı gerçekle yüzleştirir. Kardeşinin gözündeki çöple uğraşmak yerine, kendi gözündeki merteği farkeder. Birey olabilmenin, özgür olabilmenin, hayatını, imkânlarını, malını, parasını, sevgisini gönüllü biçimde ötekilerle paylaşmak olduğunu, dünyanın daha iyi bir yer olması için, öncelikle kendi içindeki tepegözü yenmesi gerektiğini anlar. Bu olmadığında insan sevemez, sevildiğini kabul edemez. Sevmeyen, sevildiğini kabul edemeyen insan da asla huzur bulamaz.
Sevgi çok güçlü bir zayıflık gerektirir. Seven insan, etrafına saldırmaktan, kendi doğrularını başkalarına tahakküm etmekten özgür olur. Özgürlük budur, kendi benciliğinin köleliğinden kurtulmak, başka bir şey değil.
Ama işte, tüm bunlar için akıl yetmiyor. İnsanın ruhunu, maneviyatını keşfetmesi, başkalarının aklıyla kurulan hayatlara 'Bu benim!' diye yerleşmekle mümkün değil. O kazaya engel olmak çok aptalca.
Her insan kendisiyle mutlaka çarpışmalıdır.
Ferdi özgürlük toplumsal hareketlerle değil, kendi içindeki çatışma sonucu gelişir. Her şeyin birbiri ile ilişkili olduğu, birbirimize bağımlı olduğumuzu keşfetmekle özgürlüğümüzü kazandığımızı anlarız.
Kendimizden sorumluyuz. İyi ile kötü arasında kendi özgür irademizle seçim yapmakla yükümlüyüz. Bu konuda pazarlık, joker hakkı veya rastlantıya yer yok.
Kararsızlık, verilmiş büyük kötü kararlara paydaşlık etmektir çünkü.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları


































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019