Markar ESAYAN
İpekböceğini kozasında boğmak…
1.02.2016
1345
Sürekli olarak barış, uzlaşı ve sivil siyaset imkanlarının dinamitlendiği bir ortamda gazetecilik, köşe yazarlığı ve siyaset yapmak hem zor, hem de onurlu bir iş. Aynı anda bu alanları gözetirken, saldırıları da göğüslemek zorundasınız. Tabii bu durum, gerçekten saydığım değerli konular önemseniyorsa geçerli. Yoksa, her malın alıcısı olduğu, tozun dumana karıştığı bir süreçteyiz. Mesele sizin vicdanınıza, altyapınıza, çalışkanlığınıza ve cesaretinize kalmış.
Çözüm Süreci, hepimizin çok değer ve emek verdiği milli, kritik bir eşiği ifade ediyordu. Birazcık vicdanı olan kimse bu emeklerin boşuna gitmesini, anaların yeniden ağlamaya başlamasını istemez. Hele meşru siyaset yapan ve halka karşı hesap verme durumunda olan, kanunlarla denetlenen siyasi aktörler bu konuda çok daha hassastırlar.
Eğer, AK Parti Kürt vatandaşların yaşadığı hak ihlallerini, haklı taleplerini, bunun yanında da PKK terörünü çözme mesuliyetini önemsememiş olsaydı, sanırım, parti olarak bugünkü kadar zorlanmaz, bu kadar düşman edinmezdi. 35 yıldır hamasi söylem ve güvenlikçi politikalarla gelinen noktada, zor olan ezber bozmak, makas değiştirmekti, statükoyu devam ettirmek değil.
Peki AK Parti bu sorunu çözmeye çalışmak yerine, zevahiri kurtarma yoluna gitse, ülke bugün daha iyi bir durumda mı olurdu? Bazıları böyle iddia ediyor, biliyorsunuz.
Kesinlikle hayır. Bu nedenle kimsenin, hele muhalefetin Çözüm Süreci'ni başlattı diye AK Parti'yi, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu'nu linç etmeye hakkı yok. Çünkü, bu sorunlar artık var olan haliyle sürdürülemez bir durumdaydı. Şayet AK Parti bu inisiyatifi kullanmasaydı, Kürt vatandaşlarımızın ülke ile duygusal bağları çoktan kopmuş, ortak gelecek için ümitleri tamamen kaybolmuş olacaktı.
Ortadoğu'da radikal biçimde değişen şartlarda, şayet Türkiye kendi barış tecrübesini yaşamamış, ekonomisini ve siyaset kurumunu güçlendirmemiş olsaydı, şu anda hangi durumlarda olurduk?
Mesela, 2016'yı, 2001 krizi Türkiyesi şartlarında karşılasaydık, güçsüz koalisyonlarla bu ülkeyi nasıl derli toplu tutabilir, yanı başımızdaki ateş çemberinden nasıl korunabilirdik?
Zaten seçmenler 1 Kasım'da bunun cevabını güçlü şekilde verdiler. Ancak muhalefet bunu anlamamakta direniyor.
Bu basit bir seçim sonucu değildi. 14 yılın ve 7 Haziran'da ortaya çıkan koalisyon olasılıklarının sağlamasıydı. Seçmeni rüşvet veya korku ile hareket eden bir nesne olarak görmek yerine, onun karar alma ölçülerini anlamaya çalışsak çok daha anlamlı olmaz mı?
Bugün, Esed ve DAEŞ sayesinde tarihinde görmediği alakaya sahip PKK, ülkeyi Suriyelileştirme, Güneydoğu'yu ise kantonlaştırma atağında hiç beklemediği bir bozgun yaşıyorsa, bu Çözüm Süreci'nde ortaya konan vizyon, tecrübe edilen çatışmasızlık dönemi nedeniyledir.
Meclis'te, HDP'nin arkasında gizlenip ateş ederek AK Parti'yi makasa almaya çalışan muhalefet partilerinin bu soruların cevabını vermeleri gerekir.
Çok merak ediyorum, mesela CHP ve MHP, bu ülkeyi gerçekten yönetmeye talip midirler?
İktidar olmak için gerçek siyasi bir iştahları var mıdır? Yoksa 1 Kasım seçimlerinin sonuçlarından aslında gizli bir memnuniyet mi duymaktalar?
Yani davul AK Parti'nin sırtında olsun, onlar da tokmağı çalmaya çalışsınlar. Her şeyi çürütmeye, beyazı, griyi siyah göstermeye, süreçleri zehirlemeye çalışırken, sonuçların hepsi hükümetin sırtına yüklensin.
Sonrası?
Sekiz aydır Meclis'te gözlem yapıyorum. Sonrasını düşündüklerini hiç tesbit etmedim.
Dolayısıyla, yolunda giderken saldırdıkları Çözüm Süreci'ni, kendi amaçları doğrultusunda zehirledikten sonra ona sahip çıkar oldular.
Eskiden cuntaların silahından medet umarlardı, bugün PKK'nın, hatta DAEŞ'in.
Ama köklü değişim süreçleri hep böyle olur. Bizim muhalefeti suçlayarak, şikâyet ederek alacağımız bir yol yok.
Türkiye görülmemiş bir saldırı altında. Çünkü görülmemiş bir sıçrama yaptı ve kabuğundan sıyrılmaya çalıştı. İpek böceğini kozasında öldürmeye çalışmalarından daha doğal ne olabilir ki?
Biz uçmaya hazırlanalım.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları


































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019