Markar ESAYAN
Siyaseti bizim gibi demokrasisi inşa halinde olan ülkelerde kimi yönleriyle bir boks ringine benzetebiliriz. Keşke kimi zaman maraton, kimi zaman da 100 metre yarışlarına benzeseydi, çünkü yakışanı odur.
Ancak, muhalefetin izlediği boşluk bırakma/kutuplaştırma/küfür stratejisi, Türkiye siyasetini boks ringi bile değil, bir pankreas dövüşüne çeviriyor. Sürekli olarak cuntalarla, medya oligarkları ve paralel örgüt gibi odaklarla düşüp kalkan bir muhalefet tarzı, siyaseti siyaset olmaktan çıkartıp, bayağı bir kör döğüşüne benzetiyor. Yani burada AK Parti'nin içine düşürülmek istenen tuzak, siyaseten körelme riski ve seviye kaybıdır.
Bu durumda, tabii ki gözler CHP veya MHP'de değil, AK Parti ve Cumhurbaşkanı'nda olacaktır. Sadece hâkim parti olduğundan veya güç yoğunlaşmasının orada olmasından değil, değerli olanın da orada birikmesinden.
İlk halk anayasası ve Türkiye'nin vesayete geçit vermeyecek, evrensel olan ile yerel değerleri ve etkin yönetimi mezcedecek yeni hükümet sistemi, bu uzun yürüyüşün sezon finalidir. Bu hedefe bu kadar yakınlaşmışken, herhalde kimse yokluğu ile var CHP ve MHP, ya da PKK'nın kozasında her gün daha da çürüyen HDP ile uğraşmayacak.
Ortada, değerli ve etkili bir siyasi birikim, elde edilmiş ciddi başarılar ve daha önemlisi Türkiye'yi sıçratacak bir hedef var. Bu ganimeti ele geçirmek isteyenlerin olmasından daha doğal ne olabilir? Bir ülke elden kaçıyor, kontrol millete geçiyor.
Sıkça, muhafazakâr kitle, parti ve lider üçlemesinin ayrı düşürülmesi yönünde hem açık müdahalelerin, hem de gizli, midesinden konuşan mühendisliklerin varlığından bahsetmekteyim. (Burada sorun, farklı görüşlere sahip olmak, liderlere, partiye, icraatlara eleştiri getirmek değil, bunların açıkça serdedilmeyişi, semboller üzerinden bir mühendislik yapılmasıdır.)
Sayın Erdoğan'a karşı her çıkış, genelde muhafazakâr kitleyi medya üzerinden ikiye ayırmak için hemen kullanıma giriyor. Yani, herkes Erdoğan'a atıp tutacak, kendileri her türlü kibirli sözleri sarf etme özgürlüğüne sahip olacaklar, (ki olsunlar) ama kimse buna cevap vermeyecek. Verildiğinde ise, troliçe, trol diye yaftalanacaklar. Ne idüğü belirsiz AK Parti'ye zarar vermekle tersten çakılacak, ağızlarını açtıkları anda linçle suçlanacaklar. Yolda karşılaşılanların, yola çıkılanlara tercih edildiği gibi mülkiyet hakkı taslayan cümleler kurulacak.
Aslında bu gazeteciler ve yazarlar üzerinden, Erdoğan'a karşı siyaset/medya alanında alternatif ağırlık merkezi oluşturmak için hat açılmaya çalışılıyor. İnsanlar da aptal oldukları için anlamıyorlar sanılıyor. Doğrudan Erdoğan'a içeriden vuramadıkları için, bu gazeteci ve yazarları itibarsızlaştırarak, kavgayı onlara yansıtarak ilerlemeye çalışıyorlar. Çünkü 7 Haziran/1 Kasım planları tutmadı.
Anlamadıkları şey şu… Öncesinde de, ama özellikle Gezi krizinden beridir, Erdoğan'ı kurtaran medya değil, medyayı kurtaran Erdoğan'dır. Gezi'de Cezayir dönüşü havaalanına yüzbinleri akıtan gazete ilanları değildi. Erdoğan'ın vizyonu, cesareti, mücadelesi olmasaydı, bugün ya paralele kölelik ediyor, ya hapiste çürüyor, ya da bir kaldırımda yatıyor olacaktık.
Kendisini abartan, abarttığı ölçü oranında hedefinden uzaklaşır. Hala bunun bir tarihi yürüyüş, Erdoğan ve Davutoğlu'nun asıl değerinin, bu yürüyüşe cesaretle bayraktarlık etmeleri olduğu anlaşılmış değil. Evet, medya değerli bir unsurdur. Kavgalarda milli ve yerli duruş sergilemek, bunu da kaliteli gazetecilikle yapmak da etkilidir. Ama kavgayı asıl verenin millet, onun meşru kıldığı liderler ve büyük hikayenin kendisi olduğu unutulmamalıdır.
Sayın Erdoğan ve Sayın Davutoğlu, meşruiyeti halktan aldıkları ölçüde, onları karşısına alan aslında milleti karşısına alıyor. Erdoğan'a dönük saldırıların halktan bu kadar tepki görmesi de bundan. Bir araba laf edilmesine gerek yok, değerli, halkta karşılığı olan tek bir cümle siyaseti kökten değiştirebilir. Özgül ağırlık, kendimizden ürettiğimiz değil, halktaki karşılığımızla ilgili bir şeydir.
Kim olursa olsun, bu meşruiyeti savsakladığı anda millet tarafından yedeğe çekilir.
İşin sihri de güzelliği de buradadır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları




































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019