Mehmet AKAY

Mehmet AKAY
Mehmet AKAY
[email protected] Gece Metrosu 1997 Doruk/Dâhiler ve Aşkları 2008 İkaros/Aşk Üzerine Düşünceler 2015 İkaros/Ardıç Konuşması 2017 NoKitap/Ateşin Felaketi 2020 Klaros/ 80 Kuşağının Üç Şairi 2021 Klaros /Göle ağladım/Çöl oldum 2021 Klaros/Gökyüzü Gazelleri Şiirden Yayıncılık2002 Tüm Yazıları
“Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler Makama, Demirtaş yuvaya dönsün…”
5.02.2026
190

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli bir yıl önce Kürt sorunun çözümüne dönük gurup toplantısında Öcalan’ı meclise çağırmasının ardından ikinci kez yine mecliste gurup toplantısında “Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler Makama, Demirtaş yuvaya dönsün..” mottosuyla yeni bir radikal çıkışta bulundu. Bahçeli’nin bu duyurusunda ‘terörsüz Türkiye’ sürecinin hızlanmasına ve doğru istikamette ilerlemesine yönelikti. Çünkü tarihsel veya güncel her içsel siyasi gerilimler dış dünyadaki gelişmelerle birebir etkileniyor. Sanırım yeni yüzyıl iç ve dış dünyanın birbirini etkilediği, belirlediği bir yüz yıl olacak.

Bahçeli’nin son çıkışını

Bahçeli’nin son çıkışını lingustik veya fenomelojik açıdan siyasi çözümler üretmek çok gereksiz. Örneğin ‘Demirtaş yuvasına dönsün’ söylemini Demirtaş’ın siyaset yapmama şartıyla tutukluluğunun son verilmesi isteniyor anlamını çıkarmak hem bölgeyi, hem de Kürt sorunun ne aşamaya geldiğini ıskalamak anlamına gelir. Bahçeli’nin söylemi ve duyurusu bizzat Suriye’deki güncel gelişmeler ve ABD’nin İran’a karşı almış olduğu yeni pozisyonundur.

Bölge ABD’nin öncülüğünde yeni siyasi gelişmelere tanık oluyor

Genel olarak Ortadoğu’da yaşanan siyasi ve askeri süreçler tarihsel bir birikim ve akışkanlıkla ilerliyor. Yaşadığımız son on yıl tarihin zamanı yuttuğu bir dönem olarak algılanmalı. Artık tarihsel zamanla değil olaylarla şekil alıyor. Arap Baharı ve bugüne gelinceye dek zaman açısından yüzyıl içinde gerçekleşebilecek olaylar zincirini biz on-on beş yıl içinde yaşıyoruz. Bahçeli’nin aceleciliğini de buna bağlamak gerekir.

Türkiye’nin yakın coğrafyasında yıllardır bastırılan fay hatları yerinden oynadı. Bütün siyasi gelişmeler de buna paralel olarak hızlandı. Böyle dönemlerde ya tarihin akışı içinde olacaksınız, ya da dışına itileceksiniz. Bahçeli’nin gerek iç, gerek dış siyasete dönük söylemleri tastamam sürecin ve denklemin dışında kalmamayı amaçlıyor. Böyle bir süreci okumak ve siyaset üretmek fundamentalist bir ırkçı siyaset için çok zordur. Bahçeli sürecin bir ucunu tutma nedeni devlet bürokrasisiyle yıllar içinde kurduğu semiyotik ilişki ve ulusalcı reflekslerdir. Kürt sorunu kaşsında Bahçeli bu denli esneyemezdi.  

Ortadoğu yeni bir kuşatma ve değişimlere gebe

Savaş kapıda, ABD her an İran’a dolaysıyla Hürmüz Boğazının kontrolü başta olmak üzere emperyal önceliklere ele geçirmek için elinden geleni yapıyor. Zaten yıllardır Sudiler başta olmak üzere Körfez ülkelerine yığınak yağmış durumda ve körfeze savaş gemilerini yığıyor. Belli ki İran başta olmak üzere Irak dâhil İran’da bazı şeyler değişecek. Dolaysıyla bu sürecin siyasi ve coğrafi değişimleri beraberinde taşıyacaktır. Ortadoğu’da vekâlet savaşları en azından şimdilik rafa kalmış görünüyor ama ulusal büyük savaşlar kapıda.

Suriye’de Rojava Kürtleri Kazandı Sıra Türkiye Kürtlerinde

Rojava Kürtleri Türkiye’ye ve Şara’ya rağmen statü kazandılar hatta ellerindeki silahı da bırakmadan bunu kazandılar. Son Suriye ve SDG anlaşması kuşkusuz Öcalan’ın katkısıyla sonuçlandı. Bahçeli bunu meclis gurup konuşmasında açıkça vurguladı. Türkiye, Rojava Kürtlerinin geçici Suriye hükümetiyle anlaşmasına gönülsüz de olsa memnun.

Türkiye şimdi de İran Kürtlerinin ABD saldırısıyla statü kazanmalarında duyduğu kaygı yaşıyor.

Türk siyaseti bir türlü Kürt fobisinden kurtulmuş değil ama belli ölçüde bu fobi kırılmıyor da değil. Çok hızlı bir süreçten geçiyoruz. Bahçeli’nin kaygısı da bu süreçten fazla hasar almadan ulusal çıkarları koruyarak çıkmak. Türkiye artık Kürtleri düşman olarak değil bölgenin en dinamik ve dost halkları olarak görmeli. Kürtlerin Ortadaoğu’da siyasi her kazanımın yanında olmalı ve destek olmalıdır. Türkiye’nin başka çıkış gizergâhı kalmadı.

Ortadoğu’da yani Suriye başta olmak üzere Irak ve İran’da Kürtlerin kazanması Türkiye’nin de kazanması anlamına geliyor. Bahçeli son meclis gurubundaki konuşmasında “Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler Makama, Demirtaş yuvaya dönsün…” vurgusu bu süreci Türkiye açısından ön alma olarak okunabilir hatta okunmalı. Türkiye’nin ‘Terörsüz Türkiye’/barış sürecinin önündeki engellerden biri olan Suriye Rojava’sı da sonuçlandığına göre ve Öcalan’a ‘Umut Hakkı’ meclis komisyonunda oybirliğiyle onandığına göre daha fazla beklemeye ne gerek var…

 

 

 

 

 

 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yazarlar