Mensur Akgün
Pek çok benzerinde olduğu gibi Suriye sorununun da bir ana ekseni ve bir de evrimi içinde ortaya çıkan türevleri var. Ana eksen belli, baskıcı bir rejim ve ona karşı çıkan gruplar arasındaki çatışma. Sorunu çözmek için yürütülen çabalar da bu eksen üstünden ilerliyor. Devletler kendini genellikle bu ana eksene göre konumlandırıyor.
Çatışmanın seyri sırasında ortaya çıkan diğer sorunlar ya da sorun yumaklarının başında ise IŞİD ve PYD/PKK geliyor. Suriye sorunu olmasaydı muhtemelen ne IŞİD’den ne de PYD/PKK’dan bahsediyor olurduk. Ana eksen askeri/siyasi boşluk yarattı, bu boşluk da El Kaide, IŞİD, PKK gibi örgütler tarafından dolduruldu.
Biz, Esad’a karşı mücadelede muhaliflerin yanında, dolayısıyla ABD, Fransa, İngiltere ve daha pek çok ülkeyle aynı cenahta, PKK’ya karşı mücadelede ise İran ve Rusya ile birlikte hareket ediyoruz. Bu bir çelişki, daha doğrusu ikilem gibi gözükse de siyasetin ve sorunun akışına uygun bir çizgi.
***
Bir yanda insani hassasiyetlerimiz, çözümün mümkünse Esad’sız olmasına ilişkin beklentilerimiz var. Diğer yanda ise PKK’ya karşı yıllardır verdiğimiz mücadelemiz, PKK’nın PYD adı altında Suriye’de önce otonom, sonra bağımsız bir devlet yaratacağına ilişkin haklı endişelerimiz.
Sorunun ana aksı söz konusu olduğunda ABD’nin pozisyonuna daha yakın duruyoruz, türevinde ise karşısında. Çünkü müttefikimiz ABD, IŞİD’e karşı mücadelesinde, Rusya ve İran’ın Suriye ve bölgedeki etkisini dengeleme teşebbüsünde PYD/PKK’ya farklı adlar takarak dayanmayı, Türkiye’nin güvenlik endişelerine karşı duyarsız kalmayı tercih ediyor.
Bizden kendi çıkar ve beklentilerimizi unutmamızı, onun anlık beklentilerine göre stratejimizi belirlememizi istiyor. Her an her şeyin değişebileceği bir siyasi zeminde edilgen olmamızı bekliyor.
Ve belli ki müttefikimiz Suriye sorununun çözümü, insani dramların aşılması konusunda da samimi değil. ABD konuları araçsallaştrıyormuş izlenimi veriyor. Bu yüzden de ana sorunun çözümünde dahi ABD’den çok Rusya’ya ve İran’a dayanmayı tercih ediyoruz. Astana ve Soçi süreçlerini BM Güvenlik Konseyi kararlarını göz ardı etmeden destekliyoruz. Aslında her iki bloğa da güvenmiyoruz ve zaten güvenmememiz de gerekiyor.
İnsani ve ahlaki açıdan sivillerin kimyasal silahlarla, varil bombalarıyla ya da başka araçlarla öldürülmesini kabullenmemiz de mümkün değil. Türkiye’nin Duma’daki katliamı yapanlara karşı tavır almaması, katliama tepki gösterecek, caydırıcı ve cezalandırıcı şekilde güç kullanacak ülkelerle -siyasi dayanışma anlamında bile olsa- birlikte hareket etmemesi de çok zor.
Fakat Türkiye’nin bir sorun için diğerini feda etmesi, Rusya Suriye’de rejimi destekliyor diye Rusya ile olan ilişkilerini gözden geçirmesi gerekli mi bence tartışmalı. Unutmayalım ki biz Rusya ve İran’la aynı kanat ve kanaatte olduğumuz için değil, bu soruna başka türlü çözüm bulunamayacağı için Astana ve Soçi’de işbirliğine gittik.
Onlar bizim nerede durduğumuzu biliyor, biz de onların. Çözüm için, ülkenin istikrara kavuşması için, insanların artık ölmemesi için bu işbirliğinin sürmesi yararlı. İşbirliğini koparttığımız zaman Suriye’de insani durum muhtemelen daha iyiye gitmeyecek. Ayrıca işbirliğinin kopmasının Suriye’de korumaya çalıştığımız çıkarlarımızı tehlikeye atacağını da dikkate almak zorundayız.
***
Türkiye bu zor ilişkiler ve dengeler ağını yönetmek durumunda. Rusya’yla da, Amerika’yla da iç içe geçmiş çıkarlarımız, çatışmalarımız, beklentilerimiz var. İran’ı ve İran ile olan mücadelesini Suriye’de de sürdürmek isteyen Suudi Arabistan’ın ve İsrail’i de dikkate almamız gerekiyor. Şimdiye değin bunu, yani dengeyi korumayı başardık, bir büyük devleti diğerine karşı çıkar ve beklentilerimizin karşılanması için “kullandık”.
NATO üyesi olmasaydık Rusya bize karşı bu denli yakın ve anlayışlı olmayabilirdi. Afrin konusunu sıradan hatırlatmalarla geçiştirmeyebilirdi. Rusya’yla Astana ve Soçi dışında hava savunması için de işbirliğine girmemiş olsaydık, Amerika’nın ilgisini bu denli çekemeyebilirdik. İlişkimiz sorunlar arasında boğulup, yönetilemez hale gelebilirdi.
Bundan sonra da dengeyi, dengeleri korumamız şart. Pazarlık tabii ki yapacağız, birine karşı diğerini elimizden geldiğince kullanacağız. Bazen birine, bazen de diğerine daha yakın duracağız. Ama umarım dünyada sanki tek bir sorun varmış gibi davranmayacağız. Bize Rusya da lazım, ABD de, İran da, başka devletler de…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları








































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.02.2026
4.02.2026
28.01.2026
25.01.2026
21.01.2026
18.01.2026
14.01.2026
11.01.2026
7.01.2026
4.01.2026