Mücahit BİLİCİ
Bir önceki yazıda İslamcılık nedir sorusuna cevap vermeye çalışmış, eleştirel bir İslamcılık tarifi sunmuştum. Bu yazıda ise Nurculuk nedir sorusunu kendi şahsi kanaatlerim çerçevesinde kısaca ele alacağım. İslamcılıkta bulduğum yüzeyselliği, muhtemelen hakiki Nurcular benim Nurculuk tasvirimde bulacaklardır. Tasvir edilen şeylerin doğasına riayet ederek İslamcılığı analitik kategorilerle tarif ederken, Nurculuğu biraz daha metaforik bir dille anlatacağım.
NURCULUK
Nurculuk, Bediüzzaman Said Nursi’nin (1878-1960) ortaya çıkmasına vesile olduğu bir yenilenme hareketidir. Tecdid yahut yenile(n)me, kadim bir hakikatin, değişen bağlamın dil ve duyusuna hitap eder hale getirilmesi işlemidir. Nurculuk gürültüsüz bir iman ınkılabıdır. Bir fenomen olarak Nurculuğun merkezinde Said Nursi vardır ama o kendisini oradan çekmiştir. Kendisini de bir talebe, aynı derste bir sınıf arkadaşı olarak görmüştür. Said Nursi’nin eserleri olan Risale-i Nur Külliyatı, Kur’an’ın günümüz bağlamına yapılmış bir tercümesi yahut bilgiden çok perspektif kazandıran yeni bir tefsiridir. Her Müslüman’ın değil, her insanın sorduğu, sormaktan kaçamadığı sorulara cevap arayan bir eserdir: Kimim, nereye gidiyorum?
Risale-i Nur’un dili, bilim dilleri Arapça ve Farsça olan bir Kürd’ün Osmanlı Türkçesidir.Tipik Osmanlıca değil, kendine özgü, özgün bir dildir. Okuyucusunu Kur’an’ın anlamına hazırladığı gibi diline de hazırlar. Bir edebiyat veya bilimsel eser dramaturjisinden uzaktır. Bir yangında ilk kurtarılacak şeye uzanan insanın doğrudanlığı ile hakikati anlatan bir eserdir. Hatta denebilir ki Risale-i Nur hakikati anlatmaz, sanki onda konuşan yalnız hakikattir. İlk kez karşılaşanı rahatsız edecek ölçüde kendinden emindir.
Şairler ve virtüözlerbu söylediğimin bir övgü değil bir tespit olduğunu bilecektir. Zira, Risale-i Nur, ilim yakıtını tükettikten sonra ümmileşen bir (asfiya) kalbin kendisini doğrudan Kur’an’a açmasıyla ilhama dayalı olarak açılan anlamlarla yazılan bir eserdir. Bir hakikat yolculuğu ve anlam külliyatı olarak Risale-i Nur’u okuyanlara Nur talebesi denir. Risale-i Nur, dinî bilgi ve otoriteyi demokratikleştirmiştir: otorite ve şahıs-merkezli değil, hakikat ve metin-merkezlidir. İnsanları kozmos okur-yazarı yapan, insana kendi kendisini okutan, bu kâinat sarayında misafirlik için yol gösteren bir elkitabıdır.
Konvansiyonel tefsirler gibi ayetleri tek tek açıklamaz, sınırlı sayıda ayetten bir perspektif, bir anlama kapasitesi kazandırır. Önemi yeterince tartışılmamış “temsil”lerle anlatım metodunu kullanır. Yöntem olarak seçtiği şey, yolcuyu başkasına vagon eden doxik bir taklid değil, yolu yolcuya mal ve yolcuyu yola şoför (ve tek başına lokomotif) eden teyakkuzlu bir tahkiktir.
Risale-i Nur bir iman bilimidir, bir imanbilimdir.Nurculuk bir tarikat değildir. Asırlarca unutulmuş “veraset-i nübüvvet” çizgisini yeniden canlandırır. Bu büyük caddede birbirlerine yabancılaşmış ve tek başlarına topallayan akıl (kelam, felsefe) ile kalp (tasavvuf, duygular) yahut şefkat (Rahim) ile tefekkür (Hâkim) yeniden buluşur. Gelenekteki yoksullaşma ile modernlikteki körlükleri aşan bu buluşma önemlidir. Çünkü Roma ve Yunan’ı tam olarak mezcedemeyen Batı medeniyeti hâlâ Eflatun’un metafizik gölgesinden çıkmaya ve aklın demir kafesini, pre-Sokratik Yunan tecrübesindeki ihlâs ve kalbilik ile kırmaya çalışmaktadır.
Kalın bir halat düşünün, her geçen gün incelen. Neredeyse kopacak kadar inceldiği bir zamanda, biri çıkıp en merkezdeki, en az görünür ama en önemli olan ipliğin sağlam kalması ve canlı tutulması için çalıştı. Bu iplik hastada kalp, İslam’da imandı. Çünkü kâinattaki en yüksek hakikat imandı. Eğer o ip kopsa diğer üstündeki parlak, sloganlar yazılı ipliklerin bir hükmü kalmayacak, tüm halat kopacaktı. Kabukla ilgilenenler, kabuğa kendi sloganlarını yazmak veya kendi bayrağını asmak isteyenler, kavgayı seçip hep yüzeyde kaldılar ve zamanla tek tek döküldüler. Risale-i Nur’un yaptığı devrim ise kalplerde ve zihinlerde sarsılan iman temellerini yeniden kurmak ve tahkim etmekti. Nurculuğun neyle meşgulolduğunun görünmez hâle gelmesinin sebebi, iman kavramının modern zamanlarda bir düşünme nesnesi olarak ortadan kaybolmasıdır.
Twitter: @mucahitbilici
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.01.2026
20.01.2026
23.12.2025
7.12.2025
13.11.2025
12.11.2025
31.10.2025
20.10.2025
6.10.2025
28.09.2025