Mustafa Karaalioğlu
Özellikle belirtmeye gerek yok; her seçim önemlidir. İsteyen tarihi önem atfeder isteyen milad olduğuna inanır, isteyen de hayati derecede kıymet atfeder. Özellikle, başkanlık sistemine geçildikten sonra kurulan her sandık, ortaya çıkacak sonuçların tesirini biraz daha artırmıştır. Yeni sistemde mesele, bir partinin kazandığı belediye sayısının miktarını aşıyor. Sistemin tabiatı gereği, merkezi iktidarın mümkün olan en fazla üniteye sözünün geçmesi hedefi önem arzediyor. Bilhassa da büyükşehirlerde…
Bununla birlikte seçimin önemini belirtmenin yolu ülkenin bir beka meselesiyle karşı karşıya olduğunu; yani olmak ya da olmamak hattında bulunduğunu söylemek değildir. Seçim zaten önemlidir… Türkiye’de insanlar zaten ortalama yüzde 80’in üzerinde katılımla sandığa giderek her defasında bu önemin farkında olduklarını gösteriyor. Toplum zaten, bir başka itici ve motive edici güce ihtiyaç duymaksızın ileri düzeyde politiktir. Böyle bir sosyolojik hakikat yokmuş gibi seçimin ve sandığın önemini olabilecek en keskin ifadelerle anlatmanın gereği de faydası da yoktur. Projeleri, geleceği ve özellikle nasıl bir toplum ve ülke tasavvuru olduğunu anlatmak, bu sahalarda yarışmak yeterli olacaktır.
Ne kadar aksi iddia edilirse edilsin seçmenin her zaman rasyonel karar verdiğini de hatırdan çıkarmamak gerekir. Sözgelimi, muhalefetin düzenli şikayet konusu ettiği seçmenin yalanlara kandığı iddiası da bu bağlamda değerlendirilmelidir. Seçmen -genel olarak- yalana kanmaz, sanılanın aksine de kandırılamaz. Yalanla gerçeği, doğruyla yanlışı ayırt edebilme kaabiliyeti esastır ve bazen kendisine söylenenlerin çelişki içermesine rağmen toplam bir kanaatle oyunu verir. Bir partiyi tercih eder veya bir başkasına yol vermez. Bunu iktisattaki “fayda maliyet analizi” kavramını sosyolojiye transfer ederek açıklayabiliriz. Kendi değerleri, çıkarları ve ülkenin geleceği doğrultusunda ve ilaveten eğer ideoloji duygusu güçleyse bunu da denkleme katarak bir karar verir. Bu karar bazen en yüksek vicdani tatmine tekabül eder, bazen kerhen gerçekleşir. Bazen de nasıl partiler strateji geliştiriyorsa sokaktaki insan da stratejik oy verir.
Bilindiği gibi ittifak odaklı siyasal strateji de sistemin merkezine oturmuştur.
Sistemin şimdiden sonra ancak karşılıklı olarak “cumhur” ve “millet” şemsiyesinde iki büyük ittifakla yürüyebilecek olması bir siyasal stratejidir. Seçmenin geleneksel olarak sahip çıktığı partiye ilaveten ikinci bir partinin sempatizanı haline gelmesi de bir siyasal davranış değişikliğidir. Daha önce en azından bu kadar yaygın görülmeyen bu oy verme biçimi şimdi bir siyasi gerçek haline geliyor. Cumhurbaşkanlığı seçiminde olduğu gibi yerel seçimlerde de artık sadece AK Parti’nin ve CHP’nin aldığı oylara değil diğer ortaklarla birlikte ittifakın kapasitesine bakılıyor. Bu tablo da özetle ortaya toplamda birbirine yakın iki siyasi blok çıkarmıştır. İl il yerel seçim tahminleri bu yeni durum üzerinden yapılıyor. Muhtemelen sonuçlarda da bunun yansıması olacaktır.
Bu yöntemin başarılı olup olamayacağı, verimlilik üretip üretemeyeceği veyahut da pazara kadar mı mezara kadar devam edeceği ayrı mesele ama bütün gelişmeler seçmenin gözü önünde cereyan ettiği için bir beka meselesine müracaat edilmeden yine seçmenin kararıyla neticeye bağlanacaktır. Neyin ne kadar önemli olduğunu seçmenin hissiyatı ve iradesi tayin eder.
Unutmayalım, sistem değişikliğini de 31 Mart’ta sandığa gidecek seçmen sağlamıştı. Devamı için en doğru kararın ne olacağını yine aynı seçmenin bileceğine de itimat edelim. Tecrübeyle sabit ki, dozu artan gerilim ve sertlik seçmenin kararını umulan istikamette değiştirmez, ancak geride tatsız bir tortu bırakır…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları




































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
5.02.2026
2.02.2026
26.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
12.01.2026
10.01.2026
25.12.2025
22.12.2025