Mustafa PAÇAL
Günümüz üretim alt yapısının tamamen değişiminde rol oynayan bilimsel ve teknolojik devrim sadece üretim yapısını değiştirmemiş, aynı zamanda ekonomik ve sosyal yaşamın temel parametrelerini de değişikliğe uğratmış ve bu değişim günümüzde hâlâ artan bir hızla devam etmektedir. Bu üretim ve sosyo-ekonomik değişim sürecinin ortaya çıkmasında, ABD ile SSCB arasındaki soğuk savaşın sona ermesi ve sosyalist sistemin dağılması temel rol oynamıştır. Bu gelişme her alanda küreselleşmenin de miladını oluşturmuştur. Böylece soğuk savaş sonrası dünya ekonomisinin temel paradigmaları değişmiş ve kapalı ekonomiler dışa açılmıştır. Ve tüm ekonomiler birbiri ile hem rakip olmuşlar ve hem de işbirliği içine girmişlerdir.
Üretim, ekonomi, toplumsal ve siyasal yaşamda ortaya çıkan bu gelişmeleri tetikleyen ise neo-liberalist ekonomi politikalar oldu. Neoliberalizmin temel felsefesi “yaşamın her alanını, her işini ve her insanı rekabete açmak” oluşturuyordu. Bu anlayış ile birlikte sadece kapalı ekonomiler küresel rekabete açılmadı ya da açılmak zorunda kalmadı. Devlet kurumları dahil özel sektör kuruluşları rekabete açıldılar. Bu durum herkes için “bilmediğiniz denize girmek” gibi bir duruma benziyordu. Ama çare yoktu, bu azgın dalgaların olduğu rekabet denizine girmek zorunluydu. Öyle de oldu ve herkese bu denize girdi.
Ekonomik rekabet için esneklik, kalite, ar-ge, verimlilik ve inovasyon gibi uygulamalar öne çıktığı kadar, sosyal açıdan ise kuralsız çalışma, kayıt dışı ekonomi, sosyal adaletsizlik gibi sorunlar acımasız rekabetin uygulamaları arasında yerini aldı. Hükümetlerin uyguladığı neo-liberal politikalardan sosyal devlet yapıları da fazlasıyla nasibini aldılar.
Günümüzde eski sosyalist ülkeler dahil, tüm dünyada sosyal devlet uygulamaları “sosyal erozyona” uğramış oldu. Herkes için daha önceki sosyal güvencelerden, hemen her ülkede “sosyal damping” uygulamasına gidildi. Bu gelişmelerin siyaset alanında yarattığı etkiler, daha da sarsıcı sonuçları ortaya çıkardı.
Genelde sağ siyasi yapılanmalar ile neo-liberal ekonomi politikaları arasında fazlaca uyum sorunu olmadığı halde, sol partilerin, sağ partilere göre neo-liberal gelişmenin daha sonra farkına vardıkları görüldü. Türkiye’de genel olarak sol partiler neoliberal ekonomi politikalara karşı alternatif olarak devletçi ekonomik politikalara sarıldılar. ‘80li yıllarda Özal hükümetleri, Türkiye ekonomisinin dışa açılmasında önemli yapısal değişikliklere imza atarak, genel olarak devlet eksenli ekonomiyi, neo-liberal ekonomi politikalara açık duruma getirdiler. Sonrası başlayan özelleştirmelere karşı “sattırmam” diyen genel bir sol yaklaşım olduysa da bile, bu türden yaklaşımların ne seçmen gözünde, ne de iş dünyasında bir karşılığı oldu, ya da olamadı. Bu ekonomik süreç sonraki hükümetler döneminde de devam etti.
Bugün de CHP de, MHP de hatta BDP iktidara gelse bile, Türkiye ekonomisini nüanslar ile AK Parti iktidarından farklı bir ekonomi politika ile yönetme şansları fazlaca bulunmamaktadır. Bunun en temel nedenini ise, neo-liberal ekonomi politikalarının küresel düzeyde seçeneksiz kalmasıdır.
Oysa ki Türkiye’de sol partiler neo-liberal ekonomik politikalar karşı devlet eksenli kapalı ekonomileri alternatif göstereceğine, aynen Avrupalı sol ve sosyal demokrat partiler gibi sosyal adalet ve sosyal güvenceler ile neo-liberal ekonomi politikaları sentezleyen bir üçüncü yol izleselerdi eksik ama daha doğru bir yol izlemiş olurlardı.
Eksik diyorum çünkü; genel olarak sol partiler neo-liberal ekonomi politikaları sosyal seçeneklerle güçlendirerek siyasi başarılar elde etmiş olsa bile, önemli bir tarihsel ve siyasal fırsatı da tepmiş oldular. Bir atasözümüz var: Atasözü “elmanın kurdu kendi içindedir” der. Liberalizmin ekonomik görüşü kapitalizmdir. Siyasi görüşü de demokrasi ve özgürlüklerdir. Sol partiler neoliberal uygulamalara karşı devletçiliği savunurken, özgürlükleri ve demokrasiyi savunmada da liberal veya “sağ” partilerin önüne geçemediler.
Neo-liberal uygulamalar karşısında devletçi ekonomiyi ve sosyal sorunların giderilmesinde de devlet denetiminin güçlendirilmesini savunan sol, devletin sınırlandırılması ve giderek ortadan kaldırılmasının ideolojik arka planına sahip olması gereken politikaları savunması beklenirken, sol bu süreçte devletçi bir politik duruşu sergilemiş oldu. Halbuki solun her alanda devleti güçlendirecek politikalar yerine bireyciliği, özgürlükleri ve katılımcılığı savunması çok daha doğru olacaktı.
Ayrıca bireyin yaşamın her alanında sorunların çözümüne katılmasını öneren, doğrudan katılımcı bir demokrasi anlayışını savunması ve bunun üzerinde örgütlenmeyi ortaya çıkarması, hem siyaseten ve hem de ideolojik olarak yerinde bir davranış olurdu. Bu da ona neo-liberal eksenli siyasi partilerle yapacağı rekabette, avantaj sağlamış olurdu. Sol partilerin, günümüzde en yaşamsal tezlerinin başında, bireysel özgürlükler ve yerinden yönetim ve yönetime doğrudan katılım yer almalı. Ülke genelinde özgürlükçü demokrasiyi, işyerlerinde endüstriyel demokrasiyi, çevre sorununda ekolojik demokrasiyi, yerel yönetimlerde halkçı demokrasi gibi yaşamın her alanında açık, çoğulculuğu ve katılımcı demokrasiyi savunmalı.
Yani yaşayan, günlük yaşamda karşılığı olan bir demokrasiye ihtiyacımız olmalı ve bunu isteyen bir sol tarafımız olmalı diye düşünmekteyim.
[email protected]
Yazarlar
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları





































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.12.2025
13.12.2025
6.12.2025
1.12.2025
17.11.2025
4.01.2022
15.04.2021
10.02.2021
13.01.2021
23.12.2020