Mustafa PAÇAL
Doksanlı yıllarla birlikte artan küresel ekonomik ilişkiler ve dolayısıyla siyasi rekabet sonucunda, insan emeğine ve çevreye karşı, daha acımasız sonuçlar ortaya çıkmaya başladı.
Bu rekabet sonucunda, kırdan kente göçler inanılmaz bir hızla artış gösterdi, çarpık ve plansız kentleşme, sanayileşme ve dünya nüfusu artışı ile birlikte artan enerji ihtiyacı, doğal kaynakların hızla azalmasını birlikte getirdi.
İklim değişikliği tüm gezegenimizi tehdit eden boyutlarda geziyor.
İnsan göçleri arttı, göçmenlik bugün küresel boyutta en ciddi insani sorunumuz hâline geldi.
İnsan emeği ve doğa bugün her zamankinden daha fazla korumasız durumda gözüküyor.
Bilim ve teknoloji ile üretim süreçleri arasındaki etkileşim, günümüzde neredeyse bire bir durumda, bu yeni ekonomiler “bilgi ekonomisi” olarak tanımlanıyor, bu da eski üretim ve ekonomi yasalarının değişmesi anlamına geliyor.
Bu durumunun emek üzerinde en önemli etkisi, üretimin nitelikli emeğe olan talebinin artması oldu.
Bunun sonucu iki açık, bir de gizli sosyal etki ortaya çıktı; açık olan işsizlik ve yoksullaşma, diğeri ise çalıştığı hâlde yoksulluk sınırını aşamama sorunu.
Dünya Bankası verilerine göre yaklaşık bir milyar insan açlık ve iki milyara yakın insan ise yoksulluk sınırında yaşıyor, yirmi milyon civarında insansa, yoksulluğa bağlı nedenler yüzünden çok genç yaşlarda yaşamını yitiriyor.
Tüm bunlar dünya nüfusunun hemen yarısının, yoksulluk ve açlık tehdidi altında olduğunu bize gösteriyor.
İşsizlik ILO (Dünya Çalışma Örgütü) verilerine göre dünyada en çok gençler ve kadınlar arasında yaygın gözüküyor ve aynı verilere göre son ekonomik krizlerde 200 milyon insan işini kaybettiğini söylüyor.
İşsizlik, yoksulluk ve çevre sorunları küresel sorunların en başta gelenleri olduğu hâlde, sorunların çözümüne yönelik atılan olumlu adımlar oldukça sınırlı kalıyor.
İşte bu olumlu adımlardan biri ILO tarafından atıldı.
ILO hâlihazırda dünyadaki işlerin, özellikle yoksul ülkeler ve gelişmekte olan ülkelerde yapılan işlerin ki bu ülkelere Türkiye’de dahil , iş sağlığı ve sosyal güvencelerden yoksun işler olduğunu söylüyor.
Bu nedenle dünyadaki işlerin “düzgün iş” (decent work) konsepti ile uygunluk oluşturulmasını üye ülkelerden talep ediyor.
ILO düzgün iş tanımını dört temel çalışma ilkesi ile açıklıyor.
Bunlar istihdam ve çalışma hayatında ayrımcılığın engellenmesi, her türlü zorla çalıştırmanın önüne geçilmesi, çocuk işçiliğinin ortadan kaldırılması ve sendika ve toplu pazarlık özgürlüğünün sağlanması olarak ortaya çıkıyor.
Düzgün iş konsepti için, bu ilkeler çerçevesindeki sözleşmelerini üye ülkelere kabul ettirmek ve uygulamaları izlemek için yoğun küresel çaba gösteriyor.
Düzgün iş ölçüleri arayışları giderek daha nitelikli bir içerik kazanıyor ve çevre sorunları nedeniyle “düzgün ve yeşil iş” konsepti olarak ortaya yeniden çıkıyor.
Bir diğer ifade ile söyleyecek olursak bu tanım, üretimin çevre üzerindeki ayak izlerini, yeşil ve düzgün iş ilkelerini uygulayarak azaltmak anlamına geliyor.
Bugün milyonlarca insan daha iyi bir çalışma ve yaşam koşulları talep ediyor.
Dünyadaki işlerin çok azı bu insani talebi karşılamak için kimi olanaklar sunabiliyor.
Ayrıca bu işlerin bırakın yeşil iş ölçülerine uygunluğunu, hemen yarısı düzgün iş konsepti içinde bile bulunmuyor.
İşin özü, insani ölçülerde çalışma ve yaşama için alacağımız daha çok yol var.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.12.2025
13.12.2025
6.12.2025
1.12.2025
17.11.2025
4.01.2022
15.04.2021
10.02.2021
13.01.2021
23.12.2020