Mustafa PAÇAL
Yıl içinde yapılan her iki genel seçim öncesi özellikle Meclis’te olan partilerin seçim beyannamelerine genel olarak bakıldığında kendi siyasi pozisyonlarına göre hemen aynı içerikte olduğunu görüyoruz.
Yalnız seçimleri AKP kazanınca seçim öncesi ne diyorlardı hükümet oldukları için ne yapmak istedikleri daha bir dikkat çeker durumda oldu.
Her şeyden önce AKP’nin gerek seçim beyannamesinde olsun gerekse hükümet programında olsun ve son olarak 2016 eylem planında olsun daha fazla ekonomik ve toplumsal kalkınmaya daha az veya sınırlı bir demokrasi ile ulaşılacağı gibi bir “iyimserliği” ya da siyasi kurnazlığı gözlerden kaçmıyor.
Bunun nasılına hükümet programından yaptığımız alıntılarla bir bakalım…
Hükümet programının ekonomik büyüme ve makroekonomik istikrar bölümü bakın ne diyor.
Önce uzun vadeli kalkınma amacının, yapısal dönüşümlerle Türkiye’nin uluslararası konumunu yükseltmek ve halkın refahını artırmak olduğu belirtilerek dışa açık ve dünyayla entegre bir ekonomik yapıyla yatırım ortamının daha da iyileştirilmesinin ekonomik kalkınma anlayışının vazgeçilmezi olduğuna dikkat çekiliyor.
Devamla “Günümüzün rekabetçi dünyasında insana, insanın niteliklerine, sağlıklı bir sosyal ortama yapılan yatırımların, aynı zamanda ekonomik potansiyelimize yapılan bir yatırım olduğunu bilerek, ekonomi politikalarımızı güçlü sosyal politikalar ile bütünleştirmeye devam edeceğiz. Önümüzdeki dönemde yurtiçi üretimi artırma ve ithalata bağımlılığı azaltma perspektifiyle, imalat sanayinin GSYH içindeki payının artırılması, yapısal dönüşüm açısından önem arz etmektedir.
AK Parti, bu yapının oluşturulması için verimlilik artışının ve sanayileşmenin hızlandırılması gerektiğinin farkındadır. Özel sektör öncülüğünde, Ar-Ge’ye daha fazla ağırlık vererek, ihracata dayalı ve rekabetçi bir üretim yapısıyla bunu gerçekleştirmekte kararlıyız” deniyor.
Ve son olarak “Yüksek ve istikrarlı büyümeye yönelik temel stratejimiz, özel sektör öncülüğünde, dışa açık ve rekabetçi üretim yapımızın geliştirilmesidir. Verimlilik artışı ve sanayileşme sürecinin güçlendirilmesi, bu stratejimizin temel yapı taşlarını oluşturmaktadır” deniyor.
Şimdi bu yüksek ekonomik hedeflere ulaşmak niyetinde olan hükümetin bir de demokratikleşmealanında neler dediğine bir bakalım.
“Anti-demokratik uygulamalar, hukuksuzluk, temel insan haklarına karşı işlenen cürümler, milli irade ve Meclisimiz üzerinde tesis edilen vesayetler ortadan kalkmıştır. Artık o dönemlere ‘eski Türkiye’ diyoruz ve ‘yeni Türkiye’de hiç kimse o karanlık dönemleri hatırlamak istememektedir. Bugün açık yüreklilikle milletimizin 2002’de başlattığı ‘Sessiz Devrim’ ile birlikte eski Türkiye döneminin kapandığını gururla dile getiriyoruz. Bu partimize oy versin, vermesin tüm milletimizin ve Meclisimizin ortak kazanımıdır. Demokratikleşmeyi dinamik bir süreç olarak görmekteyiz. Geçmiş hükümetlerimiz döneminde gerçekleştirdiğimiz demokrasi mücadelemizi toplumun tüm kesimlerinin katkılarıyla daha ileriye taşımaya kararlıyız.”
Yeni hükümetin ekonomide bu denli yüksek hedefleri önüne koymasına karşın sanki demokratikleşme alanında “aslında her şeyi yaptık” anlamına gelen bu yaklaşımı ne kadar orantısal bir yaklaşım bunu anlamakta zorlanıyorum.
Demokratikleşme ve hukuk devleti alanında alınması gereken onca yol varken sanki bu alanda “her şeyi zaten yaptık” yaklaşımı istenen ekonomik büyüme ve hedefleri de gerçekleştirmenin önünde önemli siyasi bir handikap olarak duruyor.
Yine Fed’in USD faizini artırmasının TL’de yaratacağı değer kaybı ile dış politikadaki paradoksal pozisyonun sürmeye devam etmesiyle bu durumun ekonomi üzerinde yaratacağı artı kırılganlığı birlikte değerlendirdiğimiz zaman ekonomi için en iyimser tahmin “durumu idare etmek” olarak açıklanabilir.
Yani anlamalısınız az demokrasi ile çok ekonomi olmuyor.
Yazarlar
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2026
26.01.2026
12.01.2026
3.01.2026
28.12.2025
21.12.2025
13.12.2025
6.12.2025
1.12.2025
17.11.2025