Mustafa PAÇAL
Anlaşılan o ki şiddet siyasetinden müzakere siyasetine geçmenin fazlaca bir umudu kalmadı.
Az gittik uz gittik yine başladığımız noktaya geri döndük.
Onca çaba onca zaman boşa gittiği gibi 90’lı yılların bile gerisine gidiverdik.
Her şey sanki askerî vesayetin kaldırılması ve yerine özgürlükçü demokrasi ve hukuk devleti oluşturmak için AB sürecine etkinlik kazandırmak ve sonrasında Kürt sorunu için çözüm sürecini başlatmak diye devam eden siyasi sürecin içinde oldu.
Ne olmuştu da bu dizi içinde süreci terse çevirecek gelişmeler olmuştu.
Bir kere AKP’ye bu demokratik değişimi sağlayabileceği noktasında liberal- demokrat çevreler her türden eleştirilere rağmen açık destek vermişlerdi.
Sorun onlarda ve onların samimiyetinde değildi. Sorun daha sonra giderek daha da net anlaşılacağında AKP, gerçekten ne “muhafazakâr” bir parti idi ve ne de “demokrat” bir parti. Hattâ ne de bir “İslamcı” partiye benziyordu.
AKP’nin adeta kişisel ve maddi çıkarları için biraraya gelmiş ve her türden dinî ve milliyetçi ritüelleri kendine siyaset malzemesi olarak kullanan bir çıkar yapılanması olduğu daha sonra anlaşıldı.
İktidarları döneminde ne kadar artıları varsa bugün hepsini eksiye çevirerek siyaseten inanılması güç bir duruma imza attılar.
Askerî vesayeti kaldıracağız dediler bugün askerle birlikte yeni bir devletçi vesayet oluşturdular.
Yolsuzlukları kaldıracağız dediler gırtlaklarına kadar yolsuzlukların içine battılar.
Toplumsal ve ekonomik refahı sağlayacağız noktasında dünden daha öteye gidemediler.
Kürt sorununu çözümden bugünkü savaş duruma getirdiler.
Dış ilişkilerde ise tüm zamanların olabilecek en kötü noktasında duruyorlar.
Şimdi buna rağmen yine tek başına iktidarda bulunuyorlar.
Bu çok anlaşılır bir durum değil, ancak bu tablo karşısında fazlaca iktidarlarını sürdürme şansı bulunmuyor.
CHP tüm siyasi sürecin içinde alternatif bir siyasi yol izleyeceğine, daha çok “cumhuriyet ritüelleri” etrafında dönen bir “ortodoks” parti olma yolunu tercih etti.
Hâlbuki oldukça uzun bir döneminin muhalefet partisi olarak ve hem de kendini sosyal demokrat olarak ifade eden bir parti, öncelikle demokratikleşme,AB süreci ve Kürt meselesinde daha “ilerici” bir siyasi yol izleyebilirdi.
AKP’nin 2004 ve 2010 arası bu alanda gösterdiği çabalara sadece muhalefet yapacağım diye karşı olmayabilir ve liberal- demokratlar gibi “yetmez ama evet” diyebilirdi.
Anlayacağımız CHP yeni bir demokratik siyasi açılım yapmak için “Kemalizm” eleştirisini göze alamadı.
AKP de CHP’ye hep buradan vurarak kendisine sözde de olsa demokrat bir parti havası vererek başarılı oldu.
CHP bu siyasi performansı ile AKP için bir muhalefet partisinden ziyade onun tercih ettiği bir uygun bir rakipti.
Kurultayını yeni bitiren partiden, yönetiminde oldukça değişikliğe giderek biraz da olsa “sola” kayan CHP’den yeni dönemde daha aktif bir muhalefet yapmasını beklemek gerekecektir.
HDP demokratikleşme ve Kürt meselesinin çözümünde en kritik siyasi role sahip bir parti olma özelliğini eskisi kadar olmasa da koruyor.
Eskisi kadar diyemiyorum.
Çünkü HDP şiddet dışı bir siyasi yolu Kandil’den üzerine gelen baskıya rağmen savunmalıydı.
Demirtaş’ın siyasi alanda yakalamış olduğu toplumsal destek şiddet baskısına karşı koymaya yeterdi.
Ama olmadı.
Şu anki tablo siyaseten tam bir kilitlenmişlik tablosu görünümünde bir yandan otoriter bir başkanlık dayatmasının yarattığı siyasi gerilim diğer yanda ise buna karşı bir siyasi direnç var.
Kürt meselesi çoktandır Suriye sorunu ile birlikte ele alınarak değerlendirilen bir sorun olduğundan bu kilitlenmenin nirengi noktasını oluşturuyor.
Şimdi yeniden akılcı bir siyasi iklim yaratılmasının koşulları oluşabilir.
Ve yeniden şiddet yerine müzakere siyaseti güç kazanabilir.
Yazarlar
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları









































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.12.2025
13.12.2025
6.12.2025
1.12.2025
17.11.2025
4.01.2022
15.04.2021
10.02.2021
13.01.2021
23.12.2020