Nejat ERDİM
PYD’nin başını çektiği Suriye’deki Kürt silahlı hareketinin Rojava direnişi ile birleşen ruhu denilebilir ki bugün Kürtlerin yaşadıkları dört ayrı coğrafyada kendi aralarında ilk defa bu denli güçlü ve sağlam bir şekilde kenetlenmelerine yol açmış gibi görünüyor.
1826 yılında çarlık döneminde Slav halklarının kendi kendini yönetme hakkını isteyen talebin fikir babalığını J.Herkel’in oluşturduğu ulusalcılık akımın özellikle balkanlar ve orta doğuda hakimiyet kuran Osmanlı imparatorluğunu çok ciddi anlamda etkiledi. “Panslavizm” akımının ana temasını oluşturan:” her milletin yaşadığı coğrafyada kendini yönetme ve devlet olma hakkını isteyen hareket “ Osmanlı hâkimiyetindeki toprakların sonradan bir bir elden gitmesine ve kaybedilen yerlerde birçok devlet ve devletçiklerin kurulmasına sebebiyet verdi.
Osmanlının bu çözülme sürecinde Kürtler için de adeta bağımsızlığın kapısı aralandı denebilir. 10 Ağustos 1920 tarihinde itilaf devletleri ve Osmanlı imparatorluğu arasında imzalana Sevr antlaşmasının 62-64 maddelerinde imza konulan madde de :
“Kürt Bölgesi (madde 62-64): İngiliz, Fransız ve İtalyan temsilcilerinden oluşan bir komisyon Fırat'ın doğusundaki Kürt vilayetlerinde bir yerel yönetim düzeni kuracak; bir yıl sonra Kürtler dilerse Milletler Cemiyeti'ne bağımsızlık için başvurabilecek”
İbaresi konularak ileriki dönemde bağımsız Kürdistan’ın adeta işaret fişeği ateşlense de daha sonra özellikle İngiliz ve Fransızların bölge üzerindeki hesaplarına paralel olarak İngilizlerin Kürtlerin içinde Musul ve Kerkük’ün bulunduğu zengin petrol yataklarının bağımsızlığını kazanmış Kürdistana bırakmaya çekinmesinden ötürü bu fikir nedense hayat geçirilemedi.
Kuşkusuz ki bugün Kürtlerin 40 milyonu aşkın nüfusu ile yeryüzünün “devletsiz” en kalabalık halkı olmasının çok daha farklı faktörler vardır.
Bu faktörleri şöyle sıralayabiliriz:
1-Din faktörü
2-Feodal yapı
3-Dış faktörler
4-Coğrafi faktörler
Bu dört faktörün dışında kuşkusuz çok daha farklı gerekçeler de olabilir ama kanımca bugün Kürtlerin hala devletleş(e)memelerinin önündeki en önemli faktörler bunlar.
Din faktörü:
Ortadoğu halklarındaki din algısı özellikle Kürtler için çok daha bağlayıcı ve çok daha etkilidir desek yanılmayız.
Kürtler sahip oldukları topraklarda kurulan dört farklı devlete karşı onlarca defa başkaldırıp isyan etseler de bu kalkışma hareketleri genelde halkın çok büyük bir kesimi tarafından kabul görmemiştir. Bu kabul görmeyişin kuşkusuz ki en ciddi gerekçesi “İslam kardeşliği ve hilafete olan bağlılık” düşüncesinden geliyor denilebilir.
1071 ‘de Türkler’in Anadolu’ya ayak basmalarında kuşkusuz ki en önemli sağlayıcısı Kürtler ve Kürtlerin İslam inancına tabi olmalarıdır.
Selçuklular, Malazgirt’e girene dek Kürtler Hıristiyan Bizans imparatorluğun bünyesinde yaşıyordular ve o günkü kaynaklardan günümüze aktarılan bilgilere bakılırsa Doğu roma imparatorluğunun, yani Bizans İmparatorluğunun temel taşlarından ilkini Kürt beyleri çekmiş ve denilebilir ki adeta o günden bugünkü coğrafyanın şekillenmesine yine Kürtler sebebiyet vermiştir.
Kürtlerin sahip olduğu İslam kardeşliği o kadar güçlü ki 1071’ de hilafetin Osmanlıya geçişinde halifeye ilk biat eden halk Kürtler olurken 3 Mart 1924’te hilafetin ortadan kaldırılmasına yine en ciddi reaksiyonu Kürtler göstermiştir.
Özellikle I.Dünya savaşında Osmanlının en çaresiz kaldığı dönemde Araplar bunu fırsat bilip bir bir devlet ve devletçikler kurarken Kürtler o güne kadar hiç sahip olamadıkları bu tarihi fırsatı ellerinin tersi ile tepmiş ve Osmanlı halifesini yine yalnız bırakmamışlardır.
Ne hüzünlüdür ki o dönemlerde bağımsız Kürdistan için isyan eden gruplar 1891 yılında sultan II. Abdülhamid’in Kürt gençlerinden kurduğu “Hamidiye alayları” tarafından kanlı bir şekilde bastırılmıştır. Bu konuda son bir not; Kürtlerde İslam kardeşliği vurgusu o denli güçlü ki 30 yıldır devletle Kürtler için savaştığını iddia eden Marksist temelde kurulmuş PKK hareketinin lideri Abdullah Öcalan bile bu noktada etkilenmiş olmalı ki barış sürecinin fitilini ateşleyen tarihi 21 Mart Diyarbakır newrozundaki mesajında “İslam kardeşliği” vurgusu yapmıştır.
Feodal yapı:
Kürtlerin sahip olduğu sosyolojik yapının temelinde “aşiret” kültürü kuşkusuz ki çok etkindir. Öyle ki bu kültür yüzünden yaşadıkları topraklarda adeta minik minik koloniler kuran aşiret beyleri zaman zaman birbirileri ile çok kanlı çatışmalar yaşamış ve bu çatışmaların sonucu Kürtler çok ağır olmuştur.
Kürt beyleri, bir devletin bünyesinde olmaktansa kendilerinin hakim olabileceği belli bölgelerde hükümranlıklarını kurmayı hep tercih ederken; bu anlayış Kürtlerin bir türlü birlik olup beraber hareket etmelerinin önünde engel teşkil etmiş, aşiretler arası uzun süreli kan davalarının yaşanmasına sebebiyet vermiştir.
Öyle ki bugün bile sahip olduğu tüm olanaklarla adeta bir devlet olmuş Kürdistan bölgesel yönetiminin iki önemli ayağını oluşturan Mesud Barzani’nin KDP ‘si ile Celal Talabani’nin KYB’si arasındaki kanlı çarpışmaları sanırım bilmeyenimiz yoktur.
Özetle feodal yapı Kürtlerin devlet olmalarının önündeki en ciddi engellerden bir tanesidir diyebiliriz.
Dış faktörler:
Bu anlamda şüphesiz ki Kürtlerin dört farklı devletin hâkimiyeti altında yaşamış olmasını gösterebiliriz.
Türkiye, İran, Suriye ve Irak topraklarında adeta bölünmüş, parçalanmış Kürtlerin bu dört duvarı aşmaları ve devletleşme yolunda dün olduğu gibi, bugün içinde en ciddi sorun olarak görünüyor.
Bu dört devletin hemen hemen hiçbir konuda uzlaşamadıkları günümüz koşullarında birleştikleri tek düşüncenin “Bağımsız Kürdistan” oluşumuna kayıtsız-şartsız karşı olmaları sanırım bu faktörün ne denli ciddi olduğunu bize göstermeye yetiyordur.
Coğrafi faktörler:
Bu faktör günümüzün gelişen iletişim ve silah teknolojisi için pek geçerli olmazsa da özellikle 19 ve 20. yüzyıllarda çok ciddi sorunlar teşkil ediyordu denilebilir.
Enformasyonun çok kısıtlı imkânlarda yürütüldüğü o günkü koşullarda Kürtler arasındaki koordinasyonu sağlayacak iletişim ağının hemen hemen hiç olmaması çok ciddi bir sorundu. Kürtlerin yaşadıkları coğrafyanın yüksek dağlar ve derin vadilerden oluşması adeta Kürtler arasında iletişimin önündeki en büyük engeli oluşturuyordu, hal böyle olurken coğrafyanın farklı bölgelerindeki siyasi ve askeri hareketlilikleri doğru ve sağlıklı okumak neredeyse imkânsızdı denilebilir.
Evet, bugün için hem Rojava’da yaşanan gelişmeler ve hem de önümüzdeki günlerde Erbil’de yapılması planlanan çok katılımlı (tahminen 500 delege katılacak) Ulusal Kürt Konferansı ve konferansta gündeme gelmesi çok güçlü olacak olan BM’lerde Gözlemci Devlet statüsünün konuşulması belki de Kürtler için çok büyük bir trajedi ile sonuçlanan 1946 Mahabad Kürt Cumhuriyeti deneyiminden sonraki en ciddi deneyimidir diyebiliriz.
Bakalım Ortadoğu da değişen dengelerin bugün itibari ile en ciddi aktörlerinden olan Kürtler üzerindeki yansımaları nasıl olacaktır, bekleyip göreceğiz.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.06.2015
4.02.2015
19.05.2015
14.05.2015
9.02.2015
8.02.2015
4.04.2015
28.03.2015
24.03.2015
23.03.2015