Nuray MERT
Bu seçimi de AK Parti kazanırsa alır başımı giderim’ diyenleri ayıplayanlardan biriyim. Seçim kazanan partiyi beğenmeyip, ülke terk edecek olan varsa ‘iyi yolculuklar’ demek isterim. Böylesi bir tavrı veya lafı, demokrasi anlayışı ile bağdaştıramıyorum. Üstelik, bu tür lafları en çok da bu ülkede rahat koşullarda yaşayanlardan, şimdiye kadar, bu rahat koşulları bozmamak için en ufak bir fedakârlık yapmamış, hiçbir risk almamış olanlardan duyuyorum. İşin burası ayrı bahis.
Ama ilk kez, bu seçim arifesinde, iktidar ittifakının kazanmasından hoşnutsuzluk duymanın ötesinde, çok kaygılanıyorum. Konu, iktidar partisi ve müttefiklerinin siyasi görüşleri ve dahası otoriter bir siyaset sistemi kurmuş ve pekiştirmiş olmalarının da ötesinde, seçim sürecini de kavgacı, ayrıştırıcı, kışkırtıcı bir zeminde yürütüyor olmaları. Konu, ‘Seçimi kazanmak için her şey mübah’ anlayışının toplumsal barışı tehlikeye atma sınırına dayanmış olması. Bu ülkeyi yirmi yılı aşkın bir süredir yönetenlerin, bu konuda gösterdikleri sorumsuzluk anlaşılır gibi değil.
Seçim sonuçları ne olursa olsun, aradaki fark küçük olacak, nitekim, daha önceki seçimlerde de aynı durum geçerliydi. Bu koşullar altında, toplumun bir yarısını diğer yarısına düşman etmekten rahatsızlık duymayanların, toplumsal barış gibi bir kaygısı olmadığı ortada. Oysa, böylesi bir durum, her ülke için siyasi ve toplumsal kriz demektir. Tam da bu nedenle, muhalefet ittifakının seçimi kazanması, toplumsal barış açısından önemli. Çünkü seçim, her şey bir yana kavga ile uzlaşma arasında olacak. Ülkenin geleceği açısından en önemli tercih bu ikisi arasında yapılacak, söz konusu olan toplumsal barış ise, gerisi gerçekten de teferruat hâline geldi.
Muhalefet cenahını beğenirsiniz beğenmesiniz, ama bir gerçeği teslim etmek zorundasınız; muhalefet her şeye rağmen toplumsal uzlaşma vurgusundan vazgeçmiyor. Sosyal medyada karşılıklı düşmanca tavırlar sergileyenler olabilir, ama asıl önemli olan lider ve siyasi kadroların arasındaki derin fark. Başta Cumhurbaşkanı olmak üzere, hâlen bu ülkeyi yöneten bakanların muhalefete yönelttikleri ağır ithamlar, demokratik mücadele ve rekabetin sınırlarını çoktan aşmış vaziyette.
Seçim sürecinde, Kılıçdaroğlu’nun uzlaşmacı, barışçı, yatıştırıcı özelliklerinin önemi daha da iyi anlaşılmış olmalı diye düşünüyorum. Diğer taraftan, kim ne derse desin Millet İttifakı’nın iyi bir fikir olduğu teyit edilmiş oldu.
Bu tavrın seçim kazandıracağını düşünüyorlarsa dahi, seçim kazanmak adına toplumu birbirine karşı düşman etmenin vebali üzerlerinde olacak. En önemlisi, seçimi kazanmaları durumunda bu ülkede yaşamanın koşulları, birbiri ile kavgalı bir toplum ve iktidar ittifakı dışında kalanların düşman muamelesi görmesi olacak, hepimizi en çok kaygılandırması gereken durum bu.
Seçim sürecinde, Kılıçdaroğlu’nun uzlaşmacı, barışçı, yatıştırıcı özelliklerinin önemi daha da iyi anlaşılmış olmalı diye düşünüyorum. Diğer taraftan, kim ne derse desin Millet İttifakı’nın iyi bir fikir olduğu teyit edilmiş oldu. ‘Daha seçimi kazanmadılar ki’ diyebilirsiniz. Ben tam da ondan söz ediyorum; iktidar cenahının seçim sürecinde sergilediği kavgacı, dayatmacı, baskıcı tavrın karşısında, farklı siyasi görüş ve geçmişten gelen siyasi lider ve çevrelerin demokratikleşme adına bir araya gelmesinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hissetmiş olduk.
Kim ne kadar oy alırsa alsın, Temel Karamollaoğlu’nun bu ittifak içinde yer alması ve sergilediği tutumun demokratik uzlaşma açısından sembolik önemi eksilmeyecek. AK Parti’de siyaset yapmış olan Davutoğlu ve Babacan’ın, ‘itaat et rahat et’ kafasında olanları ve bu kafaya dayalı kariyer hesaplarını ellerinin tersi ile itip, ülkenin geleceği adına bu ittifak içinde mücadele etmesi kıymetinden bir şey kaybetmeyecek. Milliyetçiliğin tekelini iktidar ittifakına alma çabalarına karşı İYİ Parti’nin ittifak için anlamı azalmayacak. Çünkü, oy hesabının ötesinde, Türkiye’nin her şeyden önce toplumsal barışa ihtiyacı var.
Dahası, Millet İttifakı, Cumhuriyet tarihinin siyasi fay hatlarının kırılmak yerine, demokrasiyi işletmek yönünde onarma çabası olarak da çok değerli bir misyon üstlenmiş oldu. Ahmet Davutoğlu’nun ifadesi ile, ‘bir yanda otoriter, dayatmacı laiklik anlayışının, diğer yanda otoriter, dayatmacı, dini tekeline alan muhafazakârlık anlayışının’ reddi üzerine kurulu demokratik uzlaşmacılık Türkiye’nin geleceği açısından çok önemli.
Naçizane tekrar hatırlatmak istiyorum; bu seçim her şeyden önce, toplumsal kavga ile toplumsal barış arasında olacak; bu sebeple hepimize büyük sorumluluk düşüyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları

































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.11.2025
7.11.2025
19.10.2025
4.10.2025
15.04.2025
10.03.2025
23.02.2025
16.02.2025
11.11.2024
14.06.2024