Ömer F. Gergerlioğlu
Hac faciası "geliyorum" dedi ve geldi. Yıllardır devam eden facialar, vinç faciasından sonra bu sene ikinci kez yaşandı. Facianın arka planındaki gerçekler gözardı edilirse bu facialar zinciri devam edecektir.
"Allah'ın misafirleri" en mutlu oldukları anda, tam hacı oldukları saniyelerde korkunç bir ölümle karşılaştılar. Hiç kimsenin incitilmeyeceği güvenli bölgeyi kapitalizmin mabedi haline getiren, Kabe'ye gururla (!) tepeden bakan kulenin tepesine "Allah" yerine "dolar" yazmaları gereken Suudiler, milyonlarca Müslümanı büyük acılara boğdular.
O emin belde yüzyıllardır sahipsizdi aslında. Hac'cın İnsan ruhunda oluşturacağı o muazzam heyecanı, fırtınayı anlamaya müsait olmayanların yönetiminde yıllardır yalnızlaştırılan, kurutulan, tüketilen bir Kabe var aslında. Tüm insanlık tarihinin anlamını simgeleştiren ve bunu anlayacak, yeniden yorumlayacak Müslümanları bekleyen Harem, yüzyıllardır yalnız ve mahzun aslında. Her sene milyonların onu ziyareti, kaybolan ruhu yeniden diriltemediği için adeta bu toplu ziyaret , tomurcuklarını açamayan bir çiçeğin gittikçe kuruması ve pörsümesi gibi artık. İslam'ın şartı olan diğer ibadetlerin neredeyse hepsini kapsayan ve bir ömür boyu bitmeyecek enerjiyi insana verecek olan Hac ibadeti, artık sadece şekil ve görüntünün mahpusu, facialarla anılır durumda.
Her ne zaman Hac'ca ve Umre'ye gitmişsem, kahrolmuşumdur. Milyonlarca insanın hayatlarında olabilecekleri en iyi anları, duyguları, niyetleriyle geldikleri ve tüm manevi kirlerini dökmeye ahd ettikleri o muazzam şölenin nasıl kurulaştırıldığını, içinin boşaltıldığını görmüş ve kahrolmuşumdur. o bembeyaz hacılara Hac ibadetinin gerçek içeriğini anlatması gereken din görevlilerinin konuya ne kadar mekanik yaklaştığını, menasik ve fıkıh teferruatına boğduğunu görürsünüz de kahrolursunuz. Anlarsınız ki en başta o din görevlilerinin çoğunun bu büyük ibadet şöleninin içeriğinden, duygu dünyasından haberi yok. Görürsünüz ki o her taşı hatıra kokan beldeyi elinde tutan Suudilerin kalbi taş gibi olmuş, o alemi manen yeşertmek kim, onlar kim?
Hac'cın Kur'an anlatımında muhteşem bir duygusal atmosferi vardır. Nasıl ki Yasin suresi Kur'anın çarpan kalbi diye isimlendirilen, hayat ve heyecan bahşeden duygu atmosferiyse, Hac da Müslüman bünyenin, organizmanın çarpan kalbidir. O, insanlık tarihinin tüm özetini ve anlamını içeren menasikiyle insanı yeniden dirilten ve tüm dünyaya örnek etmesi gerekendir. Bunu sağlayacak olan, o iyi niyetinin ve güzelliğinin zirvesindeki misafirleri en iyi şekilde misafir etmesi gereken ev sahibidir, Suudilerdir. Ayrıca yine bunu sağlaması gereken o insanların bağlı olduğu devletlerin sorumlu kurumlarıdır. Bunlar eksik olunca bir sahipsizlik, kaos ve facia neden olmasın ki? Ama ne yazık ki bu, sadece maddi alemde değil manevi alemde yüzyıllardır İslam aleminin her tarafında yaşanmıyor mu?
Milyonların bir araya geldiği Hac'da misafirlerimiz de çok masum değil. Bir ibadet bilinen, gösterilen teferruatı olduğundan fazla abartarak izdiham oluşturan, kardeşini inciten kim? Her hacca gideni üzen adab'ı muaşeret kurallarını çiğneyenler kimler? Bir insanı incitmemenin bir taşa, Hacer'ül Esved'e dokunmaktan daha önemli olduğunu fark edemeyenler kim? O eşsiz ırklar, diller, renkler bahçesinde başkasıyla kardeşliği beceremeyen kim? O eşsiz kardeşlik ikliminde yolculuğun tüm stresini etrafına saçan huzursuz kişiler kim? Maalesef onlar "Allah'ın misafiri" olduğunu unutacak nezaket seviyesindeki Müslümanlarımız. Müslüman dünyanın gerileyen medeniyet dünyasını ilerletmek için göstermesi gereken çabaya çok ihtiyacı var.
Ya Suudiler...? Her şekli putlaştıran ifrat çılgınlığından tüm ruhu kurutan bir başka tefrit çılgınlığına düşen Suudiler... Güvenli bölgeyi bir kapitalizm Cennetine çevirmeyi "Haremin hizmetçiliği" olarak gören Suudiler.... Harem'de güvenli bölgede üç kişinin bir araya gelmesini büyük bir tehlike olarak gören polis devletinin sahibi Suudiler... Yılda bir spontane ele geçen Müslüman dünyanın milyonlarca zihinle kafa kafaya verip sorunlarını düşüneceği, tartışacağı, kongreler yapacağı vasatı turizm olarak gören Suudiler... İçi köhnemiş, kurumuş, çürümüş Suudiler... Onlar nasıl bu yeniden silkinme ve toparlanma fırsatını, Hac'cı anlayabilir ki? Bırakın anlamayı manevi ve maddi faciaların sorumlusu nasıl olmaz ki?
Her Hac ve Umreye gidişimde Peygamber ve arkadaşlarının bırakın Müslümanlara, tüm insanlık alemine örneklik teşkil edecek hal, hareketlerinin yani hatıralarının olduğu mekanlara, Allah'ın o 1400 yıl önce Mekke'deki insanlara değdiği, ayetlerin indiği, vuku bulduğu yerlerde otururum, hayal ederim, hatıralar gözümün önüne gelir ve heyecanlanırım. Bir büyük tarihi eserin nasıl bir titizlikle korunması gerektiğini düşünürüm. o dağlardaki siyah taşlar gibi olan Mekke oligarşisiyle mücadele eden o güzel ve fedakar insanı ve arkadaşlarını düşünürüm, gözyaşlarımı tutamam. Ama bir de o mekana vahşice saldıran kurumuş kalpli, bol paralı, duygusuz Suudi krallığının, o her bir taşı sit alanı gibi korunması gereken Mekke'ye ne kadar hoyrat yaklaştığını görür de yine kahrolurum. O, her bir taşı, tepesi, dağıyla bu dinin en canlı bir şekilde anlaşılmasını sağlayacak tarihi mirasının, nasıl bir kötü mirasyedi eliyle tahrip edildiğini görürüm de tekrar iki kolum yanıma salınıverir.
Yıllardır devam eden manevi ve maddi faciaların son bulması için Hac organizasyonu derhal İslam Konferansı Örgütü başkanlığında bir heyetle uluslararası, sorumluluğunu bilen bir organizasyona terk edilmelidir. Hac'cı tekrar her açıdan imar edecek, oraya geleni sıkışarak, ezilerek ölme kahredici sonuyla karşılaştırmayacak aksine insanı ve toplumu yeniden ihya ve inşa edecek bir anlayış ve organizasyondan başka çaremiz yoktur.
@gergerliogluof
www.omerfarukgergerlioglu.com
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları



















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.08.2020
26.08.2020
9.02.2018
5.02.2018
3.02.2018
25.06.2018
23.06.2018
18.06.2018
12.06.2018
11.06.2018