Orhan MİROĞLU-Taraf yazıları
O kitap, “Kürdistan” ve “Türkistan” nedir, sorusuna cevap verecek bir kitap olacaktı.
Kitabı beraber yazacağımız arkadaşımla şöyle düşünmüştük:
Kürt sorununda inkâr, önceleri, Kürtler’in tarih boyunca yaşadığı coğrafyayı inkâr etmekle başlamıştı.
Oysa, Selçuklular ve Osmanlılar Kürtler’in yaşadığı ülkeyi hiç inkâr etmemiş, Kürdistan olarak adlandırmıştı.
Sonra da, Cumhuriyet’in kuruluş yıllarından başlayarak, Kürtler ve Kürdistan kelimeleri tarihten ve hafızalardan adeta silinmiş ve yasaklanmıştı.
Türk halkı, Türk aydını, Türk siyasetçisi ve devlet adamı, “Kürdistan” kelimesinden alabildiğine korkmaya başlamış, Kürtler’in yaşadığı coğrafyayı hatırlatan, bu coğrafyada yaşanmış bir tarihi anlamamıza hizmet etmesi beklenen bir kelime, Cumhuriyet döneminde bölünme ve ihanetle eşdeğer bir kavram haline gelmişti.
İşte ben ve arkadaşım bir kitap yazacak ve bu kelimeden ve bu kelimenin çağrıştırdığı her şeyden ödü kopan Türk halkına; “Türkistan” neyse, “Kürdistan”ın da az çok ona benzeyen bir şey olduğunu, göstermeye çalışacaktık.
Korkularımız azalsın, tabularımız yıkılsın ki, Kürt sorununa bakışımız normalleşsin, siyaseten doğru kararların alınması mümkün olsun istiyorduk.
Kürdistan’a inanmakla Türkistan’a inanmak arasında hiçbir fark olmadığını, Türkistan’dan korkmaya gerek olmadığı gibi, Kürdistan’dan da korkmaya gerek olmadığını böylece, göstermek istiyorduk.
Kitabı beraber yazmayı düşündüğümüz arkadaşım, Orta Asya çalışmalarıyla ünlü bir bilim insanıydı ve Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Türk toplulukları arasında ortaya çıkan milliyetçi akımlar, uluslaşma süreçleri üzerine çok değerli araştırmalar yapmış ve o araştırmaları kitaplara, makalelere konu olmuştu.
Sanırım ben onun bu akademik kariyerine ve tecrübesine, her iki halkın barış içinde birarada yaşayabileceğine olan samimi inancına, o da benim bir Kürt olarak yaşadıklarıma, tanıklıklarıma ve tecrübelerime güveniyordu..
Bir Türk akademisyen ve entelektüeliyle, bir Kürt aydını ve siyasetçisi, biraraya gelecek ve biri Türkistan’ı biri de Kürdistan’ı yazacaktı, sonra da bu yazılanlar ortak bir kitap haline gelecekti.
Bu arkadaşım, tahmin etmiş olmalısınız, Prof. Dr. Büşra Ersanlı’dır.
Şimdi KCK’dan tutuklu.
Büşra’nın başlangıç olabilecek bir planlama için bana yolladığı bir iki mail hâlâ mail kutumda duruyor. (Silsem mi acaba?!)
Ne savcılar ne de Büşra’yı tanınmaz hale getirmek için iğrenç bir kampanya sürdürenler heveslensin, bu proje hayata geçmedi maalesef!
Geçseydi ne olurdu?
Kürdistan’ı ve Türkistan’ı yazmak için yapılacak araştırmalar, o araştırmaların belgeleri, yüzlerce doküman, Kürdistanlılar ve Türkistanlılarla ve hatta Kürdoloji ve Türkoloji alanında çalışmaları olan yüzlerce kişiyle yapılacak olan röportajlar, söyleşiler, Büşra’nın didik didik aranıp altı üstüne getirilen evinde bulunacak ve örgütsel doküman muamelesi görecekti.
Sonra da bu ortak kitap projesi muhtemelen, KCK’nın öncülüğünde, bağımsız demokratik Kürdistan için yapılan bir çalışma olarak algılanacaktı.
Bir kitap projesi böylece, “Kürdistan’ın kuruluşuna giden yolu kolaylaştırıcı faaliyetler” kapsamında iddianamede yer alacaktı.
Bu yüzden, iyi ki o kitabı yazmamışız diyorum.
Büşra’nın evliliğini ve akrabalıklarını bir ‘suç’ unsuru gibi sunan bu medya, eğer bu kitap yazılmış olsaydı, ondan geriye kalan dokümanlar üzerinden, kimbilir ne tefrikalar ne dosyalar hazırlayacaktı.
Büşra Ersanlı, Ayşe Berktay ve Ragıp Zarakolu dâhil, KCK’dan tutuklanan birçok insanın siyasi faaliyetlerine bir kısmımızın kefil olması veya olmaması değil sorun.
Bunun pek de işe yaramadığını ve anlamlı olmadığını, hepimiz biliyoruz.
Ama siyasi tercihini Kürt siyasetinden yapmış bir bilim kadınına, reva görülen linç kampanyasının insafla bağdaşmadığını kabul etmemiz lazım.
PKK terör örgütü listesinden çıkarılmalıymış, Kürtlerin yaşadığı yerlerde kamusal hayatı Kürtler yönetmeliymiş, Güney Kürdistan örnek alınmalıymış!
Diyelim ki bu notlar ona herhangi bir seminerde sorulmuş sorular değil, Büşra’nın kendi düşünceleri..
Bu neyi gösterir?.
PKK’nin terörist bir örgüt olmadığına inanan herkes KCK’lı mı oluyor?.
Ya da Kürtler’in yaşadığı şehirlerde kamusal alanı Kürtler yönetecek demek suç mu?
Diyarbakır’ı Kürtler yönetmeyecek de, kim yönetecek, Trakyalılar mı?
Güney Kürdistan’daki gibi bir federasyon talep etmek niçin suç olsun?
Bunu talep eden KADEP’in genel başkanı Diyarbakır milletvekili olarak Meclis’te değil mi?
Doğrusu, İslami medyanın son tutuklamalara ilişkin tutumu, ortaya koyduğu heves, bana değerli dostum Cemal Uşşak’ın bir süre önce geçmişe dönük olarak ve özeleştiri anlamına gelebilecek sözlerini ve açıklamalarını yeniden düşünme fırsatı verdi.
İnsanları peşinen mahkûm etmeye yatkın bir zihniyet kalıbının İslami kesim ve medya içindeki etkinliği bu hadiseyle iyice ortaya çıkmış oldu.
KCK üzerinden bir gelecek tahayyülü hiç olası değil, ama bunu bahane edip bir çeşit şark usulü McCarthy’cilik yapmak, o ne oluyor peki?
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.10.2012
3.09.2012
1.09.2012
30.08.2012
27.08.2012
25.08.2012
23.08.2012
20.08.2012
18.08.2012
16.08.2012