Osman CAN
Hastalıklar, travmalar ve acılar üzerinden bir ülkenin anayasal düzenini inşa etmeye kalkışmak, hastalıkları, travmaları ve acıları süreklileştirir.
Ülkenin öncelikle normalleşmesi gerekir. Normalleşme ile bu toplumun referanslarının ne olduğunu görmeye başlarız. Anayasal düzen bu referanslar etrafında biçimlenmelidir.
Normalleşmenin sağlanamadığı bir ortamda, “normal” bir anayasal düzen kurulamaz. Normal, hastalıklı ve travmatik bir psikolojinin belirlediği aşırılıkların “ortalaması” değil; aşırı uçların ortasında bir yerde de değildir.
Aşırı uçların inşa kabiliyeti yoktur. Merkezden uzaklaşıldıkça bir arada yaşama iradesi zayıflar. “Normal” ancak merkezde gözlemlenebilir.
Nasıl bir arada yaşayacağız? Bizi bir arada tutan temel değerler nedir? Geleceğe dair beklentilerimiz nedir?
Bu sorular, takdir edelim ki, normal bir yaşamdan hareketle cevaplanabilecek sorulardır.
Bundan önce bir soru daha soralım: İçinde yaşadığımız düzen, yukarıdaki soruların cevabını veriyor mu?
Eğer acılar ve travmalardan söz ediyorsak, doğru cevap içinde yaşadığımız anayasal düzen olamaz. Zira asimilasyon, inkâr, militarizm, darbecilik, dışlama gibi geçen yüzyılın tüm pratikleri bu düzenden kaynaklandı.
Bugünkü şartlarda hiçbir siyasetçi ve hiç bir toplumsal kesim, 1982 Anayasası ile yola devam edelim iddiasında değil. 1924’ten bu yana tüm anayasalardaki bazı tercihlere bakalım.
Katı merkeziyetçi tercihler devlet ile toplum arasında yabancılaşmaya yol açtı. Yerel siyaset anlamsızlaştı. Toplum en küçük sorunu için Ankara’ya taşındı. Merkez önem kazandıkça, kamu çalışanları için, topluma hizmet sunmak değil, merkeze yaklaşmak, bir an evvel merkeze kapak atmak temel motivasyon haline geldi. Merkezin güç merkezi olarak tasarlanması, siyasetin kalitesini de etkiledi. Siyasal mücadele toplumsal olmaktan çıkıp merkezde iktidarı ele geçirme oyunun adı oldu. Etnik merkezli birey ve toplum tasarımı toplumsal farklılıkların sistem ile benimseme ilişkisi üretmesini engelledi. Bunun bedeli ağır oldu. Aidiyet duyguları zayıfladı.
Sistemde demokratik bir denge ve denetim hiç olmadı. Denge ve denetim sistemi, asker-sivil bürokratik yapılar ile demokratik siyaset kurumları arasında kurulmuştu. Son söz daima asker-sivil bürokrasisinin idi. Denge ve denetim mekanizmaları sağlıklı işlemeyen bir sistemin orta ve uzun vadede toplum yararına sonuç doğurması mümkün değil. Bu listeyi uzatabiliriz.
Bu yüzden mevcut anayasa artık meşru bir “norm” değil. Onun uygulanmasından kaynaklanan sorunlar da normal değil. Bu sorunları merkeze alan bir anayasal inşa da öyle...
Türkiye yeni norm arayışında. Yeni normun elbette “normal”i de farklı olacak.
Buradan tekrar birinci soruya gelelim.
Nasıl bir arada yaşayacağız? Bizi bir arada tutan temel değerler nedir? Geleceğe dair beklentilerimiz nedir?
Hepimiz “acaba yarın bu memlekette çocuklarımızı korkusuz bir şekilde, geleceğe güven içinde yetiştirebilecek miyim?” diye sorarız.
En meşru soru bu ve “normal” bir anayasal düzen, toplumun makul ortalamasına ikna edici bir cevap verebildiği ölçüde normaldir, hayata dairdir ve hayattan gücünü alır.
Siyasi partiler bugün bu gerçeği görüyor. AK Parti bu anayasal düzen ile ülkenin yönetilemeyeceğini görüyor.
HDP çizgisi bu anayasal düzen ile hitap ettiği toplumsal kesimin sorunlarının çözümlenemeyeceğini biliyor. Sistemi tek taraflı ve şiddet üzerinden zorlamaya çalışmasının hem bölge de hem de tüm Türkiye’de öngörülemez yıkımlara yol açabileceğini biliyor.
MHP ve CHP ise Başkanlık ve benzeri tartışmalar üzerinden sorunlara cevap üretme yerine irrasyonel tutumlar içinde olsalar da, mevcut düzen ile Türkiye’nin yönetilemeyeceğini ve düzenin kendilerine de zarar verebileceğini görüyor.
Bu yüzden hem normalleşme kaçınılmaz. Hem de siyasi partilerin yeni anayasal düzen konusunda rasyonel bir çizgiye gelmeleri...
Ümitsizlik üzerine gelecek inşa edilmez.
Bu da temel bir kural...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.03.2021
9.01.2021
20.07.2020
12.07.2020
23.06.2020
20.06.2020
20.06.2020
24.04.2019
18.01.2017
1.02.2015