Osman CAN
Türkiye’de hükümet sisteminde köklü değişikliklere yol açabilecek bir anayasa değişikliği teklifi görüşülüyor. Hatta denebilir ki ülkenin akıbetini Cumhuriyet tarihinde en fazla etkileyecek anayasa değişikliğiyle karşı karşıyayız. Ancak ortada bir ‘Anayasa hukuku kamuoyu’ yok. Anayasa hukuku veya siyaset bilimi uzmanları görünmez vaziyette. Ekranlar açık, ancak ekranlar anayasa değişikliğinin esasına dair değerlendirmelerden uzak, ‘öteki’si olarak gördüğünün zaafiyetini öne çıkarmak suretiyle (ad hominem) herkesin kendini anlattığı bir meydan gibi. Oysa 2010 Anayasa değişikliğinde durum çok farklıydı. Öncelikle şu anki değişiklik teklifi, 2010 yılından itibaren iki yıllık sürede Türkiye çapında gerçekleşen anayasa arayışlarının bir sonucu değildir. Bu dönem halkın nasıl bir toplum sözleşmesi talep ettiği, hangi asgari ortak paydada bir araya gelebileceği ve geleceği inşa edebileceği, bunun üzerine nasıl bir anayasal düzen kuracağı konusunda oldukça net parametreler ortaya konmuştu. Cumhuriyet tarihinin en büyük değişimi konuşuluyordu ancak tüm Türkiye bu coşkunun bileşeni, katılımcısı, etkileyicisi ve yönlendiricisiydi. Türkiye tüm müktesebatıyla, gücüyle, arzusuyla ve kaygısıyla tartışıyordu. Bugün durum çok farklı.
SİYASAL KATILIM YOK
Mevcut anayasa değişiklik teklifinde toplum sözleşmesi unsurları yoktur. Toplumun geçmişle hesaplaşma arzusu ve bugünün ortak paydası ve geleceğin inşasının yol haritası ile ilgili tasavvuru, teklifin konuları dışındadır. Esasen toplumsal sorunların kaynağı, sorunların çözümünün önündeki engel ve dayatılmış militarist düzen olarak nitelendirilen anayasal düzen değişmemektedir. Teklif, esas itibariyle iktidar kullanımına ilişkindir ve hükümet gücünün nasıl ve kimler tarafından kullanılacağı hususuyla sınırlıdır. İkinci olarak, teklifin hazırlanmasında siyasal katılım söz konusu değildir. Bu anayasa değişikliği AK Parti ve MHP’nin uzlaşısının bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Ancak iki parti tabanı arasında zaten çok büyük oranda bir özdeşlik söz konusu. Her iki partinin tabanları arasında, birinin ötekisinin ikinci tercihi olması itibariyle, yaklaşık yüzde 70 civarında geçişkenlikten söz edilebilir. Bu yüzden bu uzlaşıya toplumsal uzlaşı demek güçtür. Demokrasi halkın halk tarafından halk için yönetilmesi olduğuna göre, temsil kurumu, sistemin kalbini oluşturur. Halkın demokratik olarak temsil edildiği mekan, hükümet modelinden bağımsız olarak her zaman Meclis’tir. Başkanlık sisteminde de sistemin işleyişinin merkezinde tek demokratik temsil mercii olan Meclis yer alır. Meclis merkez olmaktan çıktığında sistemin demokratik özelliği ortadan kalkar.
Anayasa teklifi esas itibarıyla iktidar kullanımına ilişkin ve hükümet gücünün nasıl ve kimler tarafından kullanılacağı hususuyla sınırlı.
Diğer bir husus da Siyasi Partiler Kanunu ile seçim yasası değişmeden erkler ayrılığı ilkesinin hayata geçirilmesinin mümkün olamayacağıdır. Partiler rejiminin hiyerarşik, katı ve ideolojik yapısı, partiyi kontrol eden kişi veya grupların tüm erkleri kontrol etmesine imkan sağlamaktadır. Seçim sistemi de benzer etkiye sahiptir. Dolayısıyla tasarıyı bu iki temel yasadan bağımsız olarak değerlendirmek sağlıklı olmaz.
TEKLİFİN ESASLARI
Teklif ile Cumhurbaşkanı’nın cezai sorumluluğu genişletiliyor. Bu olumlu gözüküyor. Cumhurbaşkanı’na yetki veriliyorsa sorumluluğu da artmalı. Ancak burada sadece cezai boyutu itibariyle sorumluluğunun arttığını görüyoruz. Daha önce Yüce Divan’a sadece vatana ihanet sebebiyle gönderilecekken şimdi bu değişiklikle birlikte görevi nedeniyle işlediği tüm suçlar cezai sorumluluk kapsamına girmekte ve Yüce Divan’a gönderilme nedeni olabilmektedir. Bakanlar da aynı kurallara tabi kılınmıştır. Ancak iktidar olmak aynı zamanda siyasal sorumluluk gerektirmektedir. Bu siyasal sorumluluğun karşılığı olabilecek bir mekanizmayı bu sistem içinde göremiyoruz. Meclis bu siyasal sorumluluğu harekete geçirebilecek imkanlara sahip değildir. Örneğin, Cumhurbaşkanı’nın; Cumhurbaşkanı Yardımcıları, Bakanlar, Emniyet Genel Müdürü, MİT Müsteşarı, Genelkurmay Başkanı gibi çok kritik noktadaki atamalarında Meclis’e onay yetkisi verilmemiştir. Başkanlık sisteminde denetim ve onay ihtiyacı, atamaların doğrudan Meclis’in onayına sunulmasıyla karşılanmaktadır. Teklif metninde onay mekanizmasına yer verilmemiş olması sorunludur.
Bir örnek vermek gerekirse parlamenter denetim olduğundan dolayı parlamenter sistemde sorun olarak görülmeyen Adalet Bakanı’nın HSYK’ya başkanlık etmesi hususu, bu sistemde ciddi bir soruna dönüşmektedir. Zira parlamenter sistemde Adalet Bakanı’nın orada bulunması, “yürütmenin adalet hizmetlerinin yürütülmesinde Meclis’e karşı hesap vermesi zorunluluğu”ndan kaynaklanıyordu. Ancak teklifte Meclis’e karşı hesap verme imkanı ortadan kaldırılmıştır. Buna ek olarak, Cumhurbaşkanı siyaseten sorumsuz iken bakanlar başta olmak üzere tüm idari atamaları tek başına yapıyor olması ve tüm bürokrasinin sadece Cumhurbaşkanı’na karşı sorumlu olması, Cumhurbaşkanı’nın sorumsuzluğunu bir bütün olarak yürütmenin tamamına şamil hale getirmektedir.
Oysa başkanlık sisteminde başkanın şahsı siyaseten sorumsuz ama cezai olarak sorumlu, onun dışındaki bütün yürütme unsurları ise Senato’nun sorgulama gücünün muhatabıdır. Bu sadece cezai bir sorumluluk kapsamında gerçekleşmemekte; sorgulama, esaslı bir siyasal sorumluluk etkisi doğurmakta, hesap verilebilirlik imkanı sağlamaktadır. Cumhurbaşkanlığı kararnamesi konusunda da teklifte sorunlar vardır: Kararnameler, temel haklar hariç, kanunlarla açıkça düzenleneceği belirtilen hususlar dışındaki her alanı düzenleyebilecektir. Kararnameyi geçersiz kılmanın yolu, ilgili alanda kanun çıkarmaktır. Teklife göre Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, yasama konusunda neredeyse genel yetki durumuna yol açmaktadır. Cumhurbaşkanı kendi partisini ve Meclis çoğunluğunu kontrol etme imkanına sahip olduğu sürece Meclis’in yasa çıkarmasını engelleme gücüne sahip olabilir.
HSYK seçimleriyle ilgili denge ve denetim kaygısı kısmen giderilmiş olsa da bu değişikliklerin yetersiz kaldığı söylenebilir.
Teklifte getirilen karşılıklı fesih, sistemin kilitlenmesine çare bulmaktan çok parlamento çoğunluğunun başkanın partisinden olmaması ihtimaline getirilmiş bir çözüm gibi duruyor. Parlamenter sistem mantığından hareket edilerek, Başkan ile Meclis’in uyumlu çalışması zorunluluğu varmış gibi bu uyum sağlanmak isteniyor. Oysa ABD’de uyum, diğer tüm denge ve denetim mekanizmalarının çalışması şartına bağlı olarak, ‘olsa fena olmaz’ denilebilecek bir ihtiyaç. ABD’de tüm dünyanın öykündüğü ve başkanlık sisteminin sağlıklı işlemesinin nedeni olarak görülen siyasal kültürün gerçek nedeni ise karşılıksız feshin olmamasıdır. Uyum olumlu olarak görülse de ‘uyum’un bedeli erklerin tek elde toplanması olamaz. Bu yüzden ABD’de “gerekiyorsa sistem kilitlensin ve erkler taviz vererek uzlaşma yolunu arasın” düşüncesi hakimdir.
Cumhurbaşkanı tek başına fesih kararı verebiliyor ama parlamentonun fesih kararı vermesi için 3/5 çoğunluk gerekiyor. Yani Cumhurbaşkanı’nın ‘Ben feshettim’ demesi yeterli görülüyor. Teklifin bu şekli, karşılıklı fesih kurumunun yol açacağı sorunları arttırıyor. Bunlara ek olarak yasamanın yürütmeyi kontrol etmesinin en klasik ve tarihsel yöntemi olan bütçe konusunda yasama organı en önemli gücünden mahrum kalmaktadır. Başkanlık sisteminde Meclis’in elindeki en büyük kozlardan biri, başkanın bütçesi üzerindeki onay yetkisidir. Ancak tasarıda, Cumhurbaşkanı’nın bütçesi Meclis tarafından onaylanmadığı takdirde, eski bütçe yeniden değerleme oranına göre arttırılarak yürürlüğe girmektedir. Böyle bir düzenlemenin Meclis’i bütünüyle işlevsizleştirmesi riski yüksektir.
HSYK seçimleri ile ilgili olarak demokratik denge ve denetim kaygısı, komisyon sırasında yapılan değişikliklerle kısmen giderilmiş olsa da bu değişikliklerin, Cumhurbaşkanı’nın partisini kontrol etmesi durumunda, yetersiz kaldığı söylenebilir. Zira TBMM’de yapılan seçimlerde de çoğulculuk aranmamaktadır. Bu anayasa değişikliğinin arkasındaki siyasi partilerin Meclis’teki temsil oranına bakıldığında, getirilen seçim usulü ile esasen HSYK üyelerinin büyük çoğunluğunun iktidar partisi, geri kalanının ise değişikliğe destek veren siyasi parti tarafından belirleneceğini söylemek güç değildir. Oysa çoğulculuk yargı için hayatidir. Erkler arasında denge ve denetimde hayati rol oynayan ve Meclis’i Başkana karşı koruyabilecek olan Anayasa Mahkemesi’nin üye seçiminde ise başkanlık sistemine uyum sağlama amaçlı herhangi bir değişikliğe gidilmemiştir.
VENEDİK KOMİSYONU KRİTERLERİ
Başkanlık sistemiyle parlamenter sistemin yürütmeyi güçlendiren tüm yetkileri bir araya getiriliyor, buna karşın Meclis’in yürütmeyi dengelediği ve denetleyebildiği imkanlar ortadan kaldırılıyor. Mevcut anayasal düzenin felsefesinde ve ideolojik tercihlerinde, devlet-birey ve merkez-yerel ilişkisinde ise herhangi bir değişiklik yapılmıyor. Yüz yıllık sorunların doğmasına katkısı tartışmasız olan anayasal düzenin temel tercihlerine dokunulmuyor. Hiyerarşik ve merkeziyetçi siyasal yapı ve siyasal iletişim yöntemi değişmiyor. Sistemin dışlayıcı özelliği korunuyor. Uzun süredir siyasal işleyişin merkezi olmaktan uzaklaşmış Meclis, artık hukuki olarak da işlevini önemli ölçüde yitirme riski altına giriyor. Bu teklifin Avrupa’nın ortak demokratik standartları ve Venedik Komisyonu kriterleri ışığında gözden geçirilmesinde Türkiye için yarar vardır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları




























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.03.2021
9.01.2021
20.07.2020
12.07.2020
23.06.2020
20.06.2020
20.06.2020
24.04.2019
18.01.2017
1.02.2015