Osman CAN
Bir önceki yazıda parlamenter sistemde yargının mahiyetini ortaya koymaya çalışmıştım. Bu sistemlerde genelde yargıçlık mesleği hukuk alanında uzmanlaşmış ve yargı bürokrasisinin hiyerarşi ve denetimine tabi meslekten kişilerce yerine getirilmekte, tarafsız görüntü, iyi hukuk bilgisi ve kişisel erdemin adalet için yeterli olduğu varsayılır.
Başkanlık sistemi gibi meşruiyetini doğrudan doğruya halktan alan bir hükümet modelinde yasama ve yürütme erki arasında, sert erkler ayrılığı ilkesi geçerli olduğu için, daima bir rekabet ve karşılıklı denge/fren mekanizmasına ihtiyaç duyulur. Bunun sadece yasama ve yürütme ilişkisinde değil, bunların dışında her iki erk arasında hakemlik rolü üstlenebilecek bir yargı erkiyle sağlanacağı düşünülür.
Hakemlikteki mantık, kişilerin bilgi ve karakterlerinin yanında esas itibariyle tarafların güvenine dayanmasıdır. Hakem olacak bir yargı ilk önce başkan ile parlamentonun güvenine sahip olmak zorundadır. Bu mantık yereldeki mahkemelere kadar geçerlidir. Bu yüzden yargıçlık mesleği ve yargılama pratiği daha çok yargılamaya tabi olanların, yani halkın onayına ve güvenine göre tanzim edilir. Güven, bilgi ve uzmanlığı nedeniyle toplumdan kopuk, özel ve seçkin kişilerle değil, toplumun içinden çıkan ve ona yakın, onun tarafından bilinebilir kişilerle tesis edilebilir. ABD’de yargı bu mantığa göre şekillenmiştir. İlk derece mahkemelerinden başlayarak yargıç koltuğuna oturacak kişiler halk tarafından seçilir. Yine de somut davada adaletin tesis edilip edilmediği sorusunun muhatabı yargıç değil, yine halkın temsilcilerinden oluşan jüridir. Halk kendi güvendiği bir hâkimi seçer ve mahkemeyi yönetme görevini ona verir. Davanın esasını ise yine kendi içinden çıkan bir jüriye emanet eder.
Zira halkın onayı güveninin ön şartıdır.
Yüksek mahkeme üyeliklerine atama ise, Başkan’ın önerisi ve Senato’nun tavsiye ve rızasıyla gerçekleşir. Başkanlık sisteminde parlamentonun, kendi içinden hükümet çıkarmadığı, bu nedenle istikrarlı hükümet için seçim barajlarına ihtiyaç duyulmadığı dikkate alındığında, toplumsal çeşitliliği daha iyi yansıttığı açıktır. Böyle bir parlamento, onay vermek veya diğer şekillerde yüksek yargı seçiminde belirleyici olmak suretiyle, yargıda çoğulculuğa esaslı katkı sağlar. Toplumsal çoğulculuğun ve sosyal dengenin yansıdığı bir yargı sistemi, demokratik denge ve denetim bakımından daha işlevseldir.
Başkanlık sisteminde halka ait bir erk olan yargıya güven, halkın katılımı ve toplumsal çeşitliliğin yansıması suretiyle sağlanır. Yargı hem bireysel uyuşmazlıklarda, hem kurumsal uyuşmazlıklarda hem de egemenliğin kullanımında hakem rolü üstlenebilir.
Demokratik denge ve denetim mekanizmalarıyla donatılmış bir başkanlık sistemine geçildiğinde Türkiye’de yargı ile toplum arasında yabancılaşmanın ortadan kalkacağı, bireyin ve toplumun yargı sisteminin nesnesi olmaktan çıkıp, öznesi olacağı, yargının hakem sıfatıyla güven kaynağı haline geleceği söylenebilir.
Tabii eğer başkanlık sistemi böyle düzenlenirse...
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- HDP iddianamesi: Kapatma çok zayıf ihtimal
24.03.2021 - Mesele Rektörlük Seçimi Değil: Kaybediyoruz, Hepimiz!
9.01.2021 - Affet, Sevgili Adalet Ağaoğlu!
20.07.2020 - Avukatlık Kanunu Değişiklik Teklifi
12.07.2020 - Almanya Anayasa Mahkemesi Kararı: Hükümet, kamu imkanlarını kullanırken tarafsız davranmalı!
23.06.2020 - Berberoğlu, Güven ve Farisoğulları için çıkış yolu var mı?
20.06.2020 - TBMM’nin Tükenişi-Berberoğlu Vakası
20.06.2020 - 31 Mart Seçimleri: Sorunun yapısal temelleri
24.04.2019 - Anayasal düzenin temel tercihlerine dokunulmuyor
18.01.2017 - Sokak ve demokrasi
1.02.2015
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























faruk tuncay
Dünya politikasına yön veren ciddi siyaset adamları, fikir adamları, yönetici elitler ve iş dünyasının son 10.ooo yıllık pratiğine bakıyorum da, kendilerini alkışlayan gazetecileri de dahil olmak üzere hepsi birden artistlerin tırnağı bile olamazlar diyorum.