Oya BAYDAR
Vasıf Öngören’in, Atıf Yılmaz tarafından filme de çekilen Asiye Nasıl Kurtulur oyununu hatırlatan başlıktaki sorunun cevabından önce sorulması gereken temel bir soru var: Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) bir siyasî parti mi?
Bu da ne biçim soru! Seçimlere katılıyor, 290 milletvekiliyle Meclis çoğunluğuna sahip, medyanın yüzde 90’ını kontrol ediyor, üyeleriyle, teşkilatlarıyla, seçmenleriyle güçlü iktidar partisi AKP’nin varlığından nasıl kuşku duyabilirsin, diye sorduğunuzu duyar gibiyim.
Kuşku duymanın da ötesinde, siyaset sosyolojisindeki anlam ve tanımıyla böyle bir siyasal partinin artık var olmadığını, ilan edilmemiş bir yok oluş süreci yaşadığını söyleyebilirim. AKP adıyla anılan topluluk (artık cemaat de diyebilirsiniz) bugün için tek adam Erdoğan’ın arkasında hizalanmış, koro bile denilemeyecek kötü bir vokal grubundan ibarettir. Üstelik, kakafonik, beceriksiz, yeteneksiz bir vokal grubu…
Kuruluşunda ve iktidara gelişinde de böyle miydi? Hayır. Bir kadrosu, bir programı, bir organizasyonu ve de en önemlisi -doğru veya yanlış, beğenin beğenmeyin- bir vizyonu ve topluma vaatleri vardı. Gelinen noktada AKP; çoğunluğu maddî-manevî çıkar ilişkileri yüzünden, bir kısmı korkudan, bir kısmı ilkellikten, cehaletten, biat kültürünü sadakat sanma aymazlığından, bazıları Erdoğan’ı ahir zaman peygamberi sanmaktan, Reis’in yanında, etrafında, arkasında kümelenmiş bir kalabalıktan ibaret. Bu nitelemelerin dışında kalan AKP kadroları yok mu? Tabii ki var ama onlar ya bir köşeye itilip susturulmuşlar, ya da cesaretle karşı çıkma gücünden ve kişiliğinden yoksunlar.
Yenilgi öğretici de olabilir dağıtıcı da
Her konuda olduğu gibi siyasette de yenilgi öğreticidir, düşündürücüdür. Kişi zaferlerden değil yenilgilerden öğrenir. Tabii öğrenebilirse, kendisini cesaretle sorgulayıp hatalarıyla yüzleşebilirse.
Ancak yenilgi, özellikle de siyasal yapılarda; kopma, dağılma, güç yitimi, kendi içine kapanma, örgüt/parti içi demokrasinin bütünüyle yok olması sonucunu da doğurabilir. AKP’nin 31 Mart ve 23 Haziran seçimlerinde ayan beyan olan, aslında daha önce başlayıp partili cumhurbaşkanı/tek adam rejimine geçilmesiyle hızlanan gerileme süreci karşısında, hem Reis’in hem de cemaatinin, yenilginin gerçek nedenleri üzerinde düşünüp ders çıkarmalarını beklemek pek gerçekçi değil. Halkımızın mesajını aldık, gereken yapılacak, açıklamalarının kıymeti harbiyesi yok. Çünkü halkın mesajı Erdoğan’ın ve şürekâsının fıtratlarıyla, zihniyetleriyle, siyasal amaçları ve toplum tasavvurlarıyla çatışıyor.
AKP kurtulabilir mi?
Lafı döndürüp dolaştırmaya, karnımızdan konuşmaya gerek yok. AKP, Başkanı Tek Adam’ın siyasetinden, zihniyetinden, dediğim dedik yönetiminden, iktidar uğruna derin devletle sarmaş dolaş olmaktan kurtulmadan, kurtulamaz. Peki bu mümkün mü? Hayır.
Hayır; çünkü AKP’de, Reis’in müritleri olan kadrolar, her boydan yandaşlar ve de teşkilat böyle bir adımı atma cesareti bir yana, düşüncesini bile -tövbe tövbe- aklından geçiremez. Hayır; çünkü Tayyip Erdoğan’ı denklemden çıkarın, geriye AKP diye bir yapı kalmaz, kadrolar darmaduman olur, on milyonu aşkın üye de kendini boşlukta bulur.
2002’de iktidara geldiğinde gelecek vaatlerine sahip bir siyasal parti olan AKP bugün vardığı noktada Tek Adam’ın iktidar aparatına dönüşmüş durumda. Bunu Tayyip Bey’in kendisi, 2011’den itibaren adım adım, bilerek isteyerek, herkesin, özellikle de kendi yandaşlarının gözleri önünde gerçekleştirdi. Partili cumhurbaşkanlığı diye de tanımlanan tek adam rejiminin özü, özeti, hedefi buydu.
Seçim yenilgisine suçlu mu arıyorsunuz?
Ne Erdoğan, ne de kaderlerini ona bağlamış yakın çevresi, sözcüleri, bakanları, danışmanları, yandaş medya mensupları açıkça kabul edecektir. Ama, son seçim yenilgisi başta olmak üzere, AKP’nin gerilemesinin ve seçim yenilgisinin baş sorumlusu partinin genel başkanıdır. Çünkü kararları tek başına veren ve uygulatan odur.
Derin Devlet Bey’in ulaklığı ve telkinleriyle de perçinlenen militarist, saldırgan milliyetçi, çatışmacı, savaşçı zihniyeti partiye egemen kılan, partisini bir zamanlar çok eleştirdiği devlet partisine dönüştüren, o zihniyetin en saldırgan sözcülüğünü yapan, toplumu bölüp ayrıştırma stratejisini tavizsiz uygulayan bu zihniyet ve söylemle seçim kazanılacağını sanan ve bunda ısrar eden bizzat Tayyip Erdoğan’dır.
Başkanımız yanıltıldı, teşkilat iyi çalışmadı, arkadan hançerlendik, kendimizi anlatamadık türünden yorum veya değerlendirmelerin geçerliği yoktur, çünkü sadece seçimler sırasında değil uzun süredir bütün karar, uygulama, yöntem ve söylem Erdoğan’a aittir.
İstanbul’da, yenilgi değil hezimet olarak nitelenebilecek sonuç, ne AKP teşkilatının ve sözcülerinin, ne Cumhur İttifakı adayının, ne yandaş medyanın hatasıdır. Onlar tepeden aldıkları talimatları uygulamışlar, Reis’in söylemini tekrarlamışlar, tek adam zihniyetini ve siyasetini yansıtmışlardır. Şimdi günah keçisi ilan edilmeleri Reis’in suçunu, sorumluluğunu perdeleme çabasından başka bir şey değildir.
Bu zihniyet ve siyaset değişmeden, bir de AKP-MHP Koalisyonunun küçük ama arkasını yüz yıllık derin devlet çizgisine/ gücüne dayadığı için güçlü ortağından kurtulmadan, “reform yapıyoruz” tantanasıyla makyajdan ibaret adımlar atılsa da, başkanını ve ortağını değiştirmemiş, 2002 ayarlarına dönememiş bir AKP, toplumda eski yerini, seçmende eski kredisini bulamayacaktır.
Balığın baştan kokması gibi metal yorgunluğu da Baş’tan bedene yayılır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları




































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.05.2024
14.05.2024
3.05.2024
3.05.2024
22.04.2024
16.04.2024
3.04.2024
29.03.2024
22.03.2024
7.03.2024