Pelin CENGİZ
Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turuna az bir zaman kala kime neden oy verilmesi, kimin neden seçilmesi gerektiğine ilişkin pek çok beyanat mevcut. Malum, her ne kadar Erdoğan değiştirmek istese de, cumhurbaşkanlığı kurumu icra makamı değil ancak, yönlendirme, ufuk açma ve aynı zamanda farkındalığı arttırma misyonuna sahip bir kurum olarak önemli bir konuma sahip. Dolayısıyla, doğaldır ki cumhurbaşkanlığı için yarışan üç adayın da açıkladığı seçim programlarını hükümet programı olarak değerlendirmemek gerekli. Fakat, öne çıkardıkları konular, vurguladıkları sorunlar, dile getirdikleri hassasiyetler, cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturduklarında öncelik verecekleri konulara dair önemli ipuçları veriyor.
Türkiye’nin gündeminde acilen çözüm bekleyen, yeni bir şey söyleyen fikirlere ihtiyaç duyulan öncelikli konular var. Bunların yanı sıra, toplumsal barışın, demokrasinin, hukukun temel alındığı, hak ve özgürlüklerin korunduğu bir ülke olabilmek için de bu vizyona sahip insanlar gerekli. Tüm bunların yanı sıra çoğu zaman görmezden gelinen, kalkınma için feda edilmesinden en ufak bir rahatsızlık duyulmayan konuların başında da çevreye ve doğaya saygı konusu geliyor.
Üç cumhurbaşkanı adayı arasında bu meseleyi seçim kampanyasının başlıklarından biri hâline getirmiş olan Selahattin Demirtaş’ın Yeni Yaşam Çağrısı, son derece kapsayıcı, beylik laflardan uzak, dinamik bir politik mücadele hattına işaret ediyor. Demirtaş ile ilgili pek çok şey söyleyebiliriz ama şunu dile getirerek bir haklılığı teslim etmeliyiz: Demirtaş, adaylığını açıkladığı andan itibaren ülkedeki siyaset iklimine yepyeni bir soluk getirdi. Kürt siyasetinin öteden beri aşina olduğu ve öncelikli konuları arasında yer alan ekoloji, Demirtaş’ın programında Yeşil başlığı altında ele alınıyor. “Yeşil” kavramının seçilmiş olmasını da önemsiyorum. Belli ki Demirtaş son dönemde Türkiye’de görünür olmaya başlayan Yeşil siyasetin müktesebatını da programına dâhil etmiş.
Seçim kampanyasının startını verdiği konuşmasında Demirtaş’ın şu sözleri dikkat değer: “Bu coğrafyanın farklı köşelerinde farklı aktörlerle tekrarlanan tablo aslında aynıdır. Deresinin üzerine HES yapımına direndiği için jandarmadan dayak yiyen Karadenizli kadın, sanayi atıklarının zehirlediği Ergene suyuyla üretimini sürdürmeye çalışan Trakyalı çiftçi, yaşam alanları nükleer ya da termik santral inşaatlarıyla tehdit edilen köylüler. Karnımızı doyuran toprak, kanımızı temizleyen hava, yaşamın kaynağı su ve bu dünyayı paylaştığımız diğer türler: Bugün bunların hepsi için direnmeyi göze alamayanların demokrasiden, adaletten ve insanlık için bir gelecekten bahsetmesine imkân yoktur. Yaşam hakkı sadece insanlar için geçerli bir hak değildir. Bu gerçeklikten hareketle bütün hayvanların da yaşam hakkını savunmak temel ilkelerimizdendir.”
Geçen hafta Munzur, Hasankeyf, Karadeniz’in dereleri, İstanbul’un Kuzey Ormanları’na dikkat çekmek için düzenlenen bisiklet turunda pedal çeviren Demirtaş, ekoloji ve doğayla ilintili konuların en fazla hassasiyet göstereceği konular olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanının yürütmeyi durdurma yetkisi yok ancak Demirtaş, cumhurbaşkanı seçildiği takdirde Devlet Denetleme Kurulu’na hazırlatacağı raporları mahkemelere göndereceğini belirterek, bu konuların takipçisi olacağını gösterdi. Üstelik, cumhurbaşkanı olarak ekolojik dengeye zarar verecek projelere bizzat kendisinin dava açacağının da sözünü verdi.
Başbakan Erdoğan ve partisinin topyekûn uygulamalarıyla geldiğimiz nokta ortada, 12 yıldır tamamen doğa düşmanı, ekoloji karşıtı bir politika yürüttüğüyle ilgili pek çok örnek vermek mümkün. Ekmeleddin İhsanoğlu’nun web sitesinde yer alan seçim vizyonunun son cümlesi zaten kendini her yönden ele veriyor: Ülkemizin tüm mega projelerini iktidar ve muhalefetin el ele kutlayacağı, birlikte kurdele kesip ortak sevinç yaşayacağı bir Türkiye inşa etmek!
Diğer iki adayın seçim programlarında yer alan kalkınma ve çevre konularına ilişkin vaatleri bir sonraki yazıda ele alacağım.
[email protected]
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.03.2025
29.12.2024
14.10.2024
27.09.2024
23.08.2024
26.07.2024
21.05.2024
13.02.2023
10.02.2023
15.11.2022