Sezin ÖNEY
Türkiye’nin kendi içindeki kutuplaşma malum; artık siyasi bir strateji hâline gelen kutuplaşmanın “zinde” tutulması taktiği, 2015’te de süreceğe benziyor. Erdoğan’ın merkezi hâline dönüştüğü AKP’nin oy çizgisine bakılınca, kutuplaşmanın arttığı aylarda, birden zıplayan bir oy seviyesi gözleniyor. Bu nedenle, Erdoğan’ın kendisine Cumhurbaşkanlığı yolunu açan ve Başkanlık sisteminin kurulması sürecinde “derenin yarısının geçilmesini” sağlayan “politik oyunda”, kutuplaşma taktiğinin katkısı büyük diyebiliriz. Erdoğan’ın kendi öngörüsü, “derenin tamamını” geçene kadar, “normalleşmeye” izin vermemek, kutuplaşmayı sürdürmek gibi gözüküyor.
Ancak, tam manasıyla Başkanlığa geçildikten sonra, bu sefer de sistem değişikliğinin getirdiği sarsıntıların atlatılması gerekecek. Erdoğan’ın kurduğu oyunun “fıtratında”, kutuplaşma hep olacak. Yani, sorun “derede”: dere addedilenin aslında bataklık olmasında ve Türkiye’nin “Başkanlık” macerasına atılmasının gereksizliğinde…
Bu arada, yılın son günlerinde Cizre’de yaşananların da ortaya koyduğu gibi, Kürt Sorunu’nda “içerik değiştirme” evresi tamamlandı.
Başka bir deyişle, “Yeni Türkiye” diye diye, ortaya gerçekten “yeni bir Türkiye” çıkmadı ama “yepyeni bir Kürt Sorunu” çıktı.
Artık, devletle Kürtlerin arasındaki sorun çözülmediği gibi, bir de üzerine, Kürtler ve toplumun diğer grupları, Kürtler ve Kürtler; yani Kürtlerin farklı kesimleri, Kürt çocukları ve gençleri ile devlet, toplum gibi bin parçaya bölünmüş, ayrıştırıcı çok boyutlu, çok parçalı bir yeni meseleden bahsediyoruz.
Bu açıdan, son birkaç yıl, AKP’nin kutuplaştırma politikası ve çözüm sürecinin sürüncemede bırakılan, toplumun geniş kesimlerine açılmayan doğası nedeniyle; zaten çatlamakta olan bir zeminin, üzerinde iktidar ve algılayış sorunları başta olmak üzere birçok faktör sonucu, tepinile tepinile, tuzla buz edildiği bir Kürt Sorunu düzlemiyle karşı karşıyayız.
Cizre’de patlak veren olaylarda, klasik Ankara jargonuyla konuşanlar (ki illa Ankara merkezli olmaları gerekmiyor, bu bir kafa yapısı) “provokatörlerden” bahsetti. Ancak, bilfiil bölgede, olayların odağında yer alanların, “provokatör” kavramına karşı çıkışları önemliydi.
Artık, 21. yüzyıl Türkiyesinde, tüm 20. yüzyılı açıklamak için kullandığımız boş kavramları bir kenara atalım, maksat yenilikse…
Bir yerde olay çıkınca, şiddet sonuçsa, bunun sebepleri vardır; sebep de, “gaipten gelen karanlık varlıklar” değil. Diyelim ki, bir grup “provokatör”, devamlı orada burada ortaya çıkıp, şiddete neden oluyor. O zaman, neden olayların içinde güvenlik güçlerinden halktan kimselere, bölgedeki siyasi kutuplara kadar, herkes yer alıyor; neden herkes etkileniyor?
Bir de denklemi şöyle kursak; çözüm süreci, hiç Cizre’ye, Lice’ye, Yüksekova’ya, buradaki insanların hayatına dokunabildi mi? Çözüm süreci başladığından beri, bölgede var olan siyasi gruplar arasındaki tarihî, sosyal, politik zıtlaşmalar, uçurumları kapatacak köprüler mi kuruldu; yoksa Suriye ve Irak’taki çatışmalar başta olmak üzere, çeşitli sebeplerle, zaten var olan ayrı gayrılıklar daha da mı derinleşti?
2000’lerin başından beri, Kürt çocuk ve gençlerin, vatandaşı oldukları ülkeye olan aidiyet bağlarının zayıflamasından bahsediyoruz. “Diyalog kurulabilecek son kuşak” olarak nitelenen, 1970’ler, 1980’ler kuşaklarının üzerine, “çatışmaya gözünü açmış” 1990’lar ve Kürt Meselesi’nin bir “Soğuk Savaşa” dönüştüğü 2000’lerinkiler eklendi. Son yıllarda artan ekonomik eşitsizlik, zaten “kaybolmakta” olan bu kuşakları nasıl etkiledi? Ya, Türkiye’de genç ve çocukların genelindeki, “aidiyet bağları”? Türkiye, çocuklar ve gençlerine, nasıl bir gelecek vadediyor ki, onlardan güçlü aidiyet bağları bekleyebilir?
Dahası, Ankara’da, Kürt Sorunu’na “güvenlik odaklı” bakış hiç değişmedi. İşin ironik yanı, bu bakış, asıl güvenlik sorununu yaratan oldu; dün de, bugün de. “Kamu düzeni” vurgusu artarken, her yerde düzensizliğin de artması bu yüzden.
“Yeni Kürt Sorunu”, toplumun tümünün başında bir giyotin gibi duruyor.
Provokatöre gerek de yok; bazen ipler inceldiği yerden kopuyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları





























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.10.2025
28.09.2025
25.04.2025
3.02.2025
29.01.2025
17.01.2025
7.11.2024
6.11.2024
24.10.2024
27.06.2024