Sezin ÖNEY
Suriye Savaşı ile ilgili askerî, siyasi olarak rasyonel analizler yapmaya çalışıyoruz hep. Ama, bir de işin, “mantık ötesi”; daha doğrusu başka bir “mantığın” devreye girdiği boyutu var.
Olaya askerî, siyasi pencereden bakarsak, bugünlerde gerim gerim gerilen, Rusya ve Türkiye’nin odağında olduğu bir gerilim hattı gündemde. Suudi Arabistan da, İncirlik Hava Üssü’ne asker ve uçak yollayarak, gerilimin Türkiye tarafında oyuna giriyor. ABD, bir yandan (bir zamanların) stratejik ortağı Türkiye’yi idare etmeye çalışıyor. Bir yandan da, şu an fiilen yürüttüğü gerçek stratejik ortaklıktaki partneri, siyaseten PYD- askeri olarak YPG tarafından ağırlıklı olarak temsil edilen Suriye Kürtleri’ni idare çabasında… Washington, bir yandan da, normalde stratejik olarak zıt/ düşman kamplara düştüğü, ancak IŞİD ile mücadele açısından stratejik çıkarlarının örtüştüğü Rusya’yı idare etmek zorunda. Bu denkleme, ABD’nin idareye mecbur olduğu, geleneksel ortağı Suudi Arabistan’ı da koyalım.
Türkiye’de iktidar, son yıllarda, bir kumarbazmışçasına harisçe yatırım yaptığı Suriye politikasında, illa kazanma derdinde. Bir yandan da, iç politika denklemleri var. Çeşitli kesimler de, kimi “Kürt alerjisi”, kimi “devletin bekası”, kimi de sadece güç derdiyle, iktidar ile zımni ortaklık içinde.
Bu nedenle de Türkiye’de sesi çok baskın çıkan bir devlet koalisyonu, “Süleyman Şah Türbesi’nin taşınması vakası” döneminde ve “Peşmerge koridoru” açılırken işbirliği yapılmış YPG’yi, şimdi tam saha pres düşmanlaştırıyor; dünya genelinde de, PYD ve YPG’nin imajını şeytanlaştırmaya çalışıyor. “İhanete uğramış mağdur kişilik” söylemleriyle, “Ya ben, ya o” gibi hezeyanları, ABD’ye iletiyor. ABD’den ise, YPG’den vazgeçmeyeceklerine dair sinyaller geliyor. Havuz problemine dönen, bu tuhaf denklemlerde, Türkiye ne yapmaya çalışıyor; Ankara’da normalde asla yan yana düşmeyecek koalisyonları, taktiksel ortaklaşmaları oluşturanların niyeti, hedefi ne? Başbakan Davutoğlu’nun “Milli İktidar, Milli Muhalefet” söylemiyle, zaten giderek tek tipleşen siyaseti daha da tek seslileştirme çabası, iktidarın kendini iyice sağlama alma hedefi dışında neden kaynaklanıyor? Objektif analiz yapmaya çalışanlar olarak, devamlı bir mantık arıyoruz.
Suriye’de son oyun dönüyor; en azından, müdahil taraflar bu kanaatte.
Tüm bu savaşın içinde tüm tarafların bir numaralı düşman addetmekte ortaklaştığı IŞİD’in adı ise hiç geçmiyor. Bu karmaşa arasında, IŞİD’e karşı savaş, aslında fena hâlde tekliyor. Türkiye, YPG’yi şeytanlaştırır, PKK ve YPG’yi “Rusya’nın lejyonerleri” diye etiketlerken, kendi içindeki IŞİD tehdidini hiç mi hiç umursamıyor. Bu sonbahar, Pew Research verilerinin, Türkiye içinde IŞİD’e sempati ile bakanların oranının, yüzde 8’i bulduğunu ortaya koyduğunu unutmayalım. Bunun milyonlara denk geldiğini de…
Bugünkü savaşın sıkıştığı coğrafi üçgene, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin de ateşe tuttuğu, Azez çevresine bakınca, ilginç metaforlarla yüklü bir toprak parçası karşımıza çıkıyor. İsimlerini bugünlerde sıkça duyduğumuz, Azez ve Tel Rıfat’tan gözleri, bu noktalara çok yakın duran Dabık’a çevirelim.
Dabık, İslami olduğu kadar Yahudiler ve Evanjelist Hıristiyanların inançlarında yeri olan bir sembolik merkez.
Bahsi geçen dinî çizgilerde, Armageddon veya Melhame–i Kübra (Büyük Kıyım) olarak adlandırılan, “Kıyamet Savaşı”nın burada yaşanacağına inanılıyor.
Dabık ve Antakya’nın bugün Suriye sınırına doğru uzanan parçası Amik Ovası; bu mekânlar, “Üçüncü Dünya Savaşı” diye de yorumlanmış, teolojik dille “Kıyamet”i koparacak savaşın patlayacağı yerler olarak gösterilmişler.
IŞİD’in yayın organının adı da, bu atıflarla Dabık.
Dabık’ın sadece dinî olarak değil, tarihsel olarak da, 717 ve 1516’da büyük savaşların dönüm noktası olan yer olduğunu hatırlayalım.
Bu savaşlardan ikincisi, 1516’da Yavuz Sultan Selim ile Memluklar arasında yaşanan ve “Mercidabık” deyince hatırlara gelecek olan muharebe. İlki ise, 717’de ise, Halife olan Süleyman’ın, Emevi donanmasıyla, karadan da kardeşi Mesleme bin Abdülmelik’in komuta ettiği orduyu, Konstantinopolis’i kuşatıp fethetmek üzere gönderdiği savaş. Arap Ordusu, kuşatmaya, Dabık üzerinden yönelmişti. Gerçi bu kuşatma hüsranla sonuçlandı, Halife Süleyman bin Abdülmelik’in kendisi de, aynı sene Dabık’ta öldü. Ama yoğun bir tarihî sembolizmi de oldu Dabık ve çevresinin.
Sünni İslami teolojide, Dabık ve Amik Ovası’ndaki savaşta, “Mehdi”nin, Müslüman ordusuna komuta edeceği öngörüleri var.
Bugünün liderleri, acaba teolojik öngörülerin “mantığı” etkisinin ne kadar altında; iç dünyalarında, psikolojilerinde bu dinî inançlar, tarihsel çağrışımlar ne kadar etkili?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları

































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.10.2025
28.09.2025
25.04.2025
3.02.2025
29.01.2025
17.01.2025
7.11.2024
6.11.2024
24.10.2024
27.06.2024