Taha Akyol
Lozan konusunda önceki gün yazdığım yazı üzerine yağmur gibi yorum ve mesaj geldi. Farklı görüşler olması tabiidir. Lozan antlaşmasının akademik metotlarla tartışılmasının gayet tabii olduğunu yazmıştım zaten.
Fakat Lozan’ı suçlamak için Lozan’la ilgisiz olguları, mesela İskilipli Atıf Hoca’nın idam edilmesini hatırlatanlar bile vardı.
24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşmasıyla Atıf Hoca’nın Şubat 1926’da idamı arasında nasıl bir alaka, nasıl bir “nedensellik” (illiyet) ya da “sebep-sonuç” ilişkisi olabilir?!
Maneviyatımızı Lozan’da terk ettiğimizi, bu yüzden içki ve fuhşun yayıldığını söyleyenler bile var.
Olaylar arasındaki sebep-sonuç ilişkilerini araştırmadan zihnimizin içindeki şablonlara göre hükümler vermek çok köklü bir zihniyet sorunuzumdur.
KUTUPLARDAN BAKMAK
Tabiatta ve toplumda meydana gelen olaylar, bu arada mesela Lozan müzakereleri, zihnimizin dışındadır, zihnimizin içindeki önyargılarla anlayamayız. Anlamanın yolu araştırmaktır.
Doğa olaylarını pozitif bilim metotlarıyla, sosyal olayları sosyal bilim metotlarıyla, tarihi olayları da tarihçilik metotlarıyla araştırmak… Araştırmış olanları okumak…
Ancak ondan sonra tercihlerimize göre değerlendirmeler yapabiliriz.
Ama bizde keskin önyargılar karmaşık gerçekliği araştırmaya engel oluyor. Keskin kutuplaşma tarihe bakarken bile zihinsel kapanmalara yol açıyor,
İdeolojik kutupların gözlüğüyle bakmak daima körleşmeye, en azından kavrayış darlığına sebep oluyor.
Tek Parti devrinde Takrir-i Sükun gibi dehşet verici uygulamaları kötü mü görüyoruz; öyleyse Lozan da kötü olmalıdır!
Yahut devrimleri iyi mi görüyoruz, o dönemde “kuvvetler birliği” ilkesini yerleştirilmesi de iyi olmalıdır!
LOZAN’DA LAİK HUKUK
Lozan’la ondan sonra gelen tek parti rejimi arasında kesinlikle sebep-sonuç ilişkisi yoktur. Lozan’da kabul edilen ilke; din farkına değil, eşit vatandaşlığa dayalı, bu açıdan laik hukuk ilkesiydi.
Kapitülasyonlar böyle kaldırılmıştı.
Ama Tanzimatçılar ve Abdülhamid de aynı görüşteydi, başarılması Lozan’da mümkün olmuştu.
İnsanlar dinlerinin hukukuna tabi olacaksa, yabancıları Osmanlı mahkemesinde nasıl yargılardınız? Hukuk birliğini nasıl sağlandınız?
Adli kapitülasyonların anlamı zaten yabancıların kendi hukuklarına tabi olmaları demekti!
Bunun dışında, tek parti rejimi ve otoriter laiklik anlayışı, Lozan’ın gereği değildi, lider ve başkumandan Mustafa Kemal ve inkılapçı arkadaşlarının tercihiydi.
Mustafa Kemal, İsmet ve Fevzi Paşalar ile sonradan muhalefete geçecek olan Kazım Karabekir, Başvekil Rauf Bey, önde gelen isimlerden Adnan ve Halide Edip Adıvar’lar Lozan’da beraberdiler. Lozan’dan sonra yeni rejimin nasıl olacağı konusu gündeme gelince yolları ayrılmıştı.
Muhafazakar Rauf Bey’in Lozan konusundaki tek itirazı tazminat meselesiyle ilgilidir, Lozan’ın diğer bütün maddelerini savunmuştur.
Görülüyor ki, Lozan milli bekamızın uluslararası hukuk senedi olduğu gibi, ortak bir milli değerimizdir.
BUGÜNE BAKMAK
Tarihe bugünün kavgaları için malzeme devşirmek amacıyla bakmak körlük yaratıyor, tarihten dersler çıkaramıyoruz.
İşte Türkiye’nin siyasi ve hukuki temel normlarının neler olması gerektiği konusunda hâlâ genel mutabakatımız yok! Tunus uzlaşmayla anayasa yaptı, biz hâlâ yapamadık.
Muhafazakârlar tek parti devrini şiddetle eleştiriyorlar ama hiç “hukuk” açısından bakmıyorlar. Necip Fazıl’ın “Din Mazlumları”nı gözyaşlarıyla okumak anlaşılabilir bir şeydir ama siyasi gücün hukukla sınırlanması konusunun hiç akıllara gelmemesi çok anlamlıdır ve üzücüdür.
Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini “Atatürk ve İnönü de başkandı” diye propaganda yapılmadı mı? Atatürk ve İnönü zamanında parlamenter sistem vardı, yeni sistemi destekleyenlerin hoşuna giden husus, tek karar verici olmalarıydı.
İnkılapçı kesim ise Cumhuriyet dönemine hiç siyasi gücün sınırlanması gibi anayasal normlar açılardan bakmadı: Anayasa Mahkemesi’nin 1981’de yayımladığı “Atatürk ve Hukuk” adlı kitapta toprak reformu vardır ama 1921 ve 1924 anayasaları yoktur!
Artık 1930’larda değiliz, 2000’lerdeyiz. Geçmişin kavgasını bırakıp geçmişi öğrenmeye, anlamaya, dersler çıkarmaya bakmalıyız. Türkiye’nin kuvvetler ayrılığı, yargı bağımsızlığı, denetim ve denge, fikir ve ifade hürriyeti gibi temel normlara ulaşması için geniş bir mutabakat oluşturmalıyız.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları














































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
30.12.2025
28.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
21.12.2025
19.12.2025
16.12.2025
14.12.2025
12.12.2025
10.12.2025