Taner AKÇAM
Toplumsal olayları doğa olayları ile kıyaslamak iyi oluyor.
Deprem nasıl ki bir enerji birikimi ve sıkışmasının sonunda bir kırılma ile oluşuyor, toplumsal olaylar da öyle.
Ergenekon, Balyoz benzeri davaları depreme benzeterek açıklayabiliriz.
Türkiye 2008’den başlayarak 2012’ye kadar kendi tarihi ile bir nevi yüzleşme yaşadı. Bu davalar Türkiye toplumun 90 yıldır biriktirdiği enerjinin, sıkışmanın sonucu idi. Patlama veya deprem yargılamalarla oldu.
Elbette bu yüzleşmeye, Kenan Evren ve ekibinin 12 Eylül nedeniyle yargılanmasını ve de Diyarbakır’da görülmekte olan fail-i meçhul davalarını eklemek gerekir.
Tablonun tamam olmasını istiyorsanız, PKK-BDP çizgisi de dâhil, kendisine sol diyen çevrelerin Evren ve 12 Eylül ve özellikle de faili meçhuller ile ilgili yargılamalar konusunda takındıkları tutumu da ekleyin.
Bu çevreler için, yargılamaların ve bu anlamda tarihle yüzleşmenin önünü açacak Anayasa değişikliklerine evet demekten daha önemli, daha ciddi başka öncelikler vardı.
Sonuç basit: Demek ki bu kadarmış!
Balyoz ve Ergenekon davaları Türkiye’nin tarihi ile yüzleşebilme yeteneği konusunda bize yeteri kadar ipucu veriyor.
Türk’ü ile Kürt’ü ile galiba milletçe özetle söylediğimiz şudur: “Bizden bu kadar”, “bizden daha fazlasını beklemeyin.”
Geldiğimiz nokta itibarıyla, geçmişle çok yüzleşmiş vaziyetteyiz, hatta biraz yorgun düştüğümüzü de itiraf etmemiz gerekir.
Şimdi milletçe barışma dönemine girdiğimiz kesin.
Hatta bunun üstüne bir Genel Af, ekmek kadayıfının kaymağı gibi çok iyi olur!
Acaba bundan sonra, Türkiye’de bir daha tarihle yüzleşme için yeni bir enerji birikimi olur mu? Olursa kaç yıl sürer?
Arjantin’e benzetiyorum Türkiye’yi.
Önce askerî darbe döneminin faili meçhullerini bulmak için bir komisyon kurulmuş, sonra komisyon meşhur Nunca Más (Bir Daha Asla) raporunu yayınlamıştı. 1985’te darbeci generallerin yargılanmasına başlanmıştı.
Aradan çok vakit geçmeden de frene basmıştı Arjantin. Yargılamaları durdurmaya yönelik iki büyük yasa çıkarmıştı. 1986’da Ley de Punto Final diye bilinen ve askerî rejim dönemine ilişkin soruşturmaları durduran yasayı, 1987Ley de Obediencia Debidadiye bilinen, üste itaat edenlerin yargılanamayacağı yasası takip etmişti.
1986 ve 87 yıllarında çıkan bu yasalardan sonra, Cumhurbaşkanı Menem askerlerle birlikte solcu örgüt Montonerosüyelerine yönelik af çıkarmış, böylece Arjantin tarihiyle yüzleşmesi macerasının bir dönemini bitirmişti.
Arjantinlilerin, tarihle yüzleşme için yeni enerji birikimleri büyük ekonomik krizle birlikte yeniden ortaya çıktı. Arjantin Anayasa Mahkemesi daha önceki yasaları ve affı 2005 yılında Anayasa’ya aykırı buldu ve yargılamalar 2006’ten sonra yeniden başladı.
Yani yedi- sekiz yıl aradan sonra, yeni bir tarihle yüzleşme dalgası başladı Arjantin’de ve o günden bugüne yüzlerce sorumlu, Arjantin’de soykırım olarak da adlandırılan, askerî rejim döneminde işlenen cinayetler nedeniyle hesap verdi, veriyor.
Bu yüzleşmenin en güzel sembollerinden birisi de, Buenos Aires şehir merkezindeki askerî darbenin en önemli merkezi Deniz Kuvvetleri’ne ait binaların Hafıza Müzesi olarak düzenlenmesi oldu.
Biraz utangaç da olsa, sanki Arjantin’in 1986-7 yıllarını yaşıyoruz. Ergenekon ve Balyoz suçluları dışarıda, KCK da aynı süreç ve çapta olmasa bile yavaşça bunu takip ediyor.
Bir tek eksik olan 1989 affı. Bir de ona uygun bir şeyi bir çıkartırsak süreci tamamlamış oluruz.
Soruyu tekrar sorayım: Acaba, bizde tarihle yüzleşmenin yeni bir enerji birikimi olur mu?
Hiç zannetmiyorum. Niçin mi?
Türk’ü ile Kürt’ü ile sırtımızdaki kamburun büyüklüğü nedeniyle.
Nihayetinde 1980 sonrası ile sınırlı ve sadece “aile içindeki” bir haksızlıkla uğraşmayı ancak bu kadar becerebilen bir topluluk; sonunda “tüm ailenin” suçlanması ile sonuçlanabilecek, vaktiyle nüfusunun yüzde 30’unu oluşturan Hıristiyan nüfusun imhası sorunuyla yüzleşmeye yetecek moral enerji birikimine sahip değil.
Sanki böyle bir yüzleşme hiç olmayacak gibi...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
30.11.2025
14.07.2025
27.05.2025
24.03.2025
5.06.2023
1.04.2021
15.07.2020
2.05.2020
25.04.2020
22.04.2020