Taner AKÇAM
Perinçek’in, “1915 soykırım değildir” dediği için cezalandırıldığının zannedilmesinin nedeni, Avrupa’daki ırkçılık ve nefret suçu ile ilgili yasalar konusunun bilinmiyor olmasıdır. Konunun Fransa’da, Holokost’u inkâr etmenin suç sayıldığı 1990’da çıkartılan Gayssot yasası ile alakası yoktur.
Avrupa Birliği uzun yıllardır ırkçılık ve nefret suçlarını bir standarda kavuşturmaya çalışıyor. Uzun tartışmalardan sonra 2008’de konuya ilişkin bir çerçeve yasa hazırlandı.
AB, üye ülkelerden şu suçları ırkçılık ve nefret suçu kapsamına sokmalarını istedi:
- A)“Çeşitli kitap, resim veya diğer malzemeleri dağıtarak kamuoyunu şiddet veya nefrete teşvik etmek”;
- B)“8 Ağustos 1945 tarihli Londra Antlaşması’na ek Uluslararası Askeri Mahkeme Sözleşmesi’nin 6’ncı maddesinde tanımlanmış suçlar ile; Uluslararası Ceza Mahkemesi Statüsü’nün 6, 7 ve 8’inci maddelerinde tanımlanan, soykırım, insanlığa karşı suç ve savaş suçuna, bir grup veya üyelerine karşı şiddeti veya nefreti teşvik amacıyla, alenen göz yummak, inkâr etmek veya büyük ölçüde değersizleştirmek.”
Gerek AB çerçeve antlaşmasının gerekse ulusal yasaların (örneğin İsviçre) anlaşılabilmesi için iki önemli hususun bilinmesi gerekir:
Birincisi, 6, 7 ve 8’inci maddelerde sözü edilen, soykırım, insanlık suçu ve savaş suçu gibi suçlardan hangi örneklerin bu kanun kapsamına sokulacağına her ülke kendisi karar vermektedir.
İkincisi, B şıkkındaki noktaların inkârı, suçun oluşması için tek başına yeterli değildir. İnkârın ırkçılık ve nefret suçu biçiminde gündeme getirilmesi gerekir.
Yani, sadece “ben, İsviçre’nin ceza kanununda yer alan şu veya bu olayın soykırım olduğuna inanmıyorum”, demek suçun işlenmiş sayılması için kâfi değildir. Bu inkârın, sözkonusu gruba karşı (burada Ermeniler) ırkçılık ve nefret söylemi biçiminde gündeme getirilmesi gerekir.
Bu nedenle, ilgili ifadelerin hangi bağlamda, hangi eylemlere bağlı olarak söylendikleri esas belirleyici husustur.
Gerek İsviçre’deki davada, gerek AİHM’in Perinçek’i haklı gördüğü kararda, gerekse ocak ayındaki dinlemede esas tartışma bu nokta etrafında döndü.
Son oturumda İsviçre temsilcisi, İsviçre’nin soykırım saydığı bir olaya, “soykırım değildir” demenin, İsviçre’de cezalandırma için yeterli olmadığını, ülkesinin yasalarca kabul ettiği soykırımlar aleyhine konuşan onlarca- yüzlerce kişi olduğunu ve bunlar hakkında hiçbir soruşturma açılmadığını söyledi.
Tek bir husus önemli idi: Perinçek soykırımı, nefret suçu kapsamında inkâr etmişti. Sorun onu “1915 soykırım değildir”, demesi değil, Ermenilere yönelik kin ve nefret yaymasıydı.
AİHM ise, Perinçek’in nefret suçu işlemediği kanaatinde idi!
Perinçek’in avukatı, bu nedenle müvekkilinin “1915’teki cinayetleri kabul ettiğini ve ama sadece buna hukuken soykırım denmesine karşı çıktığı” savunmasını yaptı.
İşte bundandır ki Perinçek şu sıralar süt dökmüş kuzu gibi. İzlediği savunma çizgisi ile kendisi ile 1915’e soykırım demeyen bir liberal arasındaki tüm farkı ortadan kaldırmaya çalışıyor.
Ama Talat Paşa Komitesi ve bu komitenin Türkiye ve Avrupa’daki faaliyetleri Perinçek’in en büyük korkulu rüyası olmaya devam edecek. AİHM, Perinçek’in sözlerinin Talat Paşa Komitesi’nin eylemleri kapsamında gündeme getirdiğini kabul ederse, Perinçek’in işi zor.
AİHM’nin tartıştığı ikinci husus; Perinçek’e ceza vermek için zorlayıcı bir sosyal nedenin olup olmadığı. Bu husus da hukuken çok önemli. Cevabı aranan soru şu: örneğin Perinçek, böyle bir nefret söylemine sahip olsa bile, İsviçre’de hem yeteri sayıda Ermeni olmaması, hem de bu sözlerin İsviçre kamu güvenliğini tehdit edecek bir özellik arz etmemesi nedeniyle, Perinçek’e gerçekten ceza vermek gerekir mi?
Yani, Perinçek’in söz ve eylemlerinin muhatabı sadece İsviçre’deki Ermeniler midir, yoksa Türkiye ve Avrupa’daki tüm Ermeniler midir? Cevabı aranan soru budur.
Siz bizim devlet erkânının, tüm meselenin “1915 soykırım mıdır, değil midir” etrafında döndüğü konusundaki palavralarına sakın ha sakın inanmayın!
Duruşmada, Türkiye’yi temsil eden avukat savunmasını sadece ve sadece şu husus üzerine kurdu. “İsviçre’de, çok az sayıda Ermeni yaşamaktadır ve cezayı gerektirecek zorlayıcı bir sosyal neden yoktur.”
İşte dava bundan ibaret!
Mesele AİHM’nin, Talat Paşa Komitesi’ni, bu komitenin Türkiye ve Avrupa’da Ermenilere yönelik kin ve nefreti saçan ve Hrant Dink’in katledilmesi ile sonuçlanan faaliyetlerini dava kapsamına sokup sokmayacağı!
Gerisi lafı güzaf…
Bunun için tüm saray soytarılarının ve devlet erkânının “efendim hukuken 1915’e soykırım değildir demek hakkımız yok mu” demagojilerine kulak asmayın!
Doğu Perinçek, Talat Paşa Komitesi faaliyetleri çerçevesinde, kin ve nefret yaymak için Avrupa’ya çıkartma yaptı mı yapmadı mı bu soruya cevap verin!
Ve bu ırkçılık ve nefret suçu yayanların özellikle Türkiye’de veya Avrupa’da cezalandırılıp cezalandırılmamaları gerektiğini tartışın!
İnsan Hakları Derneği ve Hakikat Adalet Hafıza Merkezi, Zoryan Enstitüsü ile birlikte davaya bu nedenle taraf oldular. Onlar, Perinçek’in faaliyetlerinin ve Zürih’te sarf ettiği sözlerin ancak ve ancak Talat Paşa Komitesi’nin Hrant Dink cinayeti ile doruğa ulaşan ırkçı ve nefret körükleyen eylemleri ile anlaşılabileceğini anlatmaya çalıştılar.
Onlara burada özel olarak teşekkür etmek isterim!
Elbette saray soytarıları nedeniyle, Perinçek mahkemesinin tarihini bir komedi olarak yazabiliriz; ama daha önemlisi, bir trajedi ile karşı karşıya olduğumuz gerçeğidir.
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları






































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.07.2025
27.05.2025
24.03.2025
5.06.2023
1.04.2021
15.07.2020
2.05.2020
25.04.2020
22.04.2020
5.04.2020