Taner AKÇAM
24 Nisan yaklaşırken Papa Francis’in 1915’i soykırım olarak adlandırması ortalığı sadece dalgalandırmakla kalmadı, çıtayı epeyce de yükseltti. Bugüne kadar Türk hükümetlerinden korkarak kapı arkalarına saklanan Batılı devletlerin durumu zor.
Başta ABD, 1915 konusundaki politik kavgaya, isterlerse ‘nihai son’ verebilecek devletler, artık 1915’e niçin soykırım demeyeceklerini çok zor izah ederler.
Üç önemli devletten söz ediyorum: ABD, İngiltere ve ABD’nin tutumunu etkileme gücüne sahip olduğu için İsrail.
‘Nihai son verme’ fikrim çok abartılı bulunabilir ama bu iddiamın anlaşılabilmesi için ABD’nin elindeki imkânların neler olduğunu bilmek gerekir. Buna sonra değineceğim.
Ama önce konunun anlaşılması için tekrar etmek isterim. Türkiye’deki inkâr rejimini, Güney Afrika rejimi ile kıyaslamanız gerekir. Bu tür inkârcı veya ırkçı rejimler ancak ve ancak iki olgu yan yana gelirse değiştirilebilirler. Dışarıdan pozitif baskı ve içeriden sivil muhalefet.
Eğer siz inkârcı bir rejimden korkar, onun tehditlerinden köşe bucak kaçar ve saklanacak yer ararsanız, bu rejimler kendilerini değiştirme ihtiyacını duymazlar. İhtiyaç, bu tür rejimlerin uluslararası alanda hareket etme imkânlarının daralması, izole edilmeleri ile ortaya çıkar.
Oysa, başta ABD ve Batı, inkârcı rejimi destekleyerek, esas olarak inkârcı sistemin devamına yardım ettiler. Çözümün değil, sorunun bir parçası oldular.
Bu satırların okuyucularına durumu, 1960 sonrası askerî darbeler konusunda Batı’nın tutumuyla kıyaslayın dersem, ne dediğimi anlayacaklardır.
Türkiye 1945 sonrası Batı’nın şımarık çocuğu idi. Ne yaparsa hoş görülür ve destek verilirdi. Artık ezbere biliyoruz; 1960, 1971, 1980 ve 1997 darbeleri Batılı devletlerin ya göz yumması ya da doğrudan desteği ile başarılı oldu. Eğer 2003-4’te askerî darbe olmadıysa bunda ABD ve NATO’nun yeşil ışık yakmaması da etkili oldu.
Şimdi benzeri bir durum soykırımı inkâr konusunda yaşanıyor. Batı, aynı askerî darbelerde olduğu gibi iki seçenekle karşı karşıya. Ya inkârcı rejimi desteklemeye devam edecek, ya da bu rejimin uluslararası plandaki hareket alanını daraltarak değişime zorlayacak.
Askerî rejimleri desteklerken de, bugün inkârı destek konusunda da Batı’nın ana argümanı aynı; hiç değişmiyor: “jeo-stratejik çıkar ve kendi ulusal ve bölgesel güvenlik anlayışları.” Türkiye’nin bölgedeki askerî- stratejik önemi, Batı’nın desteğinin ana nedeni! Bilinen deyişle, kedinin renginin (rejimin karakterinin) önemi yok! Fare tutsun yeter…
Gerçi, inkârcı bir rejime “ulusal- bölgesel güvenlik” tezi ile destek vermek, cellâdı destekleyerek idama karşı kampanya yürütmeye benziyor ama bu ayrı bir konu.
Ana soru şu: soykırımın 100. yılında, Batı, eskiden askerî rejimler konusunda yaptığını tekrar edip, inkârcı rejimi desteklemeye devam edecek mi? Yoksa, Papa’nın soykırım çıkışı, Batı’nın kendisini engelleyen son eşiği aşmasına yardım mı edecek? Göreceğiz!
Bu soruya olumlu cevap verebilmek birçok faktöre bağlı. Bunların başında Türkiye’deki yükselen sivil toplum hareketi geliyor.
Hrant Dink’in ölümünden sonra, Türkiye’de tarihle yüzleşme konusunda son derece ciddi bir sivil muhalefetin oluştuğunu ve bu sivil muhalefetin kamuoyu vicdanında üstün bir durumda olduğunu iddia etmek isterim.
Batı, inkârcı Türkiye konusundaki tutumunu belirlerken, onun bölgedeki rolü vb. gibi stratejik bazı hesaplar yapacak elbette ama bu sivil muhalefeti de dikkate almak zorunda.
Sivil muhalefetin yükseldiğinin ve kamuoyu nezdinde moral üstünlüğe sahip olduğunun önemli bir göstergesi de, durumdan pay koparmak isteyen bazı ilkel tüccarların ortaya çıkmış olması!
Siyasal hayatları boyunca, yönettikleri örgütlerin kapısını Ermeni kelimesi ile ilintili her şeye kapatan; sadece soykırımı inkâr siyaseti sürdürmekle kalmayıp, inkârcı siyasi çevrelerle düşüp kalkan ve ama şimdi HDP listelerinde boy gösteren tüccarlardan söz ediyorum.
Bunlar, yıllarca Ermeni soykırımı ile uğraşmayı bir suç telakki ettiler! Konuyla uğraşan insanlara, bu “suçu” işledikleri için cüzamlı muamelesi yapmaktan çekinmediler.
Bu tüccarların şimdi 100. yüzyıl nedeniyle, “soykırım işine” yatırım yapmaya başladıklarını duyuyorum. Başta Erivan olmak üzere, anma toplantılarına katılmak için kuyruk oluyorlarmış.
Elbette insanlar görüş değiştirebilir ve bu güzel bir şeydir. Ama bu kişiler, onlarca yıldır sürdürdükleri inkâr politikalarının unutulacağını zannedip, gelinen noktadan siyasi çıkar elde edebileceklerini düşünüyorlarsa gerçekten çok zavallılar.
Tarihle yüzleşmek çok ciddi bir iştir. Bunun için önce olaylara sıradan bir tüccar kafasıyla yaklaşmaktan vazgeçmek ve yıllardır izlenen inkâr politikaları için özür dilemeyi bilmek gerekir!
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları



































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
30.11.2025
14.07.2025
27.05.2025
24.03.2025
5.06.2023
1.04.2021
15.07.2020
2.05.2020
25.04.2020
22.04.2020