Ufuk COŞKUN
Ve aşk ve hasret. Ahlak, vicdan ve erdem… Sevgi makamı, zefrat, gönül, kalplerin süsü; dert, acı, çile. Ve o büyük buluşma. Vuslat. Ey yüce Aşkım!
Ne çabuk çiğnedik. Ne çabuk ne hızlı geçiyoruz hayatın üzerinden…
Sisli bir gece vakti, göğü tırnaklarımızla yırtmaya çabaladığımız bir vakitte, el yordamıyla, düşle gerçek arasında, biraz da umutla hakikate temas etme çabamız, çabalarımız. Ve yaşanan düş kırıklıkları. Tuhaf kırgınlıklar…
Nesimi’nin ifadesiyle; sırat-i müstakim ile İblis’in talim ettiği yolda gelip giden bir kafa karışıklığı.
“Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” “Evet, buna şahidiz!" çerçevesinde yapılan o büyük sözleşme. Ve kendi öyküsünü yazamayan insanlık… Ey kalem!
Oysa “O, insana kalemle yazmayı öğretti.” Aslında bizim hikâyemiz kelamı, kalemle yazma serüveniydi.
Peki, sözü olmayan neyi yazacak? Kendini bilmeyen Rabbi’ni nasıl bilsin? İlham alan âlemden ibret alır’ diyen gönül insanlarımızı unuttuk ve kendi insan öykümüzü yazamadık. Öylece kaldık.
Kalem, artık mahalle arasında dedikodu yapanların elinde!
O yüzden “Evvela kendine yürümeli insan” demişti Şeyh’ül Ekber. Önce refik sonra tarik. Önce yoldaş sonra yol. Sonra yolun, yoldaşın, sevgilinin, istikametin bir manada toplanması. Varken de yokken de özlenen aşk. Aşka âşık, aşkta ma’dun olma. Vücudu fani eden aşk. Ya Vedûd!
Ve güdülerin esiri olmuş nefs,” Antichrist” şahdamarından daha yakınken sevgiliyi aramak… Sonra doğaya kaçış ve uyuşturulmuş zavallı beyinler… Sararmış yüzler. Perişan haller.
Ve siyah kıvırcık saçlarından akıp giden yalnızlık… Hep bir Rilke hüznü. Hiç uyumadığı halde uyur gibi yapan, derin kuytu yerlerden aşka bakan gözler ve içe doğru yağan yağmur. Hüzünle gıdalanan temiz yürekler… Ve kendini bulma arayışı.
Niyazi Mısri’nin “Derman arardım derdime derdim bana derman imiş. Burhan arardım aslıma aslım bana burhan imiş” nazarından bakamayan ve merdiveni yanlış duvara yaslayan haylazlar…
İnsanlara mutluluk getirirken ağlayan bilgeler, yüreği tutuşan âşıklar, gönüllere yol eyleyen aşkıyla denizleri kaynatan kavruk yüzlü çileli dervişler… Şimdi yoklar.
Mülk-i fenadan geçip aşk ateşiyle kavrulan yüreklerin çıkardığı iniltiler duyulmuyor artık. İnsan ruhunun kendini ifade edebilme gücü zayıfladı. Yalnızlığa kaçış bundan. Doğada huzur bulma arayışı bundan.
Özel, “İnsan, yalnızlığı içinden türetiyor, insanların içini kaplıyor yalnızlık’ diyor ama buna güdülerini hedef yapan bu doğrultuda istikamet belirleyen insanların içine düştüğü çukur da diyebiliriz.
Bugün artık kimse “insan nedir” sorusunu sormuyor. Çünkü onu modern çağın tüketim bataklığında tükettik. Üzerini örttük. Gözden kaçırdık. Onun mahiyeti, derinliği, duyguları, aşkı, hakikat arayışı, hayalleri, yalnızlığı, kederi, hüznü artık önemli değil.
O hoyratça harcanan bir meta artık. Yaşam koçlarının elinde bir oyuncak. Artık onların kalplerine hayaller üfleyen, yerinden zıplatan terapistleri var.
İsa Golgota'ya çıkarken tökezlemeden önce önü sıra sendeleyip ayağı burkulan bendim” titizliğinde ve inceliğindeki şiirler de tedavülden kalktı. Çünkü o şairler de kuyuya düştü.
Çaresiz bir şekilde bu yozlaşmış, standartlaşmış, çürümeye yüz tutmuş bir zamanda insanı yeni baştan tanımlayan, aşkı, hakikati, ahlakı hatırlatan şimdiki zamanın ilerisinde bilgeler arıyoruz. İnsanlara insan olduklarını daha fazla hatırlatacak, insanı tanıtacak ve gündeme getirecek kabiliyette ve donanımda bilgeler… Nereye gitti bu insanlar?
“Akıl geldi aşk/ışk bitti” diyordu İbnü’l Arabi. Kalp çekirdeğinde zuhur etmeyen “hubb” insanı çürüttü.
Aşkı gizleyen o manevi perdeleri aralayabilmek, derinlerde gizlenen o esrarı keşfedip, onu, ilahi lezzet duyacağın makama taşıyabilmek… Bu uğurda sırtına yüklenecek derde bile duyduğun aşkın hürmetine sahip çıkabilmek...
Nefsinden, benliğinden vazgeçip tüm insanî hırslarından sıyrılarak aşkın önünde boyun eğebilmek, aşkın rahle-i tedrisine oturup “sana geldim, aç kapını” diyebilmek. O ruhani iklimlerde aşkla yanan gönüllerle hemhal olup da duyduğun hazdan dolayı gözünden dökülen yaşlara bile rahmet tecellisi olarak bakmak.
Evet, kalem aşkı yazdı, aşk insanı abâd etti. Allah'ın yaratmış olduğu âlemde insana yakışan en ulvî şey aşk oldu. İnsan aşk oldu, kendi oldu ve mananın sırlarına da vakıf oldu. Aşktan yanan gönüllere bir ab-ı hayat vermek de işte bu ilim, irfan, aşk ve gönül insanlarımızın derdiydi. Kaybettik. Ey Dert!
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.06.2019
19.06.2019
14.05.2019
2.05.2019
8.02.2019
22.03.2019
7.02.2019
25.02.2019
21.02.2019
18.02.2019