Vedat Bilgin
Türkiye’nin 15 Temmuzda yaşadığı olayın bir yönü ihanet içindeki bir güruhun darbe girişimiyse bir başka yönü daha önemli olanı ise buna gerçek anlamıyla bir ‘halk ihtilali’ ile verdiği cevaptır. Modern zamanlarda böylesine kanlı bir askeri darbe girişimine, üstelik dışarda hazırlanan bir operasyonun uzantısı olarak uygulamaya sokulan bu ihanete, böyle bir karşılık verilmesinin bir benzeri yoktur.
Burada üç önemli olgu vardır: İlki halkın bu süreçte ortaya koyduğu tavırdır. İkincisi, küçük grupçuklar hariç bütün siyasi parti, düşünce ve inanç/görü ş farklılıklarını bir yana bırakarak kolektif bir bilinçle ülkeye, rejime, devlete sahip çıkılmasıdır. Üçüncüsü ise, bu örgütün karşısında yer alan asker ve polisin halkıyla aynı noktada buluşmasıdır. Kurumsal olarak ordunun bu tavrı alması hayati öneme sahiptir ki Genel Kurmay Başkanı Akar, geçtiğimiz günlerde bunu ‘Türk ordusu milletinin emrindedir’ diyerek demokratik bir devlet düzeninde ordunun konumunu açıkça ortaya koymuştur.
DEVLET NEREDE DURUYOR?
“Türk toplumunun yaşadığı temel sorunlardan biri ‘devlet’ vasıtasıyla siyasal, zihinsel, kültürel olarak bölünmüşlüğüdür.” Bu sürecin üzerinde durulması gereken birçok problemi bulunmaktadır fakat hepsinin gelip dayandığı yer devletin topluma karşı baskıcı bir konumda kalması ve topluma müdahale edecek araçlara sahip olmasıyla ilgilidir. Bu araçlar ideolojik olduğu kadar, fiziki olarak da oldukça güçlüdür. Ordu, resmi eğitim anlayışı, ideolojik yargı mekanizması bizatihi devletin ideolojisi ve onun fiili aktörleri olan kadrolar topluma karşıdır ve onu dönüştürme hakkını ellerinde bulundurmaktadırlar. Bu durumda temel meselenin ‘demokratikleşme’ olduğu açıktır.
Milli Mücadele sonrası devletin zamanla kuruluş felsefesi diye tanımlanabilecek Kuvva-i Milliye ruhundan uzaklaşarak otoriterleşmesi, bürokratik baskı düzenin kurulmasıyla birlikte devlet ve toplum arasındaki ihtilaf giderek çatışmaya dönüşmüştür. Bu sorun 1950’den sonraki bütün demokratikleşme çabalarına rağmen arka arkaya gelen askeri darbelerle tahkim edilerek yaşamaya devam etmiştir.
“Bu durum, parçalı bir toplumsal yapı üretirken toplumun entegre edici değerleri bizatihi devlet tarafından zayıflatılarak etkisiz hale getirilmiştir. Toplumsal olarak entegre edici işlev gören tarih bilinci, inançlar, yardımlaşma, dayanışma kurumları hatta ahlak, normatif düzen gibi soyut ilkelerin ‘anlam dünyasını’ tasfiye etmeye dönük politikaların devlet eliyle uygulanmasının önemli sorunlara yol açması kaçınılmazdır.
YENİ BİR GÜÇ KAYNAĞI
Bu sorunların bilhassa Türkiye’nin sanayileşmeye doğru adım atmaya başladığı 1970’li yıllarda yoğunlaşması tesadüf değildir. Bu sürecin aynı zamanda tarımsal yaşamanın merkezinde yer alan kırsal/köylü yapının dönüştüğü hızlı şehirleşme döneminde yaşandığı düşünülürse, nasıl bir toplumsal çözülme tehlikesinin habercisi olduğunu tahmin etmek kolaylaşacaktır. Bu sorunlar arasında, devletin topluma yabancılaşması, ‘siyasal alanla’ ‘sivil toplumun’ kopukluğu; geleneksel kurumların anlam ve işlev kaybının ortaya çıkması, sınıflaşma ve bireyleşme süreçlerinde ihtiyaç duyulan dayanışma ruhunu yaratacak mekanizmaların eksikliği sayılabilir.
15 Temmuzda ortaya çıkan birlik dayanışma ruhu, devlet ve toplum arasındaki ihtilafları ortadan kaldırmaya dönük demokratikleşme süreçlerinin çözmeye çalıştığı sorunların daha üst düzeyde aşılmasını sağlamıştır ki bu yeni bir uzlaşma zeminidir.
“15 Temmuz sonrası sadece ‘devlet’ ‘toplumla’ barışmamış, toplumsal alanda yeni bir kimlik bilinci meydana gelmiştir. Bu bilinç etnik kimliklerin, mezhep/inanç kimliklerinin üzerinde olduğu kadar, toplumsal farklılaşmaları yok sayan değil, aşarak entegre eden bir bilinçtir. Bu bilincin üzerinde yeni bir uzlaşma zemininin oluştuğunu görüp buna uygun yeni bir dile sahip olmanın önemini anlamak Türkiye’nin yeni değişim gücüdür.”
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları





























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.03.2020
27.05.2019
20.05.2019
9.05.2019
6.05.2019
2.05.2019
30.04.2019
22.04.2019
18.04.2019
15.04.2019