Celal DENİZ
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın "Meclis'teki siyasetçi görünümlü terör örgütü yandaşlarının dokunulmazlıkları kaldırılmalı" ifadesiyle, dokunulmazlık dosyaları yeniden gündeme geldi. HDP'yi hedef alan Erdoğan'ın bu açıklamasının ardından çok sayıda fezleke MeclisAnayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonu'na ulaştı.
Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Sırrı Sürreyya Önder, Ertuğrul Kürkçü ve Selma Irmak'ın dokunulmazlıkları kaldırılmak isteniyor. Diyarbakır'da DTK kongresinde Özyönetim konusunda yaptıkları konuşmalar gerekçe gösteriliyor. Zira önceden savcılık bu konuda soruşturma başlatmıştı. Bu dokunulmazlık talepleri sadece bu isimlerle sınırlı kalacak gibi de değil. Yeni HDP milletvekilleri de listeye eklenebilir.
MHP'li vekillerin de katkısı ile AKP dokunulmazlıkları kaldırılabilecektir. Çünkü Erdoğan konuşmasında resmen ''gereği yapılsın'' emrini vermiştir.
AKP statükocu güçlerle ittifakından sonra Kürtlere karşı ilan edilmemiş bir savaşı başlatmıştı. Şimdi HDP'li vekillere karşı bu dokunulmazlık kaldırma girişimi bu savaşın daha üst bir aşamaya çıkarılmasıdır. AKP ve devlet aklı ortaklaşarak savaş konseptini her şekilde sürdürmeye kararlılar.
PKK'nin de bahar aylarında hem şehirlerde hem de kırsalda savaşı tırmandıracağını yapılan açıklamalardan anlıyoruz. Bu anlamda ülkede Kürt sorununda çözümsüzlüğün getirdiği savaşın yıkıcı etkilerini hep birlikte yaşayacağız, bu görülüyor. Bunu önleyecek barışçı girişimlerde şu an için etkisiz durumdadır.
Hükümet bu dokunulmazlığın kaldırılması girişimi ile Kürtleri sivil siyasetin dışına atmaya çalışıyor. Bundan 22 yıl önce DEP'li vekillere yapılan hukuksuz girişimler Kürt sorununun çözümüne ne kadar etki etti ise bu girişimde o kadar edecektir. Yani sıfır bir etki. Tersine Kürt siyasetinde silahlı güçlerin elini güçlendirmeye yarayan bir etki gösterecektir.
Dün Ağarların, Çillerlerin güvenlikçi politika yaptıkları dönemde '' dağda değil düz ovada siyaset yapsınlar'' söyleminin yerine, bugün AKP eliyle tamamen Kürt siyasetinin meclis zemininde sürdürülmesini imkansız hale getirmeye çalışıyorlar.
Bu siyaset meşru değildir. Çünkü siyaset eşit hukuki zeminde yapıldığında meşrudur. Evrensel hukuk normları çiğnenerek eşitsiz bir zeminde yapılan siyaset geçici başarılar elde etmişte olsa, toplumsal meşruiyetini kesinlikle kaybedecektir.
Kürtlerin % 10 baraj engelini aşarak parlamentoya girmelerini hazmedemeyip onları meclis dışına itmek ülkenin geleceği açısından siyasi bir intihardır. Bu tutum AKP ye geçici başarı kazandırsa da nihai kazanan AKP olmayacaktır.
Çünkü bugün AKP'nin ''Kürt karşıtlığında'' ittifak yaptığı statükocu güçler bir gün gelecek Erdoğan'a dur diyeceklerdir. Bugün AKP darbe dönemlerinin baskı ve şiddet uygulamalarına devam ettikçe bu statükocu güçlerin desteğini alacaktır. Sonrasında AKP'nin ve Erdoğan'ın siyaseti kirli bir mendil gibi bir kenara atılacaktır. Askeri darbe yönetimlerinin bile sürdüremediği baskıcı koşullar Erdoğan Ve AKP tarafından da sürdürülemeyecektir.
HDP'nin meclis zemininden uzaklaştırılması, hatta partinin kapatılması Kürt siyasetinde sadece silahlı muhalefetin elini güçlendirmekle kalmayacaktır. Aynı zamanda son Kürt illerindeki yıkıcı ablukaların halkta yarattığı kopuşu siyaseten de koparacaktır. Ve Kürdistani bir siyaset daha da güçlenecektir. Bugün bir arada yaşama talepleri yerini doğal olarak ayrılma taleplerine bırakacaktır. Bu fikir halkta güçlendikçe bugün HDP siyasetine tahammül edemeyenler yarın bağımsız Kürdistan taleplerinin muhatapları olacaklardır. Bölgesel Konjonktür de bu süreci beslemek için elverişli bir durumdadır
Yazarlar
-
Taha AkyolBağımsız yargı Trump’a dur dedi 22.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTaha Akyol’dan Albert Camus’ye… 22.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUTrump İran’ı vurdu mu, vuracak mı? 22.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraUmut Hakkı 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNBaşkanın tüm tarafları 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanTürkiye’nin Ak Partili aydınları ve yargıçları Amerikan Yüksek Mahkemesi kararını okur mu? 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURKemal’in masumiyet karinesi… 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUBirlikte mi, ayrı ayrı mı: Bütün mesele bu… 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENAnadili, kimin dili! 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezLaiklik 100 yaşında: Elbette birlikte savunmalıyız 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİGeçinemeyen milletin geçinemeyen siyasetçiye bakışı 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNTop Artık Meclis ve İktidarda 20.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçKomisyon raporu önemli bir şeyler söylüyor mu? 20.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENEve Dönüş 20.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciZenginleşmenin getirdiği fakirlik 19.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANÖcalan Komisyonu havlu attı 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTEski Türkiye 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENPasifik’te savaşın ayak sesleri 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANVietnam Neden Türkiye’den Çok Daha Mutlu? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZMünih Konferansı’nda ABD-AB gerilimi ve Türkiye’nin Kürt eşiği 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUAKP’nin kutuplaştırıcı politikasının bir sonu var mı? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUSiyasal sorumluluk -1: Kaldırılması 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKÜslup sorundan daha derin 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRGülme ihtiyacı artıyor, gülme cesareti azalıyor: Toplumsal baskılar mizahın kamusal alanı daralttı m 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞEşit yurttaşlık, hukuk üretememe, Tanzimat ve AB 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANAksiyon müfettişliği 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞANKARA NE YAPIYOR? 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖcalan’a Özgürlük Komitesi; "Önderliğin Özgürlüğü Olmadan Ortadoğu’da Barış Olmaz"... 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmeklinin gözü Anayasa Mahkemesi’nde 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçaySeçimler yaklaşırken AKP’nin üçlü açmazı 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları

































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.04.2019
14.12.2017
30.11.2017
13.09.2017
5.02.2017
28.04.2017
19.04.2017
1.02.2017
24.03.2017