Celal DENİZ
Henüz meclisten geçen anayasa teklifi onaylanmasa da sosyal medyada Hayır ve Evet üzerinden paylaşımlar referandum yarışını şimdiden başlatsa da teklifin ne getirip ne götüreceği vatandaşlar tarafından yeterince bilinmemektedir. Bu durumda kutuplaşmış siyasetin liderlerin meydana çıkması ile daha da artacağa benzemektedir. Çoğu insan için tercih liderlere bakış üzerinden gerçekleşecek gibi görünmektedir.
Kutuplaşmış siyasetin toplumda yansımalarının görülmesine rağmen devlet eliyle bu kutuplaşma daha da derinleştirilmektedir. HDP üzerinde ki baskılar, milletvekillerinin birinin gözaltına alınıp birinin bırakılması ya da tutuklanması referandumda eşit yarış koşullarını ortadan kaldırmaktadır.
Bu koşullarda kutuplaştırılan bir siyaset referandum sürecinde de ortaya konulacak. Böylesi bir durumda neden evet ya da hayır diyoruz sorusunu cevaplamak için aşağıda ki sıralayacağım maddeler üzerinde düşünmek gereklidir diye düşünüyorum.
1. Referanduma sunulacak olan teklif, siyasal partileri aşan ülkenin geleceğini ilgilendiren bir değişikliği öngörmektedir. Bu anlamda sadece parti taraftarlığı ile olaya bakmak yerine, teklifin ne getirip ne götüreceği üzerine bakmak gerekir. Bunun için de teklifi iyice okumak, anlamak ve anlatmak gereklidir.
2. Anayasalar toplumsal bir uzlaşının ürünüdür. Bira arada yaşamanın çimentosudur. Teklif edilen yasanın hazırlanmasından, meclisten geçirilmesine kadar olan sürece bakmak gerekir. Neden yangından mal kaçırır gibi acele edilmektedir? Bu soruyu sormak elzemdir.
3. Devletin yönetim sisteminde birbirini denetleyen mekanizmalar vardır. Başkanlık sistemlerinde de bu vardır. Kuvvetler ayrılığına dayanan sistemlerde denetim mekanizması halkın eşitliğini ve özgürlüğünü devlete karşı koruyan bir mekanizmadır. Devleti keyfi uygulamalardan alı koyar. Sunulan teklif bu kuvvetler ayrılığını ortadan kaldırmaktadır. Yani yasama, yürütme ve yargı arasında ki denge mekanizmasını ortadan kaldırarak hepsini cumhurbaşkanının etkisine açmaktadır. Burada sorulması gereken soru şudur, siz freni olmayan bir araçla seyahat etmek ister misiniz?
4. Teklif cumhurbaşkanına meclisi fesih yetkisi vermektedir. Vatandaşın seçtiği meclisin dokunulmazlığı yoksa, belirleyici olan halkın desteği değil de cumhurbaşkanın olur vermesi olursa o meclis işlevli olabilir mi? Milletvekilleri kendilerini halka karşı mı yoksa hem parti başkanı hem cumhurbaşkanı olan kişiye karşı mı sorumlu hisseder? Egemenlik milletin mi yoksa başkanın mı sorusunun cevabı tercihlerimizi belirlemeye yön verebilir.
5. Mevcut teklif siyasal partiler arasında ki eşitsizliği daha da derinleştirmektedir. Hem partili hem de cumhurbaşkanı olan kişi Yargıdan, MİT'e, ordudan, bürokrasiye ve bütçeye yani devletin bütün organları üzerinde direkt etkide bulunabilecektir. Böylesi imkanlara kavuşmuş birisinin başında olduğu parti ile muhalefet partileri hangi zeminde yarışabilirler? Bu ömür boyu aynı partinin ve yaşadığı sürece aynı kişinin devlet yönetiminde bulunmasını sağlayacaktır. Böyle olunca muhalefet partileri de mecliste sadece göstermelik bir süs eşyası olmaktan öteye gidemeyecektir. Bunun adı temsili demokrasi bile olmayacaktır. Bunun adı diktatörlüktür.
6. Referandum sürecinde teklifi savunanların en önemli argümanı 1 Kasım seçimlerinde olduğu gibi yine İstikrar olacaktır. Partili cumhurbaşkanı mevcut sisteme göre hangi anlamda bir istikrar getirebilir ki? Son 15 yılda AKP iktidarda tek başına bulunmaktadır. İktidarın AB normlarını içselleştirme çabaları varken, çözüm süreci varken ülkede ne terör ne de ekonomik sorunlar bugün ki gibi ciddi boyutlara ulaşmamıştı. Bugün AB normlarının dışlandığı, çözüm sürecinin güvenlikçi politikalara bırakıldığı koşullarda istikrar adına bir şey kalmamıştır. Çünkü istikrarı sağlayan tek parti değil demokratik koşulların sağlandığı ortamdır.
12 Eylül öncesinde sağ partilerin bir çoğunda Milli Devlet Güçlü İktidar formülü hep bir hedef olarak ortaya konulmuştur. AKP bu hedefe OHAL koşullarında ulaşmak istiyor. Oysa güçlü iktidar hukuka, adalete dayanırsa istikrar sağlayabilir. Yoksa devleti güçlendirip demokratik hakları, hukuku, adaleti yok ettiğinde geriye devlet kalır ki bunun adı demokrasi değildir. Diktatörlük koşularında mezarlık barışını sağlayabilir, insanları susturabilirsiniz ancak istikrarı sağlayamazsınız. Sonuç olarak istikrar adına savunulan tek adam rejimi kaosun, çözümsüzlüğün, istikrarsızlığın sebebi olacaktır.
İstikrarın oluşabileceği tek zemin demokrasidir. Çoğulculuğun, hukukun, eşitliğin ve özgürlüğün hakim olduğu bir dönemi yaratmak bugün için HAYIR demekten geçiyor.
Yazarlar
-
Ahmet TAŞGETİRENTaha Akyol’dan Albert Camus’ye… 22.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUTrump İran’ı vurdu mu, vuracak mı? 22.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolBağımsız yargı Trump’a dur dedi 22.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanTürkiye’nin Ak Partili aydınları ve yargıçları Amerikan Yüksek Mahkemesi kararını okur mu? 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİGeçinemeyen milletin geçinemeyen siyasetçiye bakışı 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENAnadili, kimin dili! 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraUmut Hakkı 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUBirlikte mi, ayrı ayrı mı: Bütün mesele bu… 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezLaiklik 100 yaşında: Elbette birlikte savunmalıyız 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNBaşkanın tüm tarafları 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURKemal’in masumiyet karinesi… 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNTop Artık Meclis ve İktidarda 20.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENEve Dönüş 20.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçKomisyon raporu önemli bir şeyler söylüyor mu? 20.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciZenginleşmenin getirdiği fakirlik 19.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANVietnam Neden Türkiye’den Çok Daha Mutlu? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTEski Türkiye 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUAKP’nin kutuplaştırıcı politikasının bir sonu var mı? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENPasifik’te savaşın ayak sesleri 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANÖcalan Komisyonu havlu attı 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZMünih Konferansı’nda ABD-AB gerilimi ve Türkiye’nin Kürt eşiği 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKÜslup sorundan daha derin 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANAksiyon müfettişliği 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRGülme ihtiyacı artıyor, gülme cesareti azalıyor: Toplumsal baskılar mizahın kamusal alanı daralttı m 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞEşit yurttaşlık, hukuk üretememe, Tanzimat ve AB 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçaySeçimler yaklaşırken AKP’nin üçlü açmazı 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖcalan’a Özgürlük Komitesi; "Önderliğin Özgürlüğü Olmadan Ortadoğu’da Barış Olmaz"... 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmeklinin gözü Anayasa Mahkemesi’nde 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUSiyasal sorumluluk -1: Kaldırılması 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞANKARA NE YAPIYOR? 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.04.2019
14.12.2017
30.11.2017
13.09.2017
5.02.2017
28.04.2017
19.04.2017
1.02.2017
24.03.2017