Mücahit BİLİCİ
“Cemaat’te özeleştiri alametleri mi” başlıklı yazım evet çok sert ve yer yer incitici bir yazı oldu.Cemaat’in duymak istemediği ve sarsıcı olmasa duymayacağı bazı önemli hususları nazara vermeye çalıştım. Hakikat olduğuna inanmadığım bir şeyi yazmam. Kimseyi incitmek gibi bir niyetim de yok. Mutedil, şaşkın, müteriz ve medeni tepkiler çoktu. Ancak yazıdaki tahlile örnek olmak için çırpınan tepkiler de oldu. Cemaat’in işi tetikçilik olan bazı mensuplarının kabil-i hitap olmadığı ortadadır. Yine yazıdaki tezlerden birini doğrulayan, alınmışlık varsayımı üzerine kurulu satılmışlık imaları, bizi eleştiriyorsa hükümet tarafgiridir ezberleri mebzul miktardaydı. En zavallı tepki ise Kürtçülük suçlaması. Hakikaten zavallı olanların tutunacakları tek ezberleri bu. Hâlbuki Kürtçülüğe tenezzül eden, Türkçülüğünüzü niye eleştirsin. Hükümete tarafgir medyadan Ahmet Kekeç’in yazıyı hükümete dokunan kısımlarını çıkarıp da köşesinde alıntılaması, işi tarafgirlik ve militanlık olanların hangi taraftan olduğunun bir öneminin olmadığını gösteriyor.
Kimse hükümet- Cemaat ikilemine hapsolmak zorunda değil. Bu basit gerçeği göremeyen, görmek istemeyenlerin çokluğu söz söyleme imkânını o kadar daralttı ki söz için demokratik teneffüs imkânı her geçen gün daralıyor. Yazımın biraz fazla sert olmasının böyle bir yapısal nedeni de var. Yazı insanları incitsin istemedim. Bilhassa siyasi propaganda dilinde kirlenmiş kelimeyi kullanmasam belki de daha az insan incinecek idi. Bununla birlikte beni tanıyanlar bilir bu eleştirilerin aynısını yirmi yıldır yapıyorum. Hattâ değişen bir şey olmadı. Beni mahcup edecek bir itiraz “yeter artık kendini tekrar ediyorsun” olurdu. Yani Cemaat’e ilişkin düşüncelerim AK Parti daha yokken de böyleydi, Cemaat’in güçlü zamanlarında da zayıf zamanlarında da böyleydi. Dünün Cemaat yalakası iken bugünün hükümet yalakalığına evrilmişlerin itham ve zanlarının bir hükmü yok. Cemaat’in hukukunu nasıl yeri geldiğinde savunuyorsam, Cemaat’in eleştirisini de yeri geldiğinde dile getiriyorum. Dostluğa saygım var. Ancakhakikat tüm dostlukların üstündedir. “Hakkın hatırı âlidir, hiçbir hatıra feda edilmez.”
Cemaat’le olan mesafemi yazdıklarımdan anlamayacak kadar kafası siyaseten iğfal olmuşlar için bir not düşeyim: Gülen Cemaati’yle hiçbir zaman bir alakam olmadı. Cemaat’in haklarını savununca beni Cemaat’çi sayacak zavallıların ve güç odaklarının hışmından çekinip Cemaat tekmelemeciliğine de tenezzül etmem. Cemaat’in de iyiliği için Cemaat’i ve tüm Türklerin ve Kürdlerin iyiliği için de hükümetive PKK’yi eleştirme hakkımı kullanıyorum. Kibirli olduğuma dair tepkilere gelince. Ben nefsimi kibirden ari sayamam. Nefsim emmaredir. Gülen Cemaat’indeki en basit insanlar kadar takva sahibi değilim. Haketmediğim bir söz makamındayım. Layık olmayabilirim konuşmaya. Fakat ortalığın yalakalık vehakikati siyaseten bükmelerle dolu olduğu bir ortamda doğru bildiğimi söylemek vazifemdir. Hakikat gördüğümü dile getirme imkânımı bazen acımasızca kullandığım doğrudur. Kibirli değilim desem kibirli olduğuma, kibirliyim desem yine kibrime delil olacak. Bu noktada Allah’tan nefsimi ıslah etmesiniama söz ve fikrin haysiyetini de hiçbir gücün önünde eğip bükmeme yolunda sabit kılmasını niyaz ediyorum.
Ortalığın yalan, iftira ve propagandalarla bombardıman edildiği, siyasi düşmanların şeytanlaştırıldığı bir zaman diliminde yazı yazmak ateşten gömlek gibidir. İşi fikir olanlar için, insanlara olan sevgi, hakikate olan saygının önüne geçemez, geçmemeli. Sözün acımasızlığı varsa bu sadece hakikatin acı olmasından kaynaklanmalı. Konuşan yalnız hakikat olmalı. Nefsimin hissesi karıştıysa, hakikate gerekli özeni göstermedim demektir. Lakin bil ki üsluptaki haşinliğe meşru itirazının seni görmekten alıkoyamadığı şeydir hakikat. Beni sil, onu gör.
Not: Cemaat cenahından yazıma gelen en seviyeli eleştiriye Ekşi Sözlük nam dedikodu sayfasında rastgeldim. Kişilere dair ileri geri yorumların paylaşıldığı sitede “söz büyüğün” mahlasıyla yazan bir cemaat mensubunun ismimin altına 29. girdi olarak yazdığı eleştirisinin son paragrafı şöyle: “Özet olarak, Mücâhid Bilici’nin zaman zaman şahsî-tecrübî kin ve öfkelerinin tahakkümü altında can çekişen rasyonel eleştirilerinde haklılık payları var. Ve de ciddiye alınması gerekiyor.” (https://eksisozluk.com/mucahit-bilici–1679545?p=3)
Twitter: @mucahitbilici
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları




































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.01.2026
20.01.2026
23.12.2025
7.12.2025
13.11.2025
12.11.2025
31.10.2025
20.10.2025
6.10.2025
28.09.2025