Roni MARGULIES
“CHP modernleşmeci ama muhafazakâr, AKP ise gelenekçi ama modern bir partidir.”
Bu cümle, Kırklareli Üniversitesi’nden Besim Dellaloğlu’nun AltÜst dergisi için gönderdiği yazıda gözüme çarptı. İş çok, en başta da şu anda okumakta olduğunuz yazıyı yazmam gerek, dergiyle uğraşmanın zamanı değil. Eylülde çıkacak dergi, acelesi yok. Ama dayanamadım, tashih yapma bahanesiyle yazıyı bir solukta okudum.
İyi yazı böyle olur: okudukça kafamda bin türlü konu açtı, epeydir düşündüğüm bir dizi fikri geliştirme isteği doğurdu içimde.
Önce, “modernleşme” ile “modernlik” arasındaki fark:
“Modernleşme siyasal bir projedir. Modernlik ise toplumsal bir süreçtir.
Batı, bu anlamda, modernleşmemiştir. Modernlik, bizatihi Batı’nın Rönesans, Reform ve Aydınlanma’dan yola çıkarak geçirdiği toplumsal süreçlerin adıdır. Modernliğin arkasında sınıflar, toplumsal özneler ve onların çıkarları, arzuları, hırsları vardır.
Modernleşme ise bizim gibi ülkelerin, yani modernliğin kıyısında yaşayan toplumların modernliğe verdiği bir tepkidir. Modernleşme hissiyatı bir ‘geri kalmışlık’, bir ‘gecikmişlik’, hatta bir ‘yenilgi’ bilincidir. Bu nedenle bizim modernleşme geleneğimizin temel sorusu genelde devletin nasıl kurtulacağı olmuştur.
Bizde modernleşmenin temel yaklaşımı devletin ihtiyaçlarına göre toplumu düzenlemek olmuştur. Yani modernlikte toplumsal siyasala yön verirken, modernleşmede siyasal toplumsalı yönetmeye çalışmıştır.”
Modernlik sürecini yaşayan toplumlarda, kimse çıkıp “Biz şöyle şöyle yaşamalıyız, çünkü modern olmak bunu gerektirir; şöyle giyinmeli, şöyle müzik dinlemeliyiz, yoksa modern olamayacağız, haydi arkadaşlar, lütfen!” demez. O giyimi, müziği, yaşam tarzını ve kültürü toplum kendisi üretir.
“Modernleşme” projesinde ise, birileri “modern” olmak gerektiğine karar verir, “modern” tanımını yapar, “Haydi, modernleşiyoruz, hoop uyumayın!” der. “Lütfen” demeyi ihmal eder, “Fes giyeni, saz dinleyeni, köylülük edeni, ortalık yerde dindar dindar davrananı fena yaparım haa!” der. “Lütfen” diyerek olmaz zaten, çünkü modernleşmesine karar verilen kalabalığın hiç böyle bir derdi ve niyeti yoktur.
Peki, “modern” tanımını yapanlar nasıl yapar bunu? Çok basit, Fransa’ya, Almanya’ya bakarlar (fazla bakmalarına gerek de yoktur, çoğu oralarda okumuş, oraların kültürünü, yüzeysel bir düzeyde de olsa, şöyle bir görmüştür). İşte, modern orada olandır. Demek ki, biz de öyle olmalıyız.
Ellerinde olsa, mevcut halkın fiziksel görünümünü de değiştirmek isterler, modern olmak tercihan sarışın, mavi gözlü, uzun boylu olmayı gerektirir çünkü. Ama bu (en azından Anadolu topraklarında) biraz zordur. Gerçi CHP’li kadın milletvekilleri arasında sarışın olanlar az değil; demek ki bu alanda bile modernleşmek mümkün olabiliyormuş!
CHP modernleşmeci-muhafazakâr bir parti, çünkü modernliğe direniyor, modernleşmeyi muhafaza etmeye çabalıyor, modernleşmenin iktidar yapısını savunmaya çalışıyor. Hâlâ.
AKP gelenekçi-modern bir parti, çünkü geçmişin, geleneğin değerlerine daha duyarlı olmasına rağmen, modernliği temsil eden toplumsal sınıfların üzerinde yükselmeyi başarıyor.
“Türkiye’nin modernliğinde, büyük ihtimalle kadınların bir bölümünün başları örtülü olabilecek. Lahmacun seven insanlar viskiden de haberdar olabilecek. Bu ikisini birarada tüketip tüketmemek onların bireysel seçimleri olacak. Bu memleketin modernliğinin kokoreçten vazgeçmeyeceği açık. AB ne derse desin.. Bir kısmımız Türk kahvesinden vazgeçmeyecek. Üstelik milliyetçi, muhafazakâr olduğumuz için değil, sadece sevdiğimiz için. Ama bütün bunlar bizim modernliğimizi engellemeyecek. Simit sarayları Türkiye’nin modernliğinin temel fast-food kurumlarından biri olmaya devam edecek. Bu memleket kendisi olarak da modern olabileceğini anladı artık.
Ve bu modernlik ne sadece Kemalizm’in yenilgisi ne de siyasal İslam’ın başarısı. Türkiye modernliği, Kemalizm’in ufkundan da, siyasal İslam’ın ufkundan da farklı bir ufuk üretiyor.”
Bu hikâyenin bana en acıklı gelen yanlarından biri de şu: Tüm bu modernleşme projesi boyunca, solcu olmak, proje sahiplerinden yana olmak anlamına gelmiş, projeye maruz kalanlardan yana olmak değil!
Ve böyle yapanları hâlâ “solcu” ve “ilerici” zannedenler var!
Yazarlar
-
Mücahit BİLİCİDünyanın en büyük terör örgütü 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYBarbarlık Çağında Savaşlar Kaçınılmaz 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUTerörsüz Türkiye’ye adalet yakışır 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUSiyasi zeka ile siyasi tavır ilişkisi… 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENAdalet’in “VAR”ı olsa... 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN15 Yaşındaydı… 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasYerli ve milli füzelerimiz nerede? 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciYolsuzluk yasaları neden çıkmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolSavaş nereye? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURİranlılar neden rejimi devirmek için ayaklanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLU“Kabe’de Hacılar” sahiden ortak ses mi? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünSavaş gerçekten bitiyor mu? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSilivri’de başlayan yargı üzerinden siyasi rekabet 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİPeki İmamoğlu niye canlı yayında yargılanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAK Parti ile böyle bir Türkiye hayali kurmamıştık 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIİSKENDER’DEN BUGÜNE İRAN’IN DİRENÇ HAFIZASI 10.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMANİran savaşında Türkiye boyutu 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKBu toplumda herkes devletçi! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞATEŞ AVUCUMUZUN İÇİNDE... 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRDünya büyük çağ değişiminde: Yükselen milliyetçilik, korkunun refleksi 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞTrump’ın en büyük yanlışı, açmazı anlayamadığıdır 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANSiyasi dava… Sansür yasası! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA8 Mart’ın Direniş Ruhu ile Özgürlük ve Demokrasi Newrozu’na Çağrı... 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNBinlerce kadın Taksim'den sesleniyor: "Bitmeyecek bu İSYAN" 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTAkçakoca sapağı… 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRLaleli ‘çamaşırhanesi’ -5- İşte ülke böyle çürüyor: Tapeler çıktı! 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANİran’dan Türkiye’ye yansıyanlar 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanOrtaçağ karanlığına bir adım daha yaklaşmak 7.03.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuOrta Doğu’daki diktatörlükler yıkıldığında ne olur? 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRİyi ki Güney Afrika ve İspanya var… 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraÖğrenme Korkusu 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERİran savaşı ışığında dezenflasyon süreci 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçÜniversitenin-akademinin kamusal bir derdi var mıdır? 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit Akçay2018-2023 arasında biz ne yaşadık? 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENKüresel hegemonya mücadelesinde İran savaşı 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezGSYH nasıl böyle yükseldi? 3.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhan ÇETİNİran’daki Teokratik Rejimin Çöküşü ve Ortadoğu’da Muhtemel Domino Etkisi 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaABD ve İsrail'in hedefleri 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKBir simulacra: “Kürtlerin niye kendi devleti olmamalı?” 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKÜstü çizilmiş kadınlar 1.03.2026 Tüm Yazıları









































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.03.2023
13.03.2023
27.02.2023
20.02.2023
13.02.2023
6.02.2023
29.01.2023
21.01.2023
15.01.2023
15.01.2023