Roni MARGULIES
Sosyalizmin şiddet ve terörle hiçbir ilişkisi yoktur.
‘Sosyalistler iyi insanlardır, şiddet kullanmazlar’ anlamında söylemiyorum.
İyi olmayanı da vardır, şiddet kullananı da.
Ama şiddet kullanmak sosyalist topluma ulaşmanın siyasî bir yöntemi değildir ve olamaz.
‘Olmasa daha iyi olur’ demiyorum. Olamaz.
Olamaması bizzat sosyalizmin tanımından kaynaklanır.
Şöyle:
Eğer bir kişinin amacına ulaşmak için eline bir tabanca alması yeterliyse, sınıf mücadelesinin çabaları niye? Biraz barut ve bir kurşun düşmanı ortadan kaldırmak için yeterliyse, bir sınıf örgütüne ne gerek var? Bir üst düzey yetkiliyi patlamaların kükreyişi ile dehşete düşürmek mümkünse, partiye niçin ihtiyaç var? Bir kişi parlamento salonundan bakanlık sıralarına kolayca nişan alabiliyorsa, toplantılar, kitle çalışmaları ve seçimler neden?
Bireysel terör eylemleri kabul edilemez, çünkü bu eylemler kitlelerin rolünü bizzat kendi bilinçlerinde küçültür, onları güçsüzlüklerine razı eder, gözlerini ve umutlarını bir gün gelip misyonunu yerine getirecek olan bir kurtarıcıya çevirmelerine yol açar. “Eylem propagandası”nın anarşist peygamberleri, terörist eylemlerin kitleler üzerinde uyandırıcı ve canlandırıcı etkisi olacağını savunur, ama teorik değerlendirmeler ve siyasî deneyimler aksini ispatlamaktadır. Terörist eylemlerin “etkisi” ne kadar artarsa, kitlelerin dikkati o kadar bunlar üzerine odaklanır; kendi örgütlülüklerine ve kendi eğitimlerine ilgileri o kadar azalır.
Patlamanın dumanı dağıldığında, öldürülen bakanın halefi arz-ı endam eder, yaşam tekrar eski rayına oturur, kapitalist sömürü çarkı eskiden olduğu gibi döner; sadece polis baskısı daha vahşi ve arsız hale gelir. Ve sonuç olarak, ateşlenen umutların ve yapay olarak canlandırılan heyecanın yerini hayal kırıklığı ve kayıtsızlık alır.
Yukarıdaki üç paragrafı ben yazmadım. Rus devrimcisi, Kızıl Ordu’nun komutanı Leon Troçki yazmış. Hem de tam yüz yıl önce, 1911’de.
Mesele, öldürülecek olan devlet görevlilerinin yerine yenilerinin gelecek olması değil sadece. Sosyalizm açısından çok daha önemli bir sorun anlatıyor Troçki. Şiddet eylemleri, emekçi kitleleri dışlayan, kendi eylemlerine değil başkalarının kahramanlığına güvenmelerine yol açan eylemlerdir. Sosyalizme ise ancak büyük emekçi kitlelerin kendi kitlesel eylemi yoluyla ulaşılabilir.
Nereden biliyoruz bunu? Sosyalizm hakkında fikir sahibi olduğunu varsayabileceğimiz Karl Marx’tan biliyoruz. Şöyle demiş:
“Mücadelenin başarıya ulaşması için, insanların kitlesel ölçekte değişmesi gereklidir; bu değişim ise ancak pratik bir hareketin, bir devrimin içinde gerçekleşebilir. Bu devrim, sadece egemen sınıf başka türlü devrilemeyecek olduğu için değil, aynı zamanda şu nedenle de gereklidir: Deviren sınıf ancak bir devrim sürecinde kendini çağların pisliğinden temizleyebilir ve toplumu yeniden yaratabilecek bir sınıf haline gelebilir.”
Demek ki, genel grev, devrim, kitlesel mücadele süreci (yani farklı düzeylerde şu anda Mısır’da ve Yunanistan’da yaşanan süreç), sosyalizme ulaşmak açısından ‘olsa ne iyi olur’ bir süreç değil, olmazsa olmaz bir süreçtir.
Bu süreci yaşamayan bir sınıfa, kahraman öncüler, korkusuz kır/kent gerillaları, Guevaralar, Bilmemne Kurtuluş Orduları, ilerici subaylar filan tarafından sosyalizm sunulamaz. Sunulursa, o sunulan şey sosyalizm değildir.
Sosyalizmin şiddet eylemleriyle ilişkisi yoktur. Büyük kitlelerin kendi eseri olmak zorundadır.
Siyasî bir yöntem olarak şiddetle işim olmaz.
Ama ezilenlerin kullandığı şiddeti eleştirenler hakkında da yine Troçki gibi düşünüyorum:
“Terörist eylemlere karşı insan yaşamının ‘kutsal değeri’ hakkında açıklamalar yapan satılık ahlâkçılarla [biz komünistlerin] ortak hiçbir yanı yoktur. Onlar, başka durumlarda, başka ‘kutsal değerler’ adına (örneğin ‘ulusal onur’ veya monarşinin prestiji) milyonlarca insanı savaş cehennemine itmeye hazırdır. Bugün özel mülkiyeti korumak için silahsız işçiler üzerine ateş açılması emrini veren Bakan, onların ulusal kahramanıdır. Ama yarın, işsiz işçilerin çaresiz elleri bir yumruk haline geldiğinde veya bir silahı kavradığında, yine aynı adamlar bu kez şiddetin hiçbir biçiminin kabul edilemeyeceğine dair bin türlü saçmalığı dillerine dolayacaklardır.”
Yazarlar
-
Mehmet ALTAN15 Yaşındaydı… 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUTerörsüz Türkiye’ye adalet yakışır 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUSiyasi zeka ile siyasi tavır ilişkisi… 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENAdalet’in “VAR”ı olsa... 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYBarbarlık Çağında Savaşlar Kaçınılmaz 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasYerli ve milli füzelerimiz nerede? 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDünyanın en büyük terör örgütü 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSilivri’de başlayan yargı üzerinden siyasi rekabet 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünSavaş gerçekten bitiyor mu? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAK Parti ile böyle bir Türkiye hayali kurmamıştık 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURİranlılar neden rejimi devirmek için ayaklanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLU“Kabe’de Hacılar” sahiden ortak ses mi? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolSavaş nereye? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciYolsuzluk yasaları neden çıkmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİPeki İmamoğlu niye canlı yayında yargılanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIİSKENDER’DEN BUGÜNE İRAN’IN DİRENÇ HAFIZASI 10.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMANİran savaşında Türkiye boyutu 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRDünya büyük çağ değişiminde: Yükselen milliyetçilik, korkunun refleksi 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞATEŞ AVUCUMUZUN İÇİNDE... 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA8 Mart’ın Direniş Ruhu ile Özgürlük ve Demokrasi Newrozu’na Çağrı... 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKBu toplumda herkes devletçi! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANSiyasi dava… Sansür yasası! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞTrump’ın en büyük yanlışı, açmazı anlayamadığıdır 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRLaleli ‘çamaşırhanesi’ -5- İşte ülke böyle çürüyor: Tapeler çıktı! 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTAkçakoca sapağı… 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANİran’dan Türkiye’ye yansıyanlar 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNBinlerce kadın Taksim'den sesleniyor: "Bitmeyecek bu İSYAN" 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanOrtaçağ karanlığına bir adım daha yaklaşmak 7.03.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuOrta Doğu’daki diktatörlükler yıkıldığında ne olur? 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçÜniversitenin-akademinin kamusal bir derdi var mıdır? 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraÖğrenme Korkusu 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERİran savaşı ışığında dezenflasyon süreci 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRİyi ki Güney Afrika ve İspanya var… 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit Akçay2018-2023 arasında biz ne yaşadık? 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENKüresel hegemonya mücadelesinde İran savaşı 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezGSYH nasıl böyle yükseldi? 3.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhan ÇETİNİran’daki Teokratik Rejimin Çöküşü ve Ortadoğu’da Muhtemel Domino Etkisi 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaABD ve İsrail'in hedefleri 2.03.2026 Tüm Yazıları







































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.03.2023
13.03.2023
27.02.2023
20.02.2023
13.02.2023
6.02.2023
29.01.2023
21.01.2023
15.01.2023
15.01.2023