Ümit KARDAŞ
Üniter devlet olan bölgesel devletlerde de siyasal iktidar tektir. Siyasal planda birliği sağlama amacı tüm bölgesel devletler için temel olup, devlet olmanın hedefinde bu vardır. Ancak siyasi birlik değişik tekniklerle sağlanmıştır. Özerklik sadece farklılıkların yarattığı çatışma ve gerilimlerin yönetilmesinde barış içinde birlikte yaşamayı sağlayan bir seçenek sunmaktadır.
PORTEKİZ’de Asor ve Madere takımadaları için geçerli olan “tarihsel özerklik istemleri üzerine kurulu olan siyasal özerkliktir”. YUNANİSTAN’da dinsel birim olan keşişler özerk bölgesi Mont Atos (Aynoroz Yarımadası) kendi kendini idare etme hakkına dayalı ayrıcalıklı bir statüye sahiptir.GÜNEY AFRİKA ve BOLİVYA, parlamentosu ve yürütme organı bulunan dokuz özerk bölgeye sahiptir. Birleşik Krallık’a bağlı GALLER, İSKOÇYA ve KUZEY İRLANDA’da parlamento, hükümet ve başbakan bulunmaktadır. BİRLEŞİK KRALLIK’ta resmî dil bulunmamakta, fiili olarakİngilizce ve Gal dili kullanılmaktadır. FRANSA’da Korsika özel statülü bölge olup, parlamentosu bulunmaktadır. Alsace Moseller bölgesinde ise çok hukukluluk sözkonusu olup, Alman kanunları uygulanmaktadır. RUSYA’da 21 özerk cumhuriyet vardır.
İSPANYA’da 17 özerk bölge ve iki özerk kent bulunmaktadır. İspanyol Anayasası, milliyetlere de özerklik tanımaktadır (Katalonya, Bask ülkesi, Galisya). İspanya’da özerk topluluklar Almanya’nın federe devletlerinden daha geniş bir yasama yetkisine sahiptirler. İTALYA’da 20 bölgeden beşi özerk bölgedir (Aosta Vadisi, Sardinya, Sicilya, Firuli-Venezia Giulia, Trentino-Alto Adige).
Bölgesel devletlerin tarihsel örnekleri çokuluslu imparatorluklardaki özerk memleket örnekleridir.OSMANLI İMPARATORLUĞU’ndaki ayrıcalıklı eyaletler (Hicaz, Tripoli, Aynoroz Yarımadası) bugünün bölgesel devletlerindeki düzenlemelere benzerlik gösterir. Osmanlı’da kişi yönünden yerinden yönetim örnekleri de (Kürt Emirlikleri, Özerk Kürt Sancakları) vardır. Osmanlı İmparatorluğu, bölgesel devlete örnektir. Osmanlı’da 1876 Anayasası’nda devletin tekliği ve bölünmezliği belirtilmiş iken yukarıda değinilen istisnalar ve bölgesel devlet olma özelliği korunmuştur. 1921 tarihli Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun getirdiği sistemde de merkeziyet usulü istisnai, yerinden yönetim ise geneldir. Yerinden yönetimin kurum ve araçları seçimlerle oluşan organlar ve icraî karar alabilme yetkileri ve özerkliktir. Nahiye yönetiminin bile iktisadi, mali ve hatta yargısal yetkilerle donanması ve seçimle oluşması özerkliğin boyutlarını gösterir. 1924 Anayasası ile tekrar merkeziyetçiliğe dönülmüştür. Cumhuriyet yönetimi, saf ve katıksız bir üniter devlet düzenlemesi getirmiştir.
Belediyeler ile merkez arasındaki boşluğu yetkili bölgeler dolduracak, demokrasi bölgelerde bireyi yaratacaktır. Türkiye merkezde topladığı yetkiler ve rant dağıtma tekeli nedeniyle demokrasiye evrilememekte, giderek otoriterleşmektedir. Hükümetin sözkonusu meseleye ifade özgürlüğünün sınırlarının genişletildiği bir ortamda tüm boyutlarıyla yaklaşılacağını ve her türlü çözüm modelinin tartışılabileceğini açıkça belirtmesi zorunludur. Bölgesel özerklik ve bölgede anadille yaşamakiç içe geçmiş ve birbirinden ayrılmaz iki kavrama işaret etmektedir.
Türkiye, üniter devlet içinde yerel demokrasiyi güçlendirirse bölünme korkusundan kurtularak siyasi birliğini güvence altına alır ve tekçi anlayıştan, çoklu anlayışa, otoriter bir rejimden demokrasiye, kuldan bireye geçerek sivilleşebilir.
www.umitkardas.com
Yazarlar
-
Mensur AkgünBu kadar düşüncesiz olabilirler mi? 11.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYARojava’dan Ortadoğu’ya Ortak Gelecek Çağrısı; 11.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUVenezuela’yı aldı güya, ama para babaları güvence istiyor 11.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUİki ‘dost’: Trump ve Erdoğan 11.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİEmeklinin Türkiye Yüzyılı şimdi başlıyor desenize 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluÇözüm Süreci, Halep çatışmasına heba edilir mi? 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHalep’te “hendek direnişi” kararını kim verdi? 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUZihniyet akrabası siyasetçiler 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarLinç kültürü değil linç sektörü 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolSuriye’deki tehlike 9.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENAmbargo ile diktatörlük arasında sıkışan İran 9.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRTRUMP'A TEMİZ BİR "ÖDÜL" LÂZIM 9.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuDers alınıyor mu? 9.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKaranlık Orman’ nedir? Trump’ın hepimizi soktuğu yerdir 9.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNESiyasetin cinselliği 9.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergil“Yerli ve Millî” ahlâk yanılsamasına karşı çağrı 9.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANCumhurbaşkanı partili mi partisiz mi? 8.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENİnsan hakları için dış müdahale tartışması 8.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanHalkını adalete hasret bırakanların ibretlik hikayesi… 7.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTAK Parti'deki Truva Atları... 7.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANMADURO 2014 7.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciFaizi kim düşürmüyor 7.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKNormatif çerçeve, pratik ve Türkiye’nin durumu 7.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRŞov bir kez başladığında… 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasTrump’ın yeni ‘dünya düzeni’ ve Türkiye 6.01.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.11.2025
17.10.2025
1.10.2025
7.09.2025
1.09.2025
27.08.2025
7.08.2025
4.06.2025
25.05.2025
11.05.2025