Ümit KARDAŞ
1994 seçimlerini Nelson Mandela’nın başkanlığını yaptığı ANC, oyların %62’sini toplayarak büyük bir üstünlükle kazandı ve Parlamento’ya seçilen 490 üye, görevi iki yıllık bir süre içerisinde anayasayı hazırlamak ve onaylamak olan bir Kurucu Meclis (Constitutional Assembly) oluşturdu.
1995 Ocak ayında halkın görüşlerini almak için geniş kapsamlı bir iletişim kampanyası başlatıldı.. Kırsal alandaki nüfus yoğunluğu, “siyah” halkın hiç bir zaman siyasi hak kullanmamış olması, eğitim eksikliği, ekonomik ve kültürel farklılıklar gibi engellere rağmen süreçte amaç halkın bilinçli katılımını sağlamak olarak belirlendi ve 10 aylık bir süreçte yoğun bir katılım sağlandı.
Televizyonda, radyoda, ulusal-yerel basında ve afişlerde yer alan reklam kampanyalarında, “tarihe izinizi bıraktınız, şimdi sıra fikrinizi belirtmekte” ve “anayasal haklarınıza karar vermek sizin hakkınız” gibi insanlara bu fırsatın önemini anlatan sloganlara başvuruldu. Bu kampanyalarda özel reklam ve iletişim şirketlerinden yararlanıldı. Süreç sonunda yetişkin halkın çoğuna ulaşıldı. Yaklaşık 1,7 milyon dilekçe toplandı, elemeler sonucu bunlardan 11 bin öneri çıkarıldı.
İnsanların anayasa yapım sürecine dair daha az bilgiye sahip olmalarının muhtemel olduğu kırsal kesime yönelik olarak hem kurucu meclisin faaliyetleri hakkında bilgilendirme yapmak hem de halkın fikirlerini almak için kamuoyuna açık sempozyumlar düzenlendi. Sempozyumlar çerçevesinde yerel yönetimler ve sivil toplum örgütleriyle birlikte atölye çalışmaları düzenlendi. Burada güdülen amaç, katılanların belirli bir konu üzerinde tartışmalarını sağlayıp uzlaştıkları ilkeleri gözlemlemek, bunların anayasada temsil edilmesini sağlamak ve bu vesileyle halka uzlaşma kültürünü aşılamak oldu. Böylelikle sürecin daha açık ve daha şeffaf algılanması da sağlandı. Partiler arasında, kültürel ve etnik farklılıklara dayanan, çok derin zıtlaşmalar aşıldı, aynı masada yer alıp ortak bir proje çerçevesinde görüş alışverişi yapmaları sağlandı.
Süreç içerisinde televizyon programlarına katılan Kurucu Meclis üyelerine sivil toplum tarafından sorular yöneltilmesine imkân tanındı. Bu süreçte özellikle radyo etkili bir şekilde kullanıldı, bu şekilde hem şehirli hem de kırsal kesimine ulaşabildi.. Televizyonda 11 dilde anayasa üzerine eğitici sohbet programı yapıldı, bu programlara uzman kişiler çağrıldı, ayrıca kişisel sorulara cevap verecek bir “anayasal diyalog hattı” oluşturulup, yayınlanan programa bu konuda uzman insanlar davet edildi.
Güney Afrika’da, 22 Kasım 1995’te biten 10 aylık süreç sonunda ilk Anayasa taslağı yayınlandı ve ikinci aşamaya geçildi. İkinci süreçte müzakereler öncelikli olarak tartışma yaratan ve çok seçenekli ele alınan maddeler üzerine yoğunlaştı. Bu süre içinde yaklaşık 250 bin dilekçe daha alınarak çözülmesi gereken 68 konu üzerinde çalışmalar devam etti. Sürecin sonunda genel bir uzlaşmaya varılarak yeni Anayasa metni, 8 Mayıs 1996 tarihinde Kurucu Meclis tarafından kabul edildi. Anayasa metni, Kurucu Meclis’te onaylandıktan sonra Anayasa Mahkemesi’nce kabul edilerek 10 Aralık’ta Cumhurbaşkanı Mandela tarafından imzalandı.
Güney Afrika’da yaşanan süreçle ilgili şu değerlendirmeler yapılabilir: Halka erişim oranı %73’leri buldu.. Sürece katılan taraflardan her biri en zor anlarda bile mümkün olduğu kadar müzakereci bir tutum sergiledi. Müzakere, demokrasi ve temel hak ve özgürlükler dışında kalan konularda katılan her bir tarafın zaman zaman ödünler vermesi anlamında cereyan etti. Süreçte danışma, katılım, müzakere, uzlaşma önemli oldu. Anayasa, toplumsal barışı sağlayacak bir proje olarak ele alındığından bu süreci yönetenler intikam duygusundan anayasa inşa süreci ile kurtulduklarını belirttiler. Güney Afrika Anayasası’nın yapım süreci, halkın katılımının üst seviyede olduğu en önemli yasama süreci olarak gösterilmekte. Müzakerelerin sonuçlanması için kesin bir süre tayin edilmiş olması da kilitlenilen noktalarda tartışmaların uzamasını engelleyip, uzlaşmayı teşvik etmiş bulunmakta. İnsanların kendi gelecekleri üzerine alınacak kararlarda söylediklerinin dikkate alınması onları hak ve özgürlükleri kullanmada ve korumada daha istekli kıldığı açık. Nelson Mandela’nın anayasanın kabulünden sonra dediği gibi Güney Afrika halkı artık “özgür olmakta özgürdür”. Bu nedenlerle Güney Afrika’nın anayasa inşa süreci önemli bir örnek.
Peki bu süreç sonunda Güney Afrika ortaya nasıl bir anayasa çıkardı? Güney Afrika, demokratik süreç sonunda inşa ettiği anayasanın felsefesini başlangıç metnine şu şekilde yansıttı. “Biz,….bu Anayasayı Cumhuriyetin temel kanunu olarak kabul etmekle geçmişin ayrılıklarını ıslah etmek ve demokratik değerler, sosyal adalet ve temel insan hakları üzerine kurulu bir toplum oluşturduk; hükümetin halkın iradesiyle oluştuğu ve her vatandaşın kanun tarafından eşit olarak korunduğu demokratik ve açık bir toplumun temellerini attık; tüm vatandaşların yaşam kalitesini geliştirmek ve her bireyin potansiyelini ortaya çıkarmasını sağladık; ve milletler ailesi içerisinde egemen bir devlet olarak hak ettiği yeri alabilmesi için birleşik ve demokratik bir Güney Afrika kurduk.”
Anayasadaki düzenlemeye göre yasama organı, 400 üyeden oluşan Ulusal Meclis ve 90 üyeden oluşan Bölgeler (Eyaletler) Ulusal Konseyi’nden oluşmakta. Başkan Ulusal Meclis’in kendi üyeleri arasından seçilmekte ve iki dönemden fazla görev yapamamakta. % 20’den fazla oy alan partiye de başkan yardımcılığı verilmekte ayrıca bu partiden kabineye bakan alınmakta.
Güney Afrika’nın üç başkenti bulunmakta. Yasama başkenti Cape Town, yürütme başkenti Pretoria, yargı başkenti Bloemfontein. Güney Afrika’da özerklik kullanan 9 bölgesel yönetim ve her bölgenin yasama ve yürütme organı bulunmakta. Tarım, eğitim, sağlık, konut, ulaşım, iç güvenlik, spor, turizm, çevre, belediye kurma bölgelerin yetki alanı içine girmekte.
Anayasada içinde İngilizce, Afrikaans, Zuluca dillerinin bulunduğu 11 ayrı dil resmi dil olarak kabul edilmiş, ayrıca yerli dillerin kullanım ve statüleri tanınmış ve devlete bu dillerin kullanımının geliştirilmesi ve statülerinin korunması için uygulamaya dönük müspet önlemler alması görevi verilmiş, bütün resmi dillerin aynı ölçüde değer göreceği ve bu dillere eşit muamele yapılacağı belirtilmiş.
Anayasaya göre merkezi hükümet ve bölgesel yönetimler, ülke çapında veya bir bölgede, bölgesel özellikler ile halkın ihtiyaç dengesi ve tercihlerini dikkate almak suretiyle herhangi bir resmi dili kullanabilirler. Ancak merkezi hükümet ve her bir bölgesel yönetim en az iki resmi dil kullanmak ve belediyeler kendi bölgelerindeki yurttaşların kullandıkları dili ve tercihlerini dikkate almak zorunda.
Anayasada topluluk hakları da tanınmış durumda.. “Kültürel, dini ve dilsel topluluklar” başlıklı 31. bölümde kültürel, dini veya dilsel bir topluluğa mensup kişilerin, o topluluğun diğer üyeleri ile birlikte kültürlerinin gereğini yerine getirme, dinlerini yaşama ve dillerini kullanma ile kültürel, dini ve dilsel birliklerle sivil toplumun diğer organlarını oluşturma, bunlara iştirak etme ve koruma konularındaki haklarının göz ardı edilemeyeceği belirtilmekte.
Anayasanın “Eğitim” başlıklı 29. bölümünde devletin eğitim kurumlarında herkesin resmi dilde veya kendi seçecekleri dillerde eğitim alma hakkına sahip oldukları, bu hakkın uygun bir biçimde fiiliyata dönüştürülerek uygulanmasını garanti altına almak için devletin, mümkün olan bütün eğitim alternatiflerini, her bir ara kurumu dahil etmek üzere gözetirken eşitliği, uygulanabilirliği ve geçmişteki ırkçı ve ayrılıkçı kanun ve uygulamaların sonuçlarını düzeltmeyi göz önünde tutacağı hususu düzenlenmekte.
Güney Afrika’nın yaşadığı deneyimde anayasa süreci katılımcı ve demokratik. Sürecin doğurduğu da çoklu, çoğulcu, katılımcı, özgürlükçü, hukuka dayalı demokrasiyi barındıran bir anayasa metni.. Güney Afrika’nın anayasa inşa sürecine ve inşa ettiği yapıya bir bakın, bir de bizim hal-i pür melalimize.
Yazarlar
-
İlker DEMİRLAİKLİK DEMOKRATLIK MIDIR? 27.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMKürşat Timuroğlu’nun anısına 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENSuriye… Kürtler için acı bir anlaşma… 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBütün otokratların dilinde aynı hikaye 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUKemalistin bilinç altı 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürk Siyasetinde Belirleyici Olan Dinamikler 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUDünyayı aldatamıyordu Trump, ülkesi, halkı da uyanmaya başladı… 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO’da tartışma yaratan sunum: ‘Seks sektöründe 100 bin kadın ve kız çalışıyor’ 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranRojava’da “Gün batımı!” 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kahveciİktidarın ‘seçim argümanı’ ne olur? 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞHukukun her alanında gerileyen Türkiye 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANTerörsüz Türkiye’yi neden halka anlatamıyorlar? 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDünya bildiğin gibidir 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLaikliği savunmak bir özgürlük, bir hak ve yurttaşlık görevidir 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünMedeniyetler savaşı mı başladı? 25.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Darbe anayasası’ 25.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURCereyanda kalan fikirler… 25.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİTarımda bitmediysek bu iftarlar niye pahalı? 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRAİHM ve AYM kararlarına uyulmalı tavsiyesine ihtiyaç var mıydı? 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerKÜMELEŞMELER VE ORTAK RUH HALLERİ ÜZERİNE 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSiyasette mertlik-ahlâkîlik 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZYirmibir yıl sonra: ‘Büyük Devlet’ sözüne ne oldu? 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA"TKP 7. KONGRESİNİN "NEREDE KALMIŞTIK" İFADESİNİ DOĞRU ANLAMAK" 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakGeliyorum diyen krize dikkat! 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRKutuplaşmalar gündelik hayatı belirliyor; toplumsal güven zemini nasıl onarılacak? 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALAltmış sayfalık umut… 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERUmut hakkı tartışması 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKSadece bir örgütün kendisini feshetmesi değil bu 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞCHP sağa açılmayı yanlış mı anladı acaba? 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarOrtadoğulu erkekler 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞSON ÇİVİ... 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhan ÇETİNŞaşırdık mı? Hayır! 22.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNBaşkanın tüm tarafları 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanTürkiye’nin Ak Partili aydınları ve yargıçları Amerikan Yüksek Mahkemesi kararını okur mu? 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENAnadili, kimin dili! 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraUmut Hakkı 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezLaiklik 100 yaşında: Elbette birlikte savunmalıyız 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNTop Artık Meclis ve İktidarda 20.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENEve Dönüş 20.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANVietnam Neden Türkiye’den Çok Daha Mutlu? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTEski Türkiye 18.02.2026 Tüm Yazıları










































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
6.02.2026
22.01.2026
13.12.2025
4.11.2025
17.10.2025
1.10.2025
7.09.2025
1.09.2025
27.08.2025
7.08.2025