Ahmet TAKAN
Suriye'nin geleceği ile ilgili Soçi'de gerçekleşen üçlü zirve... Zarrab Davası... Trump,"YPG'ye bundan sonra silah vermeyeceğiz" dedi mi demedi mi?.. Eş zamanlı gündem tartışmaları... Harareti hiç düşmeden sürüyor... Farklı cephelerde görülse bile konuşulanların, ziyaretlerin, mekik diplomasisinin hepsi birbiri ile çok yakından ilintili. Perde arkasını biraz daha net görebilmek için Soçi zirvesindeki fotoğraftan başlayalım;
R. Erdoğan, Suriye'nin geleceği için tüm grupların temsil edileceği ortak bildiriye imza attı. Sonra da çıkıp YPG'ye şerh koyduklarını sözlü olarak açıkladı. O imzayı koyduktan sonra sözlü şerh ne işe yarar?.. Yoğun bir algı operasyonuna maruz kaldığımız için kimse sorgulamadı. Algı operasyonu, Erdoğan Ankara'ya geldiğinde daha da hız kazandı. Kendisinin değil, Trump'un onu telefonla arayacağı kamuoyuna ilan edildi. Ne hikmetse, Dışişleri bürokrasisinden tek kimsenin olmadığı meşhur görüşme fotoğrafı, saray danışmanı Mustafa Varank tarafından anında medyaya servis edildi. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, "Trump, YPG'ye silah verilmeyeceğini açıkladı" dedi. Düğün bayram havası estirilmeye çalışıldı!.. Pentagon çıktı üstü kapalı bir yalanlama ile YPG (SDG) ile ilişkilerin sürdürüleceğini açıkladı. Soçi'de Aralık ayında yapılması beklenen Suriye Ulusal Diyalog kongresinin Şubat ayına ertelendiği duyuruldu. Sarayın kaynaklarından farklı farklı noktalara teyit için defalarca sordum. Çavuşoğlu'nun, "Trump, YPG'ye silah verilmeyeceğini açıkladı" sözlerini doğrulayan olmadı. Bazı kaynaklar, "YPG'ye silah konusu söz konusu olmadı" dedi. Kime inanacağımıza yönelik şaşkınlık durumu hâlâ devam ediyor!.. Aslında olan biten neydi, biliyor musunuz?..
ABD ve Rusya, Suriye'nin paylaşımında anlaştı. Putin de Soçi'de, alınan kararları hem Türkiye'ye hem İran'a tebliğ edip imza attırdı. Sonra da Türkiye'deki iktidar, bataklıktan kurtulmak için her zamanki gibi boyaları dökülen algı operasyonlarına başlandı. Zarrab davasından dolayı çok sıkışan ve Putin'e sırtını dayamaya çalışan Erdoğan'ın başka alternatifi kalmış mıydı?.. Bir de baktık ki; Trump ile görüşme fotoğraf karesine çağrılmayan Başbakan Binali Yıldırım İngiltere'ye yolculanmış. Yıldırım, Londra'da, -kanlı bıçaklı olduğumuz bir dönemde- "NATO'dan çıkacak değiliz" demiş, Suriye'de Esad'lı geçiş dönemi hakkında "başlangıçta olabilir" diye alabildiğine esnemiş!.. Başbakanlık kaynaklarından edindiğim bilgiye göre de, İngiltere'deki temasların örtülü gerçek gündem maddesi Kıbrıs'mış... Ne kadar manidar ki aynı gün ABD'de devam eden yargılama sürecinde Reza Zarrab'ın sanık olmadığı ortaya çıktı!.. Jüriye 175 kişi ve 119 firma ile ilgili "tanıdık mı?" listesi verildi. Ankara'nın derin kulislerinde listelerle ilgili muhtelif iddialar var. Sayının en az iki katı olduğu ve ABD'nin henüz bunu açıklamadığı şeklinde. Başbakan Binali Yıldırım'ın İngiltere ziyaretlerinin bize getirisi ne?.. Burada ne gibi bir diplomatik kazanım söz konusu olabilir?.. Bilinen gerçek; İngiltere, ABD'nin patronudur. Acaba, diplomaside hiçbir ağırlığı olmayan, pazarlıklarda ABD'den eli bomboş dönen Binali Yıldırım, İngiltere'ye arabuluculuk teklifinde bulunması için mi gönderildi?.. İngiltere'ye "ABD sizin sözünüzü dinler. Zarrab dosyasının daha fazla büyümesine engel olun. Kısıtlansın" teklifi mi yapıldı?.. Kıbrıs'ta verilebilecek tavizler karşılığında!.. İngiltere'nin ABD üstünde etkisini kullanması için farklı bir arabuluculuk teklifini Başbakanlığı döneminde Abdullah Gül'ün götürdüğüne bizzat şahit olmuştum!.. Suriye Ulusal Diyalog Konferansı'nın Şubat ayına ertelenmesine bir de bu çerçeveden bakın...
Suriye... Irak... Soçi... Suriye Ulusal Diyalog Konferansı... Zarrab'ın sanık olmayacağı dava... Kıbrıs... AB ile ilişkiler...
Çok değil, 3 ay içinde Türkiye'yi hiç ummadığımız bir noktada bulabiliriz. Her şey "Zarrab ne kadar konuşacağa?" bağlı. Soruyu düzelterek açayım;
"Zarrab ne kadar konuştu da bunların ne kadarı açılacak?"..
***
"Zarrab sonrasında AİHM'de bekleyen dava" başlıklı dünkü yazımıza Yargıtay Onursal Başkanı Prof. Dr. Sami Selçuk bir mesaj gönderdi. Aynen şöyle;
"16 Nisan halk oylaması, ne yazık ki, hukuk ilkelerine ve kurallarına göre hukuk dünyasında doğmamıştır. Nasıl ki, bir valinin verdiği boşanma kararına nüfus memuru ya da kaymakamın düzenlediği tutuklama müzekkeresine kolluk görevlisi, bir emniyet müdürünün yazdığı iddianameye yargıç gülüp geçerse bu halk oylaması da öyle. Yetki yağması ile sakat, dolayısıyla hukuk dünyasında hiç doğmamış, olmamış gibidir ve bu yüzden de yok (keenlemyekûn, inexistence) hükmündedir; hiçbir hukuksal sonuç doğurmamaktadır. Hukukçunun görevi, 'hukukun dediği'ni (juris dictio) dile getirmek; dolayısıyla hukuku teslim almak değil, kimilerine sevimsiz de gelse, hukukun ulaştırdığı sonuca teslim olmaktır.
Bu sonucu yazdığım bilimsel görüşte belirttim. Bu görüş, CHP tarafından Türkçe, İngilizce, Fransızca ve Almanca olarak bastırıldı. Bu kitapçığı CHP'den alıp okuyabilir ve ulaşılan sonucun gerekçelerini görebilirsiniz. Bu durumda söz konusu halk oylamasına dayanılarak yapılan her işlem ve etkinlik, ne yazık ki, geçersizdir; meşru değildir.
Esenlikler."
Kaynak Yeniçağ: İngiltere'ye "arabuluculuk" teklifi için mi gitti?.. - Ahmet TAKAN
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları


















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.01.2022
1.12.2021
10.11.2021
13.10.2021
12.10.2021
9.09.2021
31.08.2021
4.08.2021
13.07.2021
6.07.2021