Akın ÖZÇER
Geçen yazımda Meclis Başkanı Cemil Çiçek’in “teröre karşı ulusal mutabakat” çağrısını, esinlendiği anlaşılan İspanyol devletinin terörle mücadele politikasının temelini oluşturan“Euskadi’nin pasifikasyonu ve normalizasyonu için anlaşma” ile karşılaştırmış, artıları ve eksileriyle değerlendirmiştim. Orada altını çizdiğim gibi, Bask Ülkesi’nde faaliyet gösteren Batasuna dışındaki Bask milliyetçi partiler dâhil tüm siyasi partilerce 1988’de imzalanan anlaşma, yöntem ve içerik olarak, demokratik hukuk devletinin örnek alması gereken bir terörle mücadele politikasını ortaya koyuyor.
İspanya 1978’de demokratik bir anayasa yapmış, özünde bir demokrasi sorunu olan Bask sorununa “asgari” bir çözüm getirmişti. Bu çözümde, BM uygulamasında sömürge altında yaşayan halklara tanınan “kendi kaderini belirleme” gibi kolektif bir hak dışında kalan tüm bireysel hak ve özgürlükler yer almış, anayasanın öngördüğü “Özerklikler Devleti” ötesindeki bağımsızlık dâhil tüm seçeneklerin siyaseti serbest kılınmış, anayasal çerçevede gerçekleştirilebilmesinin yolu da açık tutulmuştu.
Bugün Euskadi’nin bağımsızlık hedefine ulaşmak için Bask özerk parlamentosundan salt çoğunlukla karar çıkarmak, bu kararı Temsilciler Meclisi’ne anayasa değişikliği teklifi olarak getirmek ve beşte üç çoğunluğun desteğini bulmak gerekiyor. Günün koşullarında kolay gerçekleşebilecek bir olasılık değil; 2005 yılında kendi kaderini belirleme hakkının anayasanın ayrılmaz parçası olan Bask Özerklik Statüsü’nün metnine dâhil edilmesini öngören bir tasarı, özerk parlamentodan geçmiş ama Temsilciler Meclisi’nde 29’a karşı 321 oyla reddolunmuştu.
Bunları anımsatmamın nedeni, yapımı süresince eylemlerini arttıran ETA’nın, İspanya’yı demokratik bir hukuk devletine dönüştüren ve Bask sorununa yukarıdaki çerçevede çözüm bulan 1978 Anayasası’na karşın silahlı faaliyetine geçen yıla kadar son vermemiş olması. Emre Uslu’nun “Kürt sorunu çözülürse PKK biter mi” başlıklı yazısı şu hususu öncelikle vurgulamamı gerektiriyor:İspanya’da ne yeni anayasa, ne de Ajuria Enea paktı, ETA’yı hemen bitirmeye yetmediğine göre, Kürt sorununu çözen yeni bir anayasanın da PKK’yı birden ortadan kaldırmayacağını hesaba katmalıyız.
Uslu’nun yazısında katılmadığım bir husus var ama. O da gerekliliğini vurgulamakla birliktedemokratikleşmenin “PKK’yı zayıflatmayacağını, güçlendireceğini” öne sürmesi ve aksini düşünenlerin örgütün “en güçlü olduğu yerin demokrasinin en yaygın uygulandığı Avrupa ülkeleri olduğunu görmezden geldiğini” söylemesi. Bu görüş,PKK’nın gücünü “algıları maniple edebilen” bir network’a sahip olmasına bağlıyor amabu manipülasyonun demokrasi ve insan hakları sicilimizin kötü olması sayesinde mümkün olabildiğini gözardı ediyor. PKK kendini hâlâ “Kürtlerin temel haklarını savunan bir örgüt” olarak takdim edebiliyorsa, bunu Türkiye’nin darbeler ve muhtıralarla dolu yakın tarihine, demokratik olmayan politikalarına ve Kürtlere yönelik insan hakları ihlallerine borçlu. Kürt sorununu İspanya’nın Bask sorununu çözdüğü ölçüde çözebilen yeni bir anayasa, Türkiye’nin uluslararası kamuoyundaki bu kötü imajını zamanla düzeltecek ve paralel olarak PKK karşısında elini güçlendirecektir elbette.
İspanya’nın demokratikleşme adımları bizimkinden çok daha hızlı olmasına ve bir buçuk yılda yeni anayasayla taçlanmasına karşın Franco rejimiyle erozyona uğrayan imajını düzeltmesi çok zaman aldı. ETA daha uzun yıllar Franco’ya karşı mücadele ediyormuş gibi komşu Fransa’nın kamuoyunda destek buldu. Hatta bu ülkenin İçişleri Bakanı (Deferre) bile, demokratikleşmenin üç mimarından biri olan Felipe González’in iktidarı döneminde ETA’yı “Bask ulusal kurtuluş hareketi” olarak nitelemekten çekinmedi. Ancak İspanya, demokrasisini sağlamlaştırdıkça, teröre karşı demokrasiye dayalı partilerarası birlikteliği güçlendirdikçe hem uluslararası imajını düzeltti, hem de ETA karşısında elini güçlendirdi.
Ajuria Enea öncelikle ETA ile Mitterrand’nın baskılarıyla başlatılan ama sonuçsuz kalan Cezayir görüşmeleri öncesinde şiddete karşı çıkan Bask milliyetçi partilerinin (PNV, EA) ısrar ettiği bir anlaşmaydı. Bu partiler, anlaşmanın 10. maddesine yansıdığı gibi, ETA ile görüşmelerde siyasi konuların ele alınamayacağını, asıl muhatabın seçilmişler (kendileri) olduğunu savunuyordu. Siyasi konuların silahlı olanlarla değil seçilmişlerle ele alınması ilkesi, terör örgütüyle müzakere “edilir/edilmez” tartışmasını da sonlandırıyor.
ETA başından beri özerklik sistemi öngören anayasaya karşı çıktı. Örgüte göre anayasal sistem bağımsızlığın yolunu kesiyor, hiçbir zaman gerçekleşmeyecek koşullara bağlıyor ki bu görüşte haklılık payı var elbette. ETA önceleri bağımsızlık, daha sonra kendi kaderini belirleme hakkının anayasaya dâhil edilmesi karşılığında silah bırakmanın pazarlığını yapmak istedi ama yukarıdaki ilke nedeniyle bunu başaramadı ve oyunu kurallarına göre oynamaya rıza gösterdi. Bu, Ajuria Enea’nın 9. maddesi uyarınca silah bırakma karşılığı bağımsızlığın siyasetini yapmayı kabul etmesi anlamına geliyor.
Sonuç olarak, İspanya örneğinden hareketle, ortak paydası evrensel demokrasi ilkeleri olan yeni bir anayasaya ve teröre karşı partilerarası bir birlikteliğe ivedilikle ihtiyacımız var. Bu aslında yeniden yapılandırılma sürecindeki bölgemizde halkların demokrasi talebine destek eksenli bir dış politikanın da olmazsa olmaz koşulunu oluşturuyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları







































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2026
26.01.2026
15.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
21.12.2025
13.12.2025
6.12.2025
1.12.2025