Akın ÖZÇER
|
17 Mayıs 2011 Salı. Başbakan Erdoğan seçim kampanyasında Çorum’da halka sesleniyor. Diyor ki “En büyük projemiz, ülkemizi yeni bir anayasaya kavuşturmak”. Başbakan mevcut anayasanın ne kadar tadil edilirse edilsin Türkiye’ye dar geldiğinin altını çizerek, hedeflerinin “kapsayıcı, kucaklayıcı, bütünleştirici, özgürleştirici, çeşitliliğe imkân veren” yeni bir anayasa yapmak olduğunu söylüyor. Bu, toplumun önemli bir kesiminin talebinin karşılık bulduğunu gösteriyor. Diğer büyük partilerin yeni anayasa konusundaki görüş ve yaklaşımlarını sığ bulan bu kesim seçimlerde çoğunlukla AK Parti’yi destekliyor. Bunda, yeni anayasaya muhalif kesimin hem ilk üç maddeyle ilgili katı tutumunun, hem de “AKP iktidar olursa Türklüğü Anayasa’dan silecek” yalanıyla yürüttüğü propagandanın etkisi oluyor. 8 temmuz cuma. Başbakan Erdoğan hükümet programını okurken, yeni anayasanın özelliklerinin de altını çiziyor: “Yeni anayasanın bireyi ve onun haklarını esas alan, toplumsal çeşitliliği bir zenginlik olarak kabul eden, tek sesliliği değil çoğulculuğu öne çıkaran ve demokratik hukuk devletinin tüm unsurlarını içeren bir metin olmasını savunuyoruz.” Başbakan bu metnin nasıl olacağını biraz daha açıyor konuşmasında: “Demokratik ülkelerin kabul ettiği temel siyasi değer ve ilkeleri benimseyen ve BM İnsan Hakları Bildirgesi’ni ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni (AİHS) esas alan bir anayasa.” Açıklama, yeni anayasa isteyen herkesi umutlandırıyor doğal olarak. 14 temmuz perşembe. PKK Silvan saldırısıyla bu umutları törpülüyor. Tırmanan şiddetle güvenlik önlemleri gündeme gelirken siyasi üslup giderek sertleşiyor. KCK operasyonları gündemi demokratikleşmeden belirsiz bir karanlığa doğru kaydırmaya başlıyor. Örgüt elinde silah tuttuğu sürece bu operasyonlara teorik olarak karşı çıkmak mümkün değil ancak yasalarda şiddetle ifade özgürlüğü arasındaki farkı vurgulayan değişikliklere gidilmeden salt güvenlik önlemleriyle yetinilmesi bir kere terörle mücadeleyi topal kılıyor. İfade özgürlüğü alanındaki kısıtlamalar ayrıca yeni anayasa sürecinde olması gereken özgür tartışma ortamını da baltalıyor. 7 ekim cuma. Gazeteler, Başbakan Erdoğan’ın Güney Afrika ziyareti sırasında sarf ettiği “Bir yılda bir değil birkaç anayasa çıkarılır, iki-üç ayda anayasasını hazırlayanlar var” sözlerini aktarıyor. Başbakan, yeni anayasa derken üzerinde ittifak edilen maddelerin bir tarafa konulacağını, tartışmaların ihtilaflı maddeler üzerinde olacağını vurguluyor. Ama o ihtilaflı maddeler zaten yeni anayasanın olmazsa olmazlarını oluşturuyor. 14 ekim cuma. CHP Genel Başkanı diyor ki “Anayasa’nın değiştirilmesi dahi teklif edilemeyecek ilk üç maddesi, bizim kırmızıçizgilerimiz”. Kılıçdaroğlu, buna gerekçe olarak ilk üç maddenin “kurucu iradenin iradesi” olduğunu söylüyor. Peki, ama bu sözler, 1982 Anayasası’nı ve 12 Eylül darbesini yapan komutanların iradesini yeni anayasaya taşımak anlamına gelmiyor mu? 16 ekim pazar. Gazeteler MHP’nin yeni anayasaya destek için belirlediği şartlardan söz ediyor. Partinin CHP gibi değiştirilemez ilk üç maddeye dokunulmaması dâhil tam dokuz kırmızıçizgisi olduğu dile getiriliyor. Bunlar arasında anadilde eğitim gibi bireysel bir temel hak da yer alıyor. Peki, bireysel temel hak ve özgürlüklerin bir bölümüne karşı çıkarak demokratik bir anayasa yapmak mümkün mü? 22 kasım salı. Bu soru AK Parti için de geçerli hale geliyor. Başbakan bedelli askerlikle ilgili düzenleme hakkında bilgi verirken, AİHS’in din ve vicdan özgürlüğüne ilişkin 9. maddesine dayanan “vicdani ret” konusunda pot kırıyor çünkü. Övünülecek bir şeymiş gibi, “Vicdani ret olarak adlandırılan bir düzenleme hükümetimizin gündeminde asla olmamıştır” diyor. Vicdani ret gibi temel bir özgürlük, hatta profesyonel ordu gündeme gelmeden “demokratik ülkelerin kabul ettiği temel siyasi değer ve ilkeleri benimseyen ve BM İnsan Hakları Bildirgesi’ni ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni (AİHS) esas alan” yeni bir anayasanın nasıl yapılacağı aklına bile gelmiyor belli ki. 23 kasım çarşamba. Bu kez AK Parti Kırıkkale Milletvekili Erkan Tan’ın programında Anayasa’nın ilk üç maddesinin değişmeyeceğini söylüyor. Hem de “AK Parti Türkiye’nin geleceğinin teminatıdır. Kimse endişe etmesin o maddeler değişmez” diyebiliyor. Bu sözler yeni anayasa isteyen herkesi kaygılandırıyor doğal olarak. Başbakan Erdoğan, Kızılcahamam’daki AK Parti istişare toplantısında demişti ki “Yeni anayasa bürokratik ideolojilerin değil, milletin eseri olacak”. Bunun gerçekleşmesi için siyasetçilerin bürokratlardan akıl almak yerine, önlerine evrensel ilkeleri koyup gerekli çalışmayı yapmaları talimatını vermesi şart. Oysa Başbakan’ın son açıklamasındaki “Biz askerimize ‘Mehmetçik’ derken bunun bir anlamı var; ‘Küçük Muhammet’ anlamındadır. Biz askerliği ‘Peygamber Ocağı’ olarak görmüşüz” ile başlayıp devam eden cümlelerini bürokratik bir ideolojiden arındırmak ne kadar mümkün merak ediyor insan. Asker, sivil bürokratlar siyasetçilere çoğu kez kendi istediklerini yaptırır. Türkiye’ye özgü bir durum değil bu. Ama Türkiye’ye özgü bir vesayet rejimi var değişmesi gereken ve demokratik ilkelerden ödün verildikçe yerini sağlamlaştıran. Yanıtlanamayan bunca soru ve bu kadar çok çelişki varken, yeni anayasa konusunda başlangıçtaki kadar iyimser olmak kolay değil kuşkusuz.
|
|
| Diğer |
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları





































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2026
26.01.2026
15.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
21.12.2025
13.12.2025
6.12.2025
1.12.2025