Ali BAYRAMOĞLU
AK Parti bugüne kadar toplumsal-siyasal temelli 'üç büyük krizle' karşılaştı.
Üçü de son iki yıl içinde meydana geldi.
İlki Roboski'ydi.
21 Aralık 2011 günü sınırı geçmeye çalışan sivil bir grubu PKK'lı sanan (!) askerin yağdırdığı bombalar 34 kişinin canını almıştı. Kriz olay kadar siyasi iktidarın tavrıyla derinleşmişti. Ölüm tazminatı dışında ne resmi özür dilenmiş ne de herhgangi bir sorumlu yaptırıma uğramıştı.
İkincisi Gezi olaylarıydı.
2013 Mayıs sonu patlayan olaylara katılımcı demokrasi talebi, ataerkil tepki, kalkışma iddialarından önce, dalga vuran orantısız polis şiddeti ve buna eşlik eden otoriter ve güvenlikçi iktidar dili oldu. Bilanço ağırdı: 6 ölü, 90'ı ağır 6000 yaralı. 3.500 gözaltı. Bu tabloyu üreten gücün kahraman ilan edilmesi.
Ve üçüncüsü: Özel mekanlar krizi...
Başbakan'ın, bir kaç gün önce sarfettiği tehlikeli bir eşiği ifade eden, 'Kişilerin özel müstakil evlerinde bir farklı kız, bir farklı genç ikisinin aynı evde kalması ne denli acaba uygun olabilir. Ama eğer bir yasal düzenleme olması gerekiyorsa biz, bu konuyla ilgili yasal düzenlemeyi de yaparız...' sözleri. Özel hayata müdahale açısından çok tesirli bomba işlevi gördü. AK Parti'nin içini salladı. Kimi muhafazakar yazarların, iktidara destek veren kalemlerin önemli kısmı açıklamayı tepkiyle karşıladı. Laik kesim sarsıldı. Tepki 10 Kasım'a yansıdı. Normalleşen törenler yeniden siyasallaşma görüntüsü verdi.
Bu üç olayın öncesine baktığımızda elbet pek çok ara kademe var. KCK'lardan, kimi hukuk ihlallerine, özgürlük alanına yönelik kimi müdahalelere değin...
Biz bu üç kritik olayda kalalım. Zira iradi açıdan kritik bir ortak noktaları var:
AK Parti'nin görece özgürlükçü tutum ve politikalarında, çoğunlukçuluğa olan izafi mesafesinde 'kopuş'.
Türkiye'yi 1990'ların kimlikçi ortamından nasıl özgürlükçü politikalar uzaklaştırdıysa, aynı iklimi geri çağıran bu kopuş hali olmaktadır.
Muhafazakarlar açısından da laikçi kesimin verdiği havaya bakarak, liberal eleştirilere sınıfsal salvolar atarak bunları geçiştirmenin bir anlamı yok.
Sorunu üreten AK Parti dışı gelişmeler değildir, tersine parti içi dinamiklerdir. 'Kurumsallaşma-şahsileşme dengesi' ve 'kimlik merkezli toplumsal değer politikaları'dır. Buna en açık kanıt AK Parti içindeki bu konuda artan kaygılar ve bunların dışarı sızmaya başlamasıdır. Son gelişmelerde Bülent Arınç'ın, İdris Bal'ın, Osman Can'ın aldığı tavır ortadadır,
Evet, memleketin asli gündemi, şüphe yok, bu...
Ancak tek gündem bu değil.
***
Bilin ki memleket tek gündeme sıkışınca, siyasi tavırlar önemsiz bulduğu kimi meseleleri küçümsemeye, hasıraltı etmeye, yok saymaya başlayınca işler iyi gitmiyordur.
28 Şubat meselesi örneğin, adeta 'kirli bir gündem' haline geldi. Tamam cadı avı olmasın. ancak, İbrahim Karagül
'28 Şubat davasında 5 tutuklu kaldı. Son duruşmada 15 sanık için tahliye kararı çıktı. Böylece 76 tutukludan 71'i tahliye edilmiş oldu. Ne yani, 28 Şubat diye bir darbe hiç mi olmadı?..' sorusunu sorarken haksız mı?
***
1999 depremiyle hayatımıza giren Nasuh Mahruki 10 Kasım'da Atatürk'e mektup yazmış diyor ki:
'Düşman, senin de uyardığın gibi, Cumhuriyeti bozmak, kazanımlarını elimizden almak ve bağımsızlığımızı ele geçirmek için, ilk önce Subaylarımızı hor görmüş ve aşağılamış, alçakça saldırılarına onların üzerinden başlamıştı. Türkiye'mizi bölmek, dincileştirmek ve sömürgeleştirmek olan şeytani amaçlarına ulaşmak için (...) 60-70 yaşındaki Türk Subaylarına, teröristmiş gibi gösterip ağır hapis cezaları vererek küçük düşürmekte ve aşağılamaktadırlar...'
'İç düşman algılı' Nasuh Bey ve benzerleri şu haberi okumuşlar mıdır dersiniz:
'1994'te Diyarbakır'ın Hazro ilçesine geçici görevle geldim. Bizim taburumuza verilen görev köyleri yakmaktı. Hazro, Lice, Hani ve Kulp ilçelerine bağlı 30 köyü yaktık...'
Diyabakır Cumhuriyet Savıcısına bir erin verdiği ifade bu...
Mahruki'nin 60-70 yaşında askerler dediği kişilerin 40-50 yaşlarında olduğu zamanlar...
Kaldı ki, sahte delil iddiaları, eksik savunmalar açık darbe girişimlerini ne zamandır ortadan kaldırıyor? Nedir özel hayat krizinin arkasına saklanarak bu fırsatçılık, bu darbeseverlik!
Birilerinin diğerlerine tek boyutlu siyasi ayar vermeye kalkması ancak cemaat alkışını, en değersiz alkışı alır...
Meselelerimiz hala çoklu...
Onları anlama cihazı tektir: Çoğulculuk...
Çoğulculuk önce algı, kavrama ve zihniyettedir...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları


































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
12.02.2026
7.02.2026
5.02.2026
1.02.2026
29.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
10.01.2026