Ali BAYRAMOĞLU
Türkiye yakın tarihinin en ağır devlet krizlerinden, saray içi çatışmalarından birisine tanık oluyor. Ciddiyeti şöyle anlatalım:
Siyasi iktidarın algısı açısından bu durum, 27 Nisan muhtırasından çok daha ciddi bir duruma tekabül ediyor. Üstelik kriz çözülmüş değil, çatışma üstü örtülü götürülse de çalışılsa da, uzun süreli olacağa benziyor.
O zaman şunu belirtmeden geçmeyelim: Krizi, yargı-yürütme gerginliğine kilitleyen, siyasi iktidarın yargıya müdahalesine, yargıdan korunaklı bir alan oluşturmasına bağlayan tespitler, yaşanan durumun ağırlığı ve önemini iyi değerlendiremiyor.
Ancak kervan ilerliyor...
Ağır durumlar pek çok sonuç içerir. Örneğin pek çok açıdan kartların yeniden karılmasını gerektirir. Bu, gerek devlet içinde gerek seçmen düzeyinde ilişkiler, ittifaklar açısından krizin sonuçları olması demektir.
Meramımızı anlatmak için meseleye AK Parti'nin genel siyasi stratejisi açısından bakalım...
Görünen odur ki, bu strateji şu ana kadar, en kısa zamanda hazırlanacak, MHP ya da CHP'nin kısmi desteğiyle referanduma götürülecek bir anayasadan sonra, Tayyip Erdoğan'ın Çankaya'da "beş artı beş" olmak üzere 10 yıllık bir sayfa açması ve bu arada AK Parti'nin bir dönem daha seçimlerden galip çıkma hesabı üzerine kuruludur...
Açıktır ki, bu, mevcut toplumsal ve siyasal dengeler üzerine yapılmış bir hesaptır.
Mevcut toplumsal kutuplaşma, mevcut muhalefet dokusu ve imkanları, bu çerçevedeki muhtemel seçmen dengeleri ve gruplaşmaları üzerinden yapılan bu hesap, mevcut krizin başta seçmen ittifaklarını etkilemesi, devlet içi karar mekanizmalarını kuşatması üzerinden ciddi bir revizyon gerektirecek gibi görünmektedir.
Bu söylediğimiz de elbet bir ihtimaldir ama, kuvvetli bir ihtimaldir...
Zaman sonucu ise gösterecektir.
Bugünün soruları farklı ve bu sorulardan birisi şu:
Bu noktaya nasıl gelindi?
Sorunun siyasi ittifaklar ve sıcak siyasetin seyri açısından pek çok muhtemel yanıtı var...
Ancak daha uzak açıyla bakıldığında bu ittifakları ve iç çatışmaları aşan başka yanıtlar, başka faktörler karşımıza çıkar.
İki faktör özellikle dikkat çekicidir.
Bunlardan birincisi "siyaset eksikliği" ya da "siyasetsizlik"tir.
Devlet içi kapışmaların en keskin olduğu ve zemin bulduğu dönemler siyasetsizlik dönemleridir.
Kürt sorunu açısından düşünelim... Siyasi imkan ve araçlardan çok, asayiş hamleleri üzerine kurulu bir politika, kendisine uygun bir yapılanmayı üretir, güvenlik birimlerinin aşırı siyasi değer bulmasına yol açar, yargı kurumlarının siyasi karar alıcıyı ikame eden bir istikamette yol almasını besler.
Böyle durumlarda kurumların siyasi işlevleri genişler, hatta yer değiştirmeye başlar, her açıdan iktidar savaşlarına uygun zemin oluşur, velhasıl siyaset toplumsal olmaktan çıkar merkeze hapsolmaya başlar.
Doğal olarak bu durum, aynı zamanda krizlerin de başlangıç noktasıdır.
Bugün yaşanan sorunu tahrik eden ya da patlamasına vesile olan somut mesele de bir anlamda bir Kürt sorunu olmamış mıdır? Daha doğrusu güvenlik bakışına endekslenmiş, siyaset, umut ve değişim imkanlarından arındırılmış bir resmi tutum olmamış mıdır?
İkinci faktör ise "demokrasi eksikliği"dir.
Türkiye'de demokrasinin bir ayrıcalıklar sistemi değil, eşitleyici, bu çerçevede düzenleyici bir sistem olduğunu anlamakta, öğrenmekte zorlanıyoruz. Bu, dün Beyaz Türkler ve Kemalistler için böyleydi, bugün de sistemin yeni hakimleri için böyle olma yolunda ilerliyor.
Demokratik siyaset ve meşruiyet gibi asli unsurlar eksik kaldıkça, zaman ve faydacı gerekler karşısında hafifsendikçe, açıkçası eski düzen yıkılırken yerine yeni düzenin değerleri tesis edilmedikçe, ülkede siyaset algısı değişmeyecek, bir yer kapma savaşından başka bir şey olmayacaktır.
Bugün yaşanan kriz, yargı gücü ve aktörlerinin ya da yasama erkinin, hakemliğe değil, rakibi imhaya, sıkıştırmaya kilitlenmesinin bir sonucu olarak karşımızdadır...
Ve bu sadece bugünün meselesi değildir, değişim sürecinin hastalıklarından bir tanesidir.
Siyaset ve demokrasi sadece birer erdem değildir, eşit, makul, hakkaniyetli varoluş araçlarıdır.
Umarız, işin bu yönünün de farkına varan olur...
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- İrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e…
12.02.2026 - Muhalefetin bilinçaltı
7.02.2026 - Kürtlerin arayışı ve zamanın ruhu
5.02.2026 - Kürt Meselesi: Beklenti ve karşılaşmalar
1.02.2026 - Kürt Meselesi: Beklenti ve karşılaşmalar
29.01.2026 - Türkiye’de değişim meselesi
24.01.2026 - Kürt çözümünde ve Suriye’de neler oluyor?
22.01.2026 - Toplumsal gidiş nereye doğru?
17.01.2026 - Nasıl atlayacağız bu badireyi?
15.01.2026 - Zihniyet akrabası siyasetçiler
10.01.2026
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları




































MEHMET DOĞAN
siyaseti ve toplumu şekillendiren bir örgütlenme olan ve bu örgüte ruh veren siyasal felsefenin maestrosu olan mekanizma,laik ulusalcıları ancak böylesine şidddetli bir yokoluş tragetyasıyla günah ve ceza istirahatine yollayabilirdi.Zaten yeni düşün sistemi ile önceki arasında sadece 1 çizgi kadar fark vardı.Bu nedenle öz güven verilmişti onlara.Yeni müslüman ulusalcıların hayır ve sevap içerikli seramonisinin uzun bir süre devamlılığı için böylesi bir operasyonel ritüel şarttı.Deri değişiyoruz.