Aydın ENGİN
TESEV (Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı) bir rapor yayımladı: “Ergenekon'un öteki yüzü: Faili meçhuller ve kayıplar.” Çok önemli ve çok anlamlı bir rapor. Raportör Gülçin Avşar’ın emeğine saygı ve alkış…
Rapor yaşamsal bir siyasal ve kültürel sorunmuşcasına gündemin tepesine çöken “dershane tartışması”nın gümbürtüsü arasında ana akım medyada pek yer almadı. (Herhalde çok şaştınız!)
Raporun tam metni T24’e var.
Vaktiniz varsa ve Ergenekon’un, soruşturması bir türlü Fırat’ın öteki yakasına geçmeyen, geçemeyen kirli ve kanlı faaliyetlerine ilgi duyuyorsanız mutlaka okuyun…
Raporun kapsamlı bir değerlendirmesine bir gazete yazısının sınırları yetmez. Ama rapordan bir küçük paragraf cımbızlamaktan kendimi alamıyorum:
“…Arif Doğan’ın Beykoz’daki evinde yapılan arama ile dokuz çuval belge soruşturma kapsamında ele geçirilmiş, ‘JİTEM arşivi’ denen bu belgeler ‘devlet sırrı’ gerekçesi ile kamuoyu ile paylaşılmamaktadır…”
Dikkatli okur Arif Doğan’ı hemen hatırlayacaktır. Ergenekon davasına kadar bir avuç gazeteci dışında kamuoyunun adını bilmediği bu albay, mahkeme sırasında “JİTEM’i ben kurdum” demiş ve bununla öğünmüş, adeta meydan okumuştu.
Arif Doğan’ı kamuoyu pek tanımaz ama güneydoğu Anadolu’da hukuksuzluğa, insan ve yurttaş haklarının pervasızca ve amansızca çiğnenmesine karşı durmaya çabalayanlar pek iyi bilir; ancak adını duyunca sırtlarında bir ürperme hissetmekten ve ense köklerinde soğuk terler dökmekten kendilerini kurtaramazlar.
Peki, JİTEM’in karakutusu Arif Doğan’ın evinde ele geçen belgeler niye devlet sırrıdır?
Buna “Sen ne diyorsun Aydın Engin, elbette her devletin sırları vardır. Ne yani gizli kalması gereken bilgiler ortalığa saçılsın, dost düşman herkesin eline geçsin öyle mi” diyen devlet tapıncıyla bilinci sakatlanmışlara boşverelim ve ısrarla soralım:
Kurulmuş olması bile Anayasal suç olan (Çünkü gizli örgüt olarak kuruldu, denetim dışı kaldı ve devlet tarafından varlığı hep inkâr edildi ve hâlâ da edilmekte) JİTEM’in kirli ve kanlı çamaşırları niçin devlet sırrıdır?
Bizlerden saklanan nedir? O belgelerde ne gibi bilgiler var ki bizlerden saklanması uygun görülmüştür?
Dahası, o belgelerin ve içindeki bilgilerin devlet sırrı olmasına ve böylece bilinemezlik, görülemezlik kalkanının ardına saklanmasına kimler karar verdi? Hangi politikacılar, hangi üniformalı ya da üniformasız bürokratlar?
Ve ne hakla?
Birilerinin "bildiği", bizim bilmediğimiz" bilgiler var. Bunları gizli kalması kararını, o bilgileri elinde tutan "birileri" veriyor. Bizim bilmemiz içinse gene o birileri"nin karar vermesi gerekiyor. Bizim bu bilgileri ne zaman bilmemiz gerektiğine de gene o "birileri" karar veriyor. Bu çarkın böyle dönmesi de böyle bilgilere "devlet sırrı" denmesi, denebilmesi yol açıyor. Ama hangi bilgilerin "devlet sırrı" olduğuna da gene o "birileri" karar veriyor.
Niye?
Birileri –onlar her kimse ve niye onlarsa- bu belgelere ulaştı, bilgileri elde etti ve kendilerinden başkalarının görmesini, bilmesini devlet sırrı ilan ederek önledi.
***
Sır nedir?
Biliyorum, hepimizin bir ya da çok sırrı vardır. Başkalarının bilmesini istemediğimiz bize ait özel bilgiler, eylemler vb…
Ama onlar bizim özel yaşamımızın sırları ve onların bilinmemesini istemek de, sağlamak da bizim hakkımız…
Peki devletin sırları deyince de böyle bir haktan söz edilebilir mi?
Devlet yurttaşlarından neyi, neden saklar?
Yurttaşlarca bilinmesinde sakınca yoksa devletin yapıp ettikleri niye sır olsun ki?
Birilerinin bilme hakkını ellerinde tutmasına itiraz ediyorum. Bizim oylarımızla iş başına gelen, bizim vergilerimizi kullanarak bu işleri çevirenlere itiraz ediyorum. Hepsini birer birer ve anında bize açıklamak zorundalar. Biz yurttaşız ve hepsinin üstündeyiz.
Asil biziz. Onlar vekil.
Patron biziz. Onlar memur.
Mesela JİTEM belgeleri…
Birilerinin içindekileri bilmesi ve bizlerin bilmemesini yurttaşlık onurumu kırıcı buluyorum ve itiraz ediyorum.
Can Yücel “Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi” demişti.
Kanımca bir devletin ne kadar az sırrı varsa o devlet o kadar iyidir…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları







































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2022
29.01.2022
28.01.2022
18.01.2022
17.01.2022
3.01.2022
24.12.2021
13.12.2021
6.12.2021
4.12.2021