Aydın ENGİN
Daha parça buçuk haberler sayfalara yansımadan, ekranlarda boy göstermeden, sadece telefon görüşmelerinde meslektaşlar arasında yayılırken kararımı verdim. Süleyman Şah türbesinden “sanduka kaçırma” operasyonu, en azından zamanlaması ile tek bir amaca hizmet ediyordu: İç Güvenlik Yasa tasarısı denen ve sadece AKP için dikensiz gül bahçesi yaratacak bir polis devleti tartışmalarını gözden kaçırmak… Sanduka kaçırarak iç güvenlik yasa tasarısına ilişkin tartışmaların yurttaşın gözünden kaçırılması hedeflenmişti.
Bir ölçüde başarıya da ulaştı. Günlerdir sınır dışındaki tek Türk toprağının “nakl-i mekân” edinmesiyle yatıyor ve kalkıyoruz. Hele hele zembereği boşalmış kimi gazete (gazete?) ve gazetecilerin (gazeteciler?) olup biteni bir zafer, başkomutanın askeri dehasının yansıdığı muazzam bir askeri harekât olarak sunmaya çabalamaları gülünç olma sınırını epey aştı; artık sadece mide bulandırıyor.
Peki, İç Güvenlik Yasası sahiden de bu kadar önemli ve bu kadar yakıcı mı?
Bencileyin iş edinip (çünkü işim bu) yasa tasarısını didik didik okuduysanız, yukarıdaki soruya duraksamadan, “Hem de nasıl” cevabını vermişsinizdir.
Bu tasarı ile AKP iktidarı, yurttaşların anayasal haklarının ilk sıralarına yazılan “protesto etme özgürlüğü”nü silip yerine sadece polisin ve ona emir verenlerin kabul edebileceği kadar “özgürlük”ü egemen kılmayı hedefliyor. Eğer ciddiye almak gerekirse Başbakan’ın dünkü vurguları da bu hedefe ne pahasına olursa olsun ulaşma kararlılığını sergiliyordu.
HDP sözcülerinin Meclis’te bu tasarının yasalaşması halinde “barış süreci”nin ruhuna fatiha okumak gerektiğini inatla ve ısrarla vurgulamaları boşuna değil. Meclis’teki çoğunluğunu milli irade olarak tanımlayıp, sokağı da yurttaş protestolarından arındıran bir iktidar, barış sürecini de “Ben ne kadar verirsem o kadarına fit ol. Daha fazlası için ısrar edersen İç Güvenlik Yasası ile tepenebinerim”e indirgeyebilecektir.
***
Peki, bir yandan bu tasarıyı yasalaştırmak için İçtüzüğün de, Meclis geleneklerinin de ırzına geçmeyi göze alan bir iktidar, bir yandan da “İmralı heyeti” ile, bizzat İmralı ile ve İmralı heyeti üstünden Kandil ile görüşmeleri niye sürdürür?
İlkesiz siyaset bezirgânlığı işte tam da bu sorunun cevabında ortaya çıkıyor. Adam –mesela- bakkal dernekleri federasyonları konfederasyonunun hepsi koyu renk takım elbise kuşanmış, tümü bıyıklılardan oluşan temsilcileri önünde yağıp gürlüyor:
“… Sevgili kardeşlerim, biz terör örgütü ile elinde silah tutanlarla görüşmeyiz de, müzakere de etmeyiz. Silah bırakmayan terör örgütü bizim konuşacağımız değil, tepesine ineceğimiz bir tehlikeden ibarettir…”
Alkış kıyamet arasında kimse kalkıp “Peki Reis, bu İmralı heyeti, İmralı heyeti ile Öcalan arasındaki görüşmeler ne ola” diye sormuyor, soramıyor. Sıkı mı?
Ancak kötü kalpli gazeteciler, TV yorumcularının ağzı da torba değil ki büzesin, onlar o soruyu soruyorlar: “Terör örgütü dediğin PKK ise, Öcalan da onun önderi. HDP de aynı kaynaktan fışkıran bir siyasal hareket. Bunlarla görüşmeler sürüp gidiyor. Bu durumda terör örgütü ile görüşmeyiz, asla görüşmeyiz, diye naralanmak ne iş?”
Cevap bezirgânbaşının zulasında hazır. Hemen naralanıyor:
- Değerli arkadaşlar, görüşmeleri hükümetimiz yapmıyor. Görüşen devlettir. Devlet yetkilileri görüşüyor…
Bizi, hepimizi salak sandığı için de üfürdükçe üfürüyor. Bu kelime cambazlığını yutup “Haaa demek öyle… O zaman mesele yok” filan dememizi bekliyor…
***
Haydi dön bakalım bir kere daha ortaokul yurttaşlık bilgisi kitabına:
“Devlet üç bileşenden, üç erkten oluşur. Yasama erki Meclis’tir; yasaları yapar. Yürütme erki hükümettir; yasaları uygular. Denetleme erki yargıdır, yasalarınanayasaya ve uluslararası hukuka uygunluğunu Anayasa Mahkemesi ile, idarenin (hükümetlerin) yasaları uygulayışını Danıştay ile, idarenin (hükümetlerin)harcamalarını Sayıştay ile denetler. Bu üç bileşen devlet’i oluşturur.”
Ortaokul yurttaşlık bilgisi kitabından bu kadar ve bu kadarı yeter.
Şimdi…
Adamın dediklerini ciddiye alacak olursak, ki ciddiye almamızı gerektiren bir makamda oturmakta, “Hükümet görüşmüyor” sözünü kavrarız. Demek ki Başbakan ya da bakanları İmralı ile, İmralı heyeti ile, Kandil ile görüşmüyormuş.
Peki “Devlet görüşüyor” denince ne anlayacağız?
Öyle ya, devlet soyut bir kavram. Ortada “A-ha işte bu devlettir” diyeceğimiz birileri yok. Olamaz da…
Olsa olsa hükümet (yürütme erki) tarafından resmen görevlendirilmiş devlet memurları olabilir. O memurlar kendilerine verilen talimat çerçevesinde ve o talimatın sınırları içinde görüşürler. O sınırlar içinde kararlar verebilirler. Ötesine taşamazlar; dönüp amirlerine yani hükümet yetkililerine bilgi verip yeni talimatlar alırlar, gider yeniden görüşürler, falan filan…
Memurun rütbesi ne kadar yüksek olursa olsun, devletin hangi kurumunun başında bulunursa bulunsun yine de bir memurdur ve her memurun amiri vardır. Yüksek rütbeli memurun amiri de hükümettir, yani bakandır, başbakandır…
“Hükümetlerimiz görüşmüyor, devlet görüşüyor” demek ya yutulmayacağı biline biline savrulan bir palavradır ya da…
Ya da iş yarın sarpa sararsa ellerini yıkayıp suçu memurun sırtına atmak için bugünden tezgâh kurmaktır…
Hakan Fidan’ın istifa edip tokmağı kendi elinde olmayan davulu boynundan çıkarmasına, dahası çok ihtiyacı olacağını sezdiği dokunulmazlık zırhına da kavuşmak için milletvekili adaylığını tercih etmesine bir de bu gözle bakmaya ne dersiniz?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları








































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2022
29.01.2022
28.01.2022
18.01.2022
17.01.2022
3.01.2022
24.12.2021
13.12.2021
6.12.2021
4.12.2021