Aydın ENGİN
Biliyorum, biliyorum, spor yazarları gibi bir başlık attım. Ama “Hücumcu vesayet – Savunmacı vesayet” deseydim ortaya bir başka “dil salatası” çıkacaktı ve yukarıdakinden daha da lezzetsiz olacaktı...
Yani bu başlıkla idare ediverin...
Dün kaldığımız yerden devam edelim. Hani AKP’yi vesayet rejimine son verdi diye alkışlayıp, günahlarından arındırmaya çalışanların palavrasını bir yana itip “Hayır vesayet rejimine son filan verilmedi. Vesayet devam ediyor ama vasi değişti” diyen dünkü Tırmık’ın kaldığı yerden...
***
Önce “eski” vesayet rejiminden...
Eski vesayet rejiminin vasileri yani sahipleri için tek parti döneminde ciddiye alınacak bir sorun, aşılması zor bir engel yoktu.
Devletin yani vasilerin buyruklarına uyulduğu sürece yurttaş için de ciddi bir sorun çıkmıyordu. Örneğin devlet Kürtlere dönüp “Vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür” diyor. İtiraz etmeyenlerin başına hiçbir şey gelmiyordu. Devlet Dersimlilere dönüyor, “Bundan böyle sizin oranın adı Tunceli. Ayrıca sizler de vergi verecek, askere gidecek, bir de bu vahşi yaşam tarzından vazgeçeceksiniz” diyordu. Boyun büküp “tamam” diyenler devletten gelecek belalardan uzak yaşayıp gidiyordu.
Amaaaaaaa...
Kürtler, “Yok biz Türk değil Kürdüz” dediklerinde devletin kahhar yumruğu tepelerine iniyor; darağaçları kuruluyordu.
Dersimliler “Biz Osmanlı’dan beri böyle yaşamışız. Devlet zoruyla da olsa atadan dededen gördüğümüzü değiştirmeyiz” diye kafa tuttuklarında kahhar yumruk amansızca tepelerine iniyor, kitlesel cankırımları yaşanıyordu.
Devletin sahipleri “Tekkeler, zaviyeler kapatılmış, tarikatlar yasaklanmıştır” dedi. İtiraz etmeyenler rahatına baktı. En azından tarikat töresince zikir ayinlerini filan gizlice, çaktırmadan yaptı. Siyasal bir çıkış yapmaya kalkışanlar ise... Onlar fena halde yandı. Parti kurdularsa kapatıldı; parti kurmaya kalkıştılarsa tepelerine binildi. Siyasette kendilerini yer aradılarsa “Gericilik gücü” olarak nitelenip çökertildi.
Çünkü yurttaş için neyin iyi, neyin kötü; neyin doğru, neyi yanlış olduğuna vasiler karar veriyordu. Zaten vasi demek bu demekti.
Bir kere daha vurgulayacağım: “Neyin iyi, neyin kötü; neyin doğru, neyin yanlış” olduğunun vasilerce saptanmasına itiraz gelmediği sürece vesayet rejimi kimseye kötü davranmıyordu.
Ancak 1950’de “eski” vesayet rejimi, dolayısıyla vasiler için bir şeyler değişti. Hem de kötü değişti.
Siyasal iktidarı o tarihte sandık belirledi ve sandıktan vasiler çıkmadı. Nitekim vesayet rejiminin sahipleri 1950 için “Karşıdevrim iktidara geldi” dediler. O gün bugün bu zihniyet o kesimde egemen.
Eski vesayet rejimi var olan düzeni korumakla yetiniyor, o düzene yönelik itirazları, kalkışmaları, örgütlenme girişimlerini önlemekle, rejimi savunmakla yetiniyordu.
Buna spor medyasının diliyle “defansif vesayet rejimi” demek hiç de yanlış değil.
***
1950 seçimlerinden sonra önleri kısmen açılan, 60’lı yılların sonunda partileşen, darbelere, engellere, Anayasa Mahkemesi kararıyla partilerinin kapatılmasına rağmen gitgide güçlenen siyasal İslam 2002’de AKP kalıbında iktidara geldi.
2011’e kadar olan iktidar dönemi eski vesayet rejiminin vasilerini tasfiye etme, etkisizleştirme; bu amaçla AB ile yakınlaşarak darbe tehlikesine karşı uluslararası kalkanlar edinme çabalarıyla geçti. Bunda başarılı da oldular. Sahiden de vasiler etkisizleşti; iktidar üstünde söz sahibi olma hak ve alışkanlıklarını tümüyle yitirdiler. Bu amaçla umutsuzca da olsa çıkışlar örgütlendi. Darbe arayışları, kitlesel mitingler filan...
Ama tutmadı. 2011 sonrasında AKP iktidarı pekişmiş, darbe korkusundan büyük ölçüde kurtulmuş, eski vesayet rejiminin dayatmalarını elinin tersiyle itecek güce ve kararlılığa kavuşmuştu.
Cumhuriyetin yeni vasisi artık AKP tepelerinden oluşuyor. Vesayeti olanca ağırlığı ile yurttaşlar üstünde yoğunlaştırıyor; kendi değerlerini herkesin değeri olarak dayatıyor.
Eğitimden kültür hayatına, İslamın Sünni - Hanefi yorumuyla sınırlı bir dindarlık dayatmasından, hukuk ve parlamento gibi çağdaş devlet erklerini sadece AKP iktidarına hizmet edecek kurumlara dönüştürme atılımına kadar hayatın her alanında yeni bir vesayet rejimi kuruluyor. Tayyip Erdoğan’ın ağzına sakız ettiği milli irade, AKP çizgisinden farklı düşünenin hayat hakkının olamayacağı bir rejime işaret ediyor.
Yani savunmada, var olanı korumakla yetinen bir vesayet rejiminden değil, ofansif yani saldırıda bir vesayet rejiminden söz ediyorum.
Özel bir kişilik olarak Tayyip Erdoğan da bu ofansif vesayeti daha da ürkütücü ve tehlikeli kılan vasi modeline en uyumlu siyasetçi.
7 Haziran seçimlerini Türkiye için yaşamsal önemde kılan koşullar arasında yeni ve saldırgan vesayet rejimi bence en ön sıralarda yer alıyor.
Yazarlar
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları












































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2022
29.01.2022
28.01.2022
18.01.2022
17.01.2022
3.01.2022
24.12.2021
13.12.2021
6.12.2021
4.12.2021