Aydın ENGİN
Siyasetin canı cehenneme. Bir haber ve bir anı arasında gidip geliyorum.
Önce şu haberi sabırla okuyun. Gazete Duvar'dan aldım ve can alıcı iki paragrafı aynen aktarıyorum:
"...Irak’taki Ezidiler, IŞİD’lilerin cinsel saldırısına uğrayan Ezidi kadınlar ve cinsel saldırı sonucu doğan çocuklarıyla ilgili uzun süren tartışmaların ardından karar verdi. Ezidi Yüksek Ruhani Konseyi, savaş sırasında IŞİD’liler tarafından esir alınan Ezidi kadınlar ve çocuklarının Ezidi toplumuna kabul edileceğini açıkladı.
Irak’taki Ezidi toplumunun lideri Eido Baba Şeyh, bu durumdaki kadınlar ve çocuklarının toplumlarından dışlanmayacağını ve cemaatlerinin birer üyesi olarak kabul edileceğini belirtti..."

* * *
Şimdi de şu anıyı sabırla okuyun:
1999 Ocak sonuydu. İlhan Selçuk yukarı çağırdı. Kıs kıs gülüp söze girdi:
- Senden kurtulmanın bir yolunu buldum. Kosova'ya gidiyorsun… Belki oralarda telef olursun da senden kurtuluruz...
Parçalanan Yugovlaya'da Sırbistan'dan boyunduruğundan kopamayan Kosova Arnavutlarının başkaldırdığı zorlu ve kanlı günlerdi. Cumhuriyet'in cimri mi cimri muhasebe müdürü Bülent Yener'den güç bela 500 dolar, 350 mark kopardım; bir de uçak biletini ödettim ve ertesi sabah yola çıktım.
İlk durak Belgrad'tı. Bu görkemli, gelenekli Balkan kentinin tadını çıkaramadım. Daha üçüncü gün NATO uçakları askeri hedefleri bombalamaya, yabancı elçilikler, misyonlar da kenti boşaltmaya başladı...
Güneye giden derme çatma bir otobüsle Kosova yolunu tuttum. Akşamına da başkent Priştina'ya ulaşıp, Sırplar kenti terk ettiği için resepsiyonunda da, mutfağında da, kapısında da hiç bir görevlinin kalmadığı Grand Otel'de kendime bir oda seçip lobide otelin barı talan ederek elde edilen viskileri, votkaları şişeyle kafasına diken Avrupa'nın dört bir yanından gelmiş gazeteci tayfasının arasına katıldım...
Sonra mesleğin zor günleri başladı.
Karlar altındaki dağlarda üstlenmiş UÇK (Kosova Kurtuluş Ordusu) gerillaları ile söyleşi yaptım. Acıma duygusunu yitirmiş Sırp milliyetçisi Miloseviç'in askerleri karşısında derme çatma olanaklarla savaşanların umuduna ve çaresizliğine tanık oldum.
Çok etkilenmedim. Mesleğin gerektirdiği nesnelliği korudum, işimi yaptım.
Kuzeye doğru Mitrovica yakınlarındaki karlı tepelerde mevzilenmiş, aşağıdaki köy yolunda hareket eden her şeye, çocuk, kadın, erkek, at, inek ateş eden ve vuran kar giysilerine bürünmüş Sırp keskin nişancıyla söyleşi yaptım.
Her vurduğu Arnavut için tüfeğinin kabzasına bir çentik atan aşağılık heriften tiksindim ama yine de mesleğin gerektirdiği sekrinkanlılığı korudum ve işimi yaptım.
AGİT temsilcisiyle birlikte Prinzen - Priştina arasındaki bir tepede yeni bulunmuş bir toplu mezara gittim.
Fotoğraf çektim, işimi yaptım.
Ama bir gün...
* * *

Ama bir gün Priştina'nın kuzey batısında, Sırbistan'ın Sancak eyaletinde Sjenica ile Tutin kasabaları arasında bir köyde (Brigovo?) mesleğin nesnellik ilkesini fırlatıp attım, işimi de yapmadım.
Tümüyle boşaltılmış bir köydü. Tek erkek yoktu. Yaşlı kadın da yoktu. Küçücük, en büyüğü beş yaşlarında onlarca mavi gözlü, sarı saçlı, kızlı oğlanlı çocuk sokaklarda koşuyor, saklambaç, seksek oynuyor; tasasız, neşe fışkıran çocuk kahkahaları köyde yankılanıyordu.
...Ve evlerin önünde çoğu tek başına oturmuş, çoğu çok genç Boşnak kadınlar hiç konuşmadan (Bir daha: Hiç konuşmadan), içlerinin acısı yüzlerine vurmuş, gözleri boşluğa dikilmiş oturuyorlardı.
Sırp milliyetçisi Miloşeviç'in ve generallerinin "Boşnakları Hristiyanlığa ve Slav ırkına yeniden kazandırma projesi" uyarınca Sırp askerlerinin devlet buyruğu ile ırzlarına geçtiği, devlet denetiminde çocuk doğurmaya zorlanan Boşnak kadınlarıydı. Sokakta, onların gözü önünde oynayan, gülen, çığlıklar, kahkahalar atan mavi gözlü, sarı saçlı küçük çocukların anneleriydiler. Köylerinden, kasabalarından dışlanmışlardı. Bosna ve Sancak'ın bazı köylerine mutlak bir yalıtılmışlık içinde "Slav çocuklar büyütmeleri" için yerleştirilmişlerdi.
Arabayı köyün dışına çektim. Bir sigara yaktım. İçemedim. Fırlatıp attım ve sessiz ama sarsıla sarsıla ağladım... (Şimdi, şu anda, bu satırları yazarken de dokunsanız ağlayacağım...)
* * *
Ey okur, dön yazının başına...
Benim gibi yap. Müslüman Boşnak kadınların devlet buyruğu ile ırzına geçip "Hristiyan Slav çocuklar" doğurtan Sırp ırkçı-milliyetçileri ile Ezidi kadınları tutsak alıp bıkıp usanmadan ırzlarına geçen ve onları "Müslüman çocuklar" doğurmaya zorlayan IŞİD dinbazları arasında git gel.
Sonra da Ezidi'lerin ruhani lideri Eido Baba'nın elini neden öpmek istediğimi anla ve bana hak ver...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları







































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2022
29.01.2022
28.01.2022
18.01.2022
17.01.2022
3.01.2022
24.12.2021
13.12.2021
6.12.2021
4.12.2021